AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmet Kurucan

Hadis ve re'y ekolü

Uzun zaman oldu usulle alakalı yazı kaleme almayalı. Halbuki bu köşeye başlarken ara sıra da olsa usul-ü fıkıhla alakalı yazılar kaleme alacağımızı ifade etmiştik.

Fantezi olsun diye değil, malumat fürûşlûk sergilemek için hiç değil; aksine ihtiyaç olduğu için. Mecelle kaidesindeki ifade şeklini ödünç alarak diyelim, ihtiyaçların zaruret menzilesine tenzil olunduğu bir zaman diliminde yaşadığımız için. Çünkü dinî bilgi açısından Müslümanlar olarak durduğumuz yer belli.

Yanlış düşünüyor olabilirim; İslamî yaşam diyerek hayatımıza tatbik ettiğimiz amellerin gerekçelerini bildiğimiz kanaatinde değilim. Amellerin değil, gerekçelerin bilinmesinden bahsediyorum. Başka bir dille; "nasıl" sorusunun değil, "niçin, neden" sorularının cevaplarını bilmek gerektiğine inandığım için böyle diyorum. Çünkü nasıl sorularının cevaplarını teşkil eden bilgiler, insanın bilgi dağarcığını artırır. O bilgiler amelle süslendirilirse ne âlâ; aksi halde Kur'an'ın nitelendirmesi ile sırtında yük taşıyan eşekten farkı kalmaz insanın. Ama niçin sorularının cevapları insanın kalbini tatmin, zihnini ikna eder; ruhu onlarla doyuma ulaşır ve böylece kişi kendisini imanıyla, ameliyle tahkik mertebelerinde bulur. İşte tam bu noktada usul-ü fıkıh bilgileri, siyer felsefesi ile beraber hayati ehemmiyete sahiptir.

İslam fıkhında hadis ve re'y ekolü olarak isimlendirilen iki ana akım vardır. Kabaca bir tasnifle, öteden bu yana Hanefiler re'y, diğer mezhepler de hadis ekolünün temsilcileri olarak anlatılır. Bu tasnifte dile getirilen mefhumun mezheplerin bütün içtihadlarını içine alan, insanın zihninde genelleme çağrışımları yapan tarzda anlaşılması doğru değildir. Doğru değildir; çünkü gerçeği yansıtmıyor. Şöyle diyelim; bu genellemeyi kabul ettiğiniz zaman ulaştığınız, ulaşmak zorunda olduğunuz sonuç şudur: Hanefiler hadise, diğer mezhepler de re'ye yani akla hiç ehemmiyet vermiyor. Nitekim böyle düşünenler var. Halbuki ister bütüncül bir nazar, isterse kazuistik metotla mezheplerin içtihadları teker teker incelendiğinde bunun yanlış olduğu görülecektir.

Evet; doğrudur; her iki ekolün sahabi neslinden ön plana çıkarttıkları, görüşlerine diğerlerine nisbetle daha fazla ehemmiyet verdiği kişiler vardır. Mesela, merkezi Kûfe olan re'y ekolü Abdullah b. Mesud, Hz. Ali ve Muaz b. Cebel gibi, Medine merkezli hadis ekolü de Zeyd b. Sabit, Hz. Aişe, Abdullah b. Ömer gibi sahabileri ön plana çıkartır. Bunu şöyle anlamak lazım; gerek hadis rivayeti gerekse rivayet ettikleri bu hadislere –hadiselerin bizzat birinci elden şahitleri oldukları için- getirdikleri yorumlarda mezhepler mezkûr zatları bir adım öne çıkarmıştır. Fakat bu diğerlerini inkâr, onlar kanalıyla gelen hadis ve şerhleri red manası taşımaz. İnsan, mezheplerdeki hüküm istinbat metodolojilerine bütünlük içinde baktığında, "olması gereken de budur" der zaten. Bir misal; Hendek Savaşı sonrası savaş esnasında Medine Vesikası'na muhalefet ederek Müslümanları iki ateş arasında bırakan Beni Kureyza kabilesine; yine o anlaşma şartlarına riayetle hesap sormaya gönderilen topluluğa Efendimiz'in "İkindi namazlarını Beni Kureyza yurdunda kılın." emrini verir. Yolculuk esnasında namaz vakti girince bir kısım sahabi "mola verip namaz kılıp devam edelim", bir kısmı da "Hayır! Beni Kureyza'da kılacağız; çünkü Hz. Peygamber böyle buyurdu." demişlerdir. Görüş ayrılığının sebebi belli; birinciler o emri "acele edin, yolda oyalanmayın" şeklinde, ikinciler ise zahiri manasına göre anlamış ve yorumlamışlardır.

Buradan hareketle hadiste zahiri manayı esas alanlar hadis, aklî yorumda bulunanlar re'y ekolünün temsilcileridir deme ve keskin bir ayrıma gitmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Haklılık payı yok mu? Var; ama genelleme yanlış.

Kur'an'ın cem edilmesi, emanetlerin tazmini vb. örneklerden hareketle bir başka zaman buna yeniden döneceğiz. [email protected]

25 Haziran 2009, Perşembe
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.