DÜNYA Yazarlar Abdülhamit Bilici

Kırgızistan aslında Kazakistan’dı (2)

Gürcistan ve Ukrayna'daki kadife devrimlere bazı noktalarda benzemesi, Kırgızistan'ı da aynı kefeye koymaya yeter mi? Sözgelimi muhalefetin ekonomide, dış politikada yeni bir yönelişleri ya da ufukları var mı, yoksa olay bir koltuk kavgası mı? Her şey yolunda da tek sorun, devrik Cumhurbaşkanı Akayev'in bulaştığı iddia edilen yolsuzluklar ve demokrasi eksikliği mi? Biraz yakından bakıldığında, patlamanın arkasında Akayev ve yönetim biçiminin ötesinde Sovyet mirasının ve jeo-politik faktörlerin öne çıktığı görülür.

Yıllardır varlıklarına müsamaha gösterdiği muhalif isimlerden farklı olarak, sadece Akayev ülkenin sosyolojik bir gerçeği olan kuzey ve güney klanlarının tümünün desteğini alıyordu. Bu ilişkinin sekteye uğramasında ise Akayev'in komşu Çin ve Özbekistan'la yaptığı sınır düzenlemeleri kritik rol oynadı. ‘Bu iki ülkeye gizlice toprak verildiği' tezi, halkı sokağa döktüğü gibi muhalefet saflarını birleştiren gelişmelere yol açtı. Tepkilerin büyümesi üzerine meclis, soruşturma açmak zorunda kalırken, bu olayda Akayev'i en sert şekilde eleştiren güneyli milletvekili Azimbek Beknazarov, Ocak 2002'de farklı suçlamalarla hapse konuldu. Taraftarlarının 2 ay sonra Kerben'de yaptığı gösteride, güvenlik güçlerinin ateşi sonucu 6 kişinin ölmesi ve 60 kişinin yaralanması bardağı taşıran damla oldu.

Bağımsızlıktan bu yana ülkede yaşanan bu en kanlı eylem, ılımlı muhalefeti de radikalleştirdi. Olayın soruşturulması ve Akayev'in istifası istendi. Muhalefetin başkent Bişkek'e yürüme fikri de ilk kez bu münasebetle gündeme geldi. Güney klanlarının Bişkek'e yürüme tehdidi, grup liderleriyle yapılan görüşmeler ve verilen tavizlerle önlenebildi. Ama güneye verilen tavizler, kuzeyin Akayev'e soğumasına yol açtı. Yapılan soruşturmada üst düzey yetkililer suçlanınca, zamanın başbakanı önce istifa etti, sonra da muhalefete geçti. 2002'de göstericilere aşırı şiddet kullanılmasından dolayı istifa eden isim, Akayev'i alaşağı eden devrimde başı çeken Kurmanbek Bakiyev'den başkası değildi. Hükümetin istifası muhalefeti susturmaya yetmeyince, Akayev ‘Kırgızistan insan haklarının yurdudur' parolası altında bir program başlattı, anayasayı değiştirmek için öneriler sundu. Ama muhalefet, ‘Akayev istifa, Beknazarov'a özgürlük' parolasından vazgeçmedi. Beknazarov'un serbest bırakılması ve Akayev'in 2005'te aday olmama sözü de işe yaramadı. Görüldüğü gibi henüz kadife devrimler BDT'ye sıçramadan epey önce Kırgızistan'da devrimin ayak sesleri duyulmaya başlamıştı. Kıvılcımı çakan Özbekistan'la toprak takası ise aslında Stalin'in çizdiği yapay sınırların ve komünist emperyalizmin geliştirdiği ulus oluşturma siyasetinin sonucuydu. Buna göre yüzde 15 civarında Özbek nüfusu ve Özbek havası taşıyan Oş şehri yanında resmen bir parça Özbek toprağı da adacık halinde Kırgızistan sınırları içinde bırakılmıştı. Yapılan da takas yoluyla Özbeklere bir koridor vermekten ibaretti.

Devralınan Sovyet mirasının daha komik yanları da vardı. Mesela ulus inşa mühendisleri, yaptıkları isimlendirmede şu anki Kazakistan için Kırgızistan adını uygun görmüştü. Bugünkü Kırgızistan'a ise ‘Kara Kırgızistan’ demişler ve bu uygulama 1929'a kadar sürmüştü. Bir yönüyle komikti; ama bir yönüyle Kırgızlarla Kazakların ne kadar birbirine yakın olduğunu gösteriyordu. Tarihin bir döneminde birine verilen isim sonra diğerine verilebiliyordu. Etnik bilimciler de bu iki grubun aslında biri dağlık, diğeri steplerde yaşayan aynı insanlar olduğunu, birbirlerinin dilini anladığını, sadece Kırgızların Kazaklara göre biraz esmer olduğunu söylüyordu. Türkologların tasnifinde ise Kırgız ve Kazaklar, Türk ağacının Kıpçak dalına mensuptu. Bölgenin kalbi durumundaki Fergana Vadisi'nin 3 komşu arasındaki bölünme biçimi, nüfusunun beşte biri Özbeklerden oluşan Tacikistan'ın ihdası da aynı mirasın farklı yansımalarıdır. Bu miras bütün ülkelerin ortak sorunuydu. Ancak Türki komşularının aksine zengin doğal kaynaklara sahip olmaması, Kırgızistan'ı dışa karşı daha bağımlı ve daha kırılgan hale getiriyordu. Ülkede hem Rusların hem de ABD'nin üs sahibi olması, Şanghay İşbirliği Örgütü vasıtasıyla da Çin'le yakın ilişki kurması, bu zayıflığın sonucu olduğu kadar, risklere karşı telafi çabasının da ürünüydü.

Akayev ve vizyoner Kazak lider Nazarbayev 1998'de çocuklarını evlendirerek, bölgedeki sorunların çözümü konusunda sembolik bir mesaj vermişlerdi. Nazarbayev, şimdilerde ‘Orta Asya Birliği' önerisiyle bu perspektifi koruduğunu gösteriyor. Ne dersiniz, belki de iki ülkenin konfederal bir çatı altında birleşerek bu proje için ilk adımı atması gerekiyor.

31 Mart 2005, Perşembe
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.
EN ÇOK OKUNANLAR