<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:apple-wallpapers="http://www.apple.com/ilife/wallpapers" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:g-custom="http://base.google.com/cns/1.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:creativeCommons="http://backend.userland.com/creativeCommonsRssModule" xmlns:taxo="http://purl.org/rss/1.0/modules/taxonomy/" xmlns:cf="http://www.microsoft.com/schemas/rss/core/2005" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:g-core="http://base.google.com/ns/1.0" xmlns:cc="http://web.resource.org/cc/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:opensearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" version="2.0">
  <channel>
    <title>ZAMAN :: Yeni Bahar</title>
    <link>http://www.zaman.com.tr/</link>
    <description>Internetin Ilk Türk Gazetesi</description>
    <language>TR</language>
    <copyright>Feza Gazetecilik A.S.</copyright>
    <pubDate>Wed, 19 Jun 2013 08:57:35 GMT</pubDate>
    <dc:date>2013-06-19T08:57:35Z</dc:date>
    <dc:language>TR</dc:language>
    <dc:rights>Feza Gazetecilik A.S.</dc:rights>
    <image>
      <title>Zaman Gazetesi</title>
      <url>http://medya.zaman.com.tr/xml/xmlogo.gif</url>
      <link>http://www.zaman.com.tr/</link>
    </image>
    <item>
      <title>Fitne kazanı kaynıyor</title>
      <link>http://www.zaman.com.tr/yenibahar_fitne-kazani-kayniyor_2101841.html</link>
      <description>&lt;img style="border: navy 1px solid;" src="http://cdncms.zaman.com.tr/2013/06/18/fitnefitne.jpg" border="0" align="left" width="80" height="60"/&gt;Bir ofiste iki kişinin fısır fısır konuşarak başlattığı üçüncü kişi düşmanlığından tutun da, birbirine kırdırılan kardeşler hatta ülkelere kadar, etrafımız adeta bir fitne kazanı&amp;hellip; Peki, bu kazanda kaynamamak için ne yapmalı?Yeryüzünde ilk büyük sorun Hz. &amp;Acirc;dem ile Hz. Havva&amp;rsquo;nın oğulları Habil ile Kabil arasında yaşanır. Adem&amp;rsquo;in evlatları bir kız, bir erkek ikizler şeklinde doğmuşlardır. Her erkek çocuk, diğer ikizlerden kız olanlarla evlenir. Gel gelelim, insan yaratıldığı ilk günden itibaren insandır ve açıkları, zaafları vardır. İki kardeşten Kabil, Habil&amp;rsquo;e eş olması gereken kendi ikiziyle evlenmek isteyince imtihanı başlar. Kardeşine düşman kesilir. Durumun ciddiyetine binaen Hz. &amp;Acirc;dem, çözüm olarak ikisinin de Allah&amp;rsquo;a birer kurban sunmalarını, hangisininki kabul olursa kızla onun evlenmesini önerir. Allah, Habil&amp;rsquo;in halis bir niyetle sunduğu kurbanını kabul eder. Bu durum Kabil&amp;rsquo;i iyice kızdırır, kardeşini öldürmek için planlar kurar. Ve yeryüzünde ilk kan dökülür&amp;hellip; Rabb&amp;rsquo;imiz bu olaydan ders almamız için yeryüzünde ilk fitneyi çıkaran Kabil&amp;rsquo;den başlayarak bütün insanlığa uyarıda bulunur: &amp;ldquo;Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur. Res&amp;ucirc;llerimiz onlara açık &amp;acirc;yetler ve deliller getirmişlerdi. Ne var ki onların çoğu bütün bunlardan sonra, h&amp;acirc;l&amp;acirc; yeryüzünde fesat ve cinayette aşırı gitmektedirler.&amp;rdquo; (Maide, 32)Asırlar geçmiş, Habil&amp;rsquo;le Kabil&amp;rsquo;in hik&amp;acirc;yesi unutulmuş ama binlerce imtihan türünden biri olan fitne, bütün dünyada kol gezmeye devam ediyor. Türkçede ara bozuculuk, kargaşa, azdırıp baştan çıkarma, fesat gibi anlamlarda kullandığımız fitnenin aslı Arapça olmakla beraber, bildiğimizden farklı manalar da taşıyor. İlah&amp;icirc; Beyan&amp;rsquo;da imtihan etme, sınama manalarını içeren ifadelerin kullanıldığını görüyoruz. Her dönemde sınava tabi tutulan insan, şimdilerde de ahir zaman fitnelerine karşı mücadele vermek zorunda. Bir ofiste iki kişinin fısır fısır konuşarak başlattığı üçüncü kişi düşmanlığından tutun da, birbirine kırdırılan kardeşler hatta ülkelere kadar, etrafımız adeta bir fitne kazanı&amp;hellip; &amp;ldquo;&amp;Acirc;dem Aleyhisselam&amp;rsquo;dan itibaren Deccal&amp;rsquo;den büyük fitne yoktur.&amp;rdquo; diyerek ahir zamana işaret eden Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), fitne zamanında günahlarımıza tövbe etmeyi, dilimizi tutup kendi işimize bakmayı, başkalarının işine karışmamayı tavsiye ediyor. Fitne deniz dalgaları gibi dalgalandığından -Allah muhafaza- ağzımızdan çıkacak küçük bir fitne tohumu, çok daha büyük olaylara sebep olup masumlara zarar verebilir. Bu yüzdendir ki, Rabb&amp;rsquo;imiz, fitnelere karşı müminlere, &amp;ldquo;Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz, hepinize şamil olur. Biliniz ki Allah&amp;rsquo;ın cezalandırması şiddetlidir.&amp;rdquo; (Enfal, 25) şeklinde uyarıda bulunuyor.Fitne zamanında dil mi daha keskin, kılıç mı?Fitnenin ortaya çıkmasında başrol şüphesiz kılıçtan keskin &amp;lsquo;dil&amp;rsquo;e ait. Fitne yoksa onu dil çıkarıyor, çıkan fitneyi dil dallanıp budaklandırıyor. Dedikodu, gıybet, yalan vb. büyük günahların hepsinde olduğu gibi, fitne zamanında imanımızı korumanın yolu da dilimizi tutmaktan geçiyor. Bunun yanında, Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte&amp;rsquo;de haklıyla haksızın belli olmadığı, kargaşanın hüküm sürdüğü fitne ortamında fitnecileri yalnız bırakmanın en etkili silahlardan biri olduğunu söylüyor. Res&amp;ucirc;lullah, gelecekten bir fitneyi haber verdiğinde, yanındakiler o vakit ne yapmaları gerektiğini soruyor. Muhbir-i Sadık da, &amp;ldquo;İnsanlar onları (fitnecileri) terk etmelidir.&amp;rdquo; cevabını veriyor. Ayrıca elimizle ya da dilimizle müdahale edemediğimiz bütün kötülüklerle beraber fitneye karşı da en azından kalben buğzetmemiz gerek.MAKAM MANSIP FİTNESİNDE SAHABE TAVRI,Ahir zaman imtihanlarının en büyüklerinden biri de şüphesiz kişinin kendi egosu. Hırs, makam sevdası, kabul görme isteği gibi düşkünlüklerimiz, sosyal hayatımızda bizi fitnelerle karşılaştırıyor. &amp;ldquo;Terfi benim hakkımdı, şu şahıs bu işi benim gibi beceremez.&amp;rdquo; gibi düşüncelerimizin davranış boyutuna geçmediği takdirde belki bizi fitneden kurtarabileceğini düşünüyoruz. Ancak fitneye sebep olacak bir tahayyül bile Efendimiz&amp;rsquo;in (sallallahu aleyhi ve sellem) de belirttiği gibi fitnenin dalgalanarak büyümesine sebep olabiliyor.Burada sahabe devrinden bir örneği hatırlayalım. Res&amp;ucirc;lullah&amp;rsquo;ın canlar feda arkadaşları, bir fitneye mahal vermemek için bakın nasıl davranmışlar? Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), vefatından hemen önce Romalılara karşı bir ordu kurar, başına da yaşı daha 18 olan Hz. Üsame ibn Zeyd&amp;rsquo;i geçirir. Ordu sefere çıktıktan sonra Efendimiz, ruhunun ufkuna yürüyünce sefer durur. Herkes beklemeye başlar. Bu arada sahabe efendilerimiz, Hz. Ebubekir&amp;rsquo;i halife seçer. Sıddık-ı Ekber&amp;rsquo;in ilk işi ise, ordunun giriştiği seferi kaldığı yerden devam ettirmek olur. Neredeyse torunu yaşındaki Hz. Üsame&amp;rsquo;nin yanına gidip &amp;ldquo;Ömer&amp;rsquo;i bana yardım etmesi için yanıma almama müsaade eder misin?&amp;rdquo; diyerek izin ister. Fethullah Gülen Hocaefendi, halifenin bu yüce ruhlu tavrından bizim için şu dersi çıkarıyor: &amp;ldquo;Herkes kendi heva u hevesine göre bir beklentiye girerse, fesat ve bozguna sebebiyet verilmiş olur. O h&amp;acirc;lde insan, fısk u fesada kapı açmama adına, içindeki makam ve mansıp sevdasına &amp;acirc;deta savaş açmalı ve kendisi için takdir edilen vazife ve konum her ne ise, ona kanaat etmesini bilmelidir.&amp;rdquo;Kadın, fitne midir?Sabah ve akşam ettiğimiz &amp;ldquo;Allahümme ecirn&amp;acirc; min şerri&amp;rsquo;n-nisa, Allahümme ecirn&amp;acirc; min bel&amp;acirc;i&amp;rsquo;n-nisa, Allahümme ecirn&amp;acirc; min fitneti&amp;rsquo;n-nisa.&amp;rdquo; şeklinde bir dua var. Kadının şerrinden, belasından ve fitnesinden Allah&amp;rsquo;a sığındığımız bu duayı Fethullah Gülen Hocaefendi, &amp;ldquo;Allah&amp;rsquo;ım, erkekliğin altında kalıp kadınla imtihanı kaybederek bir kötülük işlemekten bizi koru; Allah&amp;rsquo;ım, şehvetin arkasında sürüklenip bir felakete uğramaktan bizi muhafaza et; Allah&amp;rsquo;ım bir kadının cazibesine kapılıp doğru yoldan sapmaktan bizi hal&amp;acirc;s eyle!&amp;rdquo; şeklinde yorumluyor. Bu sebeple, müminlerin kadının şer, bela ve fitne olarak yaratıldığını asla düşünmemeleri gerektiğini vurguluyor. Hatta erkeğin de kadın için bir imtihan vesilesi olması hasebiyle, kadınlar da isterlerse &amp;ldquo;Allahümme ecirn&amp;acirc; min şerri&amp;rsquo;r-ric&amp;acirc;l, Allahümme ecirn&amp;acirc; min bel&amp;acirc;i&amp;rsquo;r-ric&amp;acirc;l, Allahümme ecirn&amp;acirc; min fitneti&amp;rsquo;r-ric&amp;acirc;l.&amp;rdquo; diyerek Allah&amp;rsquo;a sığınabilir. h.cetinkaya@zaman.com.tr</description>
      <enclosure />
      <category>Yeni Bahar</category>
      <pubDate>Tue, 18 Jun 2013 10:18:01 GMT</pubDate>
      <guid>http://www.zaman.com.tr/yenibahar_fitne-kazani-kayniyor_2101841.html</guid>
      <dc:creator>hatice tuba çetinkaya</dc:creator>
      <dc:date>2013-06-18T10:18:01Z</dc:date>
      <media:content url="http://cdncms.zaman.com.tr/2013/06/18/fitnefitne.jpg">
        <media:title>Fitne kazanı kaynıyor</media:title>
      </media:content>
    </item>
  </channel>
</rss>

