Ahmet Kurucan

a.kurucan@zaman.com.tr

AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmet Kurucan-İçtihat kapısının kapanmasında haricî ve dahilî şartlar

İçtihat kapısının kapanmasında haricî ve dahilî şartlar

Bir muhavere aktaracağım sizlere; soru cevap tarzında. Muhavere ama toplamına baktığınızda bir köşe yazısında ancak ele alınabilecek muhtevaya sahip.

Soru- İçtihat kapısı neden kapandı?

Cevap- İçtihat nedir biliyor musun? Sana göre içtihadın tarifi nedir?

S- İçtihat, hükmü bilinmeyen meselelere hükmü bilinenlerden hareketle aradaki ortak illete bakarak hüküm vermektir.

C- Hayır; bu eksik de olsa kıyasın veya içtihad-ı kıyasinin tarifi. Mutlak manada içtihat, murad-ı İlahi'yi keşf çabasının adıdır.

S- Niye böyle bir giriş yaptın, soruma soru ile cevap verdin?

C- Gayet açık değil mi? Madem anlaşmak için konuşuyoruz; anlaşmanın ilk adımı konuştuğumuz lafızlara ortak mana verebilmektir. Sen içtihat dediğinde başka bir şey, ben başka bir şey anlar ve ona göre anlatırsam boşuna konuşmuş oluruz.

S- Anlaşıldı; haklısın. Demek içtihat, İlahi iradeyi keşfetmek için harcanan çabanın adı.

C- Evet; bu çaba Kur'an'ın nazil olduğu ilk günden beri var ve kıyamete kadar da devam edecek. Bundan dolayıdır ki içtihat kapısı hiçbir zaman kapanmaz, kapanamaz. Ama o kapıyı açmak için anahtar lazım; açacak ehil insanlar lazım.

S- Anahtar ne, ehil insan kim?

C- Anahtar, en başta usul bilgisidir; günümüz diliyle metodolojidir. Ardından füru gelir; naslara hakimiyet gelir; devrin şartlarına vukufiyet gelir.

S- Anahtara sahip olduktan sonra ehil olmasa da olur.

C- Zaten sorun orada, ehil olmayan, anahtara sahip olamaz ki! Onun içindir ki, usul aynı zamanda bilgi demektir, tecrübe demektir. Müçtehidin vasıfları adına sıralanan şartların bütünü o ehil dediğimiz insanda var olmalıdır, olmak zorundadır.

S- Değişen bir şey olmuyor o zaman. Ehliyetli insanların yokluğu içtihat kapısını kapatıyor. İçine girmek için tokmağına dokunulmayan kapı kapalı demektir.

C- Bir açıdan doğru dersin. Ama mesele sadece bununla açıklanamaz. Ya kapının tokmağına dokunma ihtiyacı yoksa? Yani mevcud değerler hiçbir boşluk bırakmaksızın hayatın ahenk içinde devamına yetiyorsa?

S- Bak buna diyeceğim bir şey olamaz. Gerçekten öyle mi olmuş?

C- "İçtihat kapısı kapalı" sözlerinin ilk defa konuşulmaya başlandığı dönemlerde gerçekten bir yeterlilik söz konusu imiş ve mevcutlara rağmen yeni arayışlar içine girmeyi fantezi olarak görmüşler.

S- Peki ya sonra? Hiç mi yeni ahkâma ihtiyaç olmamış?

C- Olmuş. Bu defa ihtiyaçlarını artık bir şekilde teşekkül eden usul ve füru ile mezhep içinde halletme cihetine gitmişler.

S- Ne demek bu?

C- Her mezhebin içtihat usulü oluşmuş. Bunu Kur'an, sünnet, icma, kıyas, istihsan, istishab veya asli deliller, fer'i deliller diyerek hiyerarşik sıralamaya koymuşlar. İşte bu usulü esas alarak içtihat yapmışlar. Usulle kastım bu. Füru'a gelince; kendilerini mezhep imamları veya talebelerinin ilmî yetkinliği seviyelerinde görmeyen ulema, hüküm aradığı yeni mesele için sil baştan içtihat yerine mezhep çatısı içinde var olan mevcut görüşleri asıl kabul ederek şerhlerle, haşiyelerle çözüm arayışı içine girmiş.

S- Anladım; içtihat kapısı kapandı derken belki de kastedilen bu. Ama yanlış değil mi?

C- Bu soruya evet veya hayır diye cevap vermem, veremem. Çünkü böylesi sosyal bir hadise bir tek faktörle izah edilemez. Daha başka sebepler de var.

S- Selef haklı mı yani şimdi içtihat kapısının tokmağına dokunmamakta?

C- Haklı-haksız, suçlu-suçsuz ekseninde hüküm vermek için o dönem şartlarına bir bütün olarak vâkıf olmak gerek. Bak sana bir-ikisinin kapısını araladım; zihninde farklı düşünceler oluşmaya başladı? Doğru değil mi?

S- Evet; doğru.

C- Devam edecek olsam sana haricî şartlardan da bahsederim.

S- Anlaşıldı, bu muhaveremiz devam edecek anlaşılan. Son bir soru; reform ile içtihat aynı şey değil mi?

C- Değil. Sanırım hareket noktan şu; reform iki kelimeden müteşekkil; re-form. Manası, yeniden şekillendirme demek. İçtihat da Kur'an ve sünneti yeniden okuma, ahkâma bakan veçhesiyle hükmü yeniden üretme demek. Öyleyse aynı demek istiyorsun.

S- Aynen böyle düşünüyorum.

C- Yanılıyorsun.

S- Neden?

C- Bir başka zaman?

S- Niçin?

C- Sorunun cevabını yazacak yerimiz kalmadı çünkü. Bir başka zaman.

S- Söz ama!

C- Söz...

13 Ocak 2012, Cuma
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.