Abdülhamit Bilici

a.bilici@zaman.com.tr

DÜNYA Yazarlar Abdülhamit Bilici

Çin füzesi

Suriye krizinde bir daha ortaya çıkan hava savunma ihtiyacını karşılamak için açılan ihaleden Çin firmasının önde çıktığı açıklandığında, BM Genel Kurulu için New York’a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikteydik.

Savunma Sanayii İcra Komitesi, Çin firması CPMIEC ile sözleşme görüşmelerine başlandığını duyurmuştu. 3 milyar dolarlık ihalede Fransız-İtalyan ortaklığı Eurosam ikinci; Amerikan Raytheon üçüncü olmuş; Rus firması ise elenmişti.   

    Haber duyulur duyulmaz tepkiler de başladı. Çin firmasının, İran, Suriye ve K. Kore ile silah ticareti yüzünden ABD’nin yaptırım listesinde yer aldığına dikkat çekiliyordu. Daha önemlisi, NATO üyesi bir ülkenin hem de Suriye’ye karşı hava sahası NATO’nun Patriotlarıyla korunurken böyle bir karar alması dikkat çekici bulunuyordu.  

    Böyle kritik bir karar, kuşkusuz devletin zirvesinde konuşulmuş olmalıydı. İlk fırsatta Cumhurbaşkanı Gül’e konuyu sorduk. Verdiği cevaptan henüz nihai karar alınmadığı anlaşılıyordu: “Karar kesin değil. Görüşme yapılacaklar listesinin başında. Türkiye’nin NATO’nun bir parçası olduğu gerçeği önemli ama olmaz diye bir şey yok. Teknik, fiyat, üretim süresi, ortak üretim gibi şartlara bakmak gerekir.” Ertesi gün bu açıklama gazetelerde çıkınca tepkiler biraz azaldı. Çünkü kararın nihai olmadığı, gözden geçirilebileceği mesajı vermişti.

         Daha sonra Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın yaptığı açıklama, kararın daha ileri bir aşamada olduğunu gösterdi: “Biz ortak üretim ve teknoloji transferi istiyoruz. Diğer ülkeler bunu sağlıyor mu? Sağlamıyorsa biz de sağlayandan alacağız.” Yılmaz, Çin füzelerinin NATO’ya uymayacağı iddiasına da “Bu konuda hiçbir sorun yok.” diye cevap verdi. Ama NATO’da tereddüt vardı. Sistem hakkında yeterli teknik bilgiye sahip olunmadığı ve bunun müttefikler arasında bilgi paylaşımı konusunda güvenlik zafiyeti oluşturacağı riskine dikkat çekiliyordu. Çekincenin Çin’e özel olmadığı, NATO üyesi olmayan başka bir ülkeden de alınsa aynı tepkinin verileceği söyleniyordu.

    ABD Büyükelçisi Ricciardone de önceki gün olumsuz tavrını ortaya koydu. Füzeleri üreten şirkete karşı ABD’de yaptırım uygulanması için iki yürütme kararı ve bir kanun bulunduğunu hatırlatan Ricciardone, muhtemel anlaşmadan Washington’ın büyük endişe duyduğunun sır olmadığını söyledi.

    NATO üyeleri arasında farklı görüşte olanlar da yok değil. Mesela Ankara’da konuştuğum bir üye ülkenin askerî yetkilisi, Türkiye’nin Çin füzelerini almasının NATO için avantaj bile olacağı görüşündeydi. NATO, bu yolla Çin teknolojisinin detaylarını öğrenecekti. Ayrıca NATO üyesi Yunanistan’ın, Rus S-300 füzelerini aldığını hatırlatıyordu. Ama NATO ve ABD’den gelen tepkilere bakılırsa bunlar istisnai görüş.

    Uluslararası silah pazarına yeni yeni açılmaya başlayan Çin için yüksek teknoloji içeren bir ürünle dünya gündemine girmek bir başarı. Ancak geleneksel müttefiklik ilişkileri nedeniyle Türkiye için sıkıntılı bir durum. Bir yanda bağımsız bir ülke olarak özgür karar verme hakkı ve ortak üretim, üçüncü ülkelere satış, fiyat gibi önceliklerini karşılayan teklif. Diğer yanda NATO yükümlülükleri ve yeniden başlaması muhtemel bir eksen kayması tartışması.

    Uluslararası Adem Jashari Havalimanı’nın açılışı için gittiğimiz Kosova’dan dönerken Ana uçağında Başbakan Erdoğan’la bu kritik konuda son durumu konuşma fırsatı oldu. Cumhurbaşkanı Gül’ün “Karar kesin değil” sözünden birçokları, ihaleye giren Çin dışındaki firmaların tekliflerini gözden geçirip yenileyebileceğini ve Türkiye’nin kararını değiştirebileceğini anlamıştı.

    Ancak Başbakan Erdoğan’ın sözlerinden anladığım şu oldu: 6 yıldır devam eden bir süreç bu. Türkiye’nin aradığı ortak üretim gibi en önemli kriter açısından tek olumlu teklif Çin’den gelmiş. Bu sürede diğer teklif sahipleriyle bu kriterleri sağlamaya dönük görüşmeler yapılmış. Erdoğan, bunun için Obama ve Putin ile bizzat görüşmüş. Sonuç değişmeyince Çin firmasının adı açıklanarak, müzakerelere başlanmış. Bu aşamada karardan vazgeçilmesi için iki seçenek var: Çin’in  satıştan vazgeçmesi. Ya da Erdoğan’ın satır arasında söylediği, füzelerin NATO’ya uyum testinden geçememesi.

    Batı’da son dönemde artan olumsuz havaya yeni bir ivme katan Çin füzelerinin alınıp alınmayacağını zaman gösterecek. Türkiye’nin bağımsız karar alma özgürlüğü elbette önemli. Ancak temenni edelim, bu iddialı adım, Güvenlik Konseyi’nde İran lehine kullanılan oyun başlattığı eksen kayması tartışmasının, NATO füze kalkanının Kürecik’e yerleştirilmesiyle sonuçlanması gibi, yarın Türkiye’yi daha ileri bir tavize zorlamasın. a.bilici@zaman.com.tr

26 Ekim 2013, Cumartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.