AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmet Kurucan

Ölüm şekli, yeri ve zamanı

“Kalbinin imanla dopdolu olduğuna, çok büyük bir hassasiyetle İslam’ı yaşadığına şehadet ederim; ama bir sabah tuvalette öldü. Nedir bunun anlamı?” Soru bu. İlavelerde bulunabilirim ben, hem de birebir şahit olduğum örneklerle. Tersi de söz konusu bu örneklerin. Din ve iman ile hiç alakası olmayan, alnı bir defa secdeye değmemiş birisi cuma günü ezanlar okunurken vefat ediyor.

Öncelikle bu ve benzeri hadiselere ilk verilecek cevap: “Allah bilir.” olmalı. Evet, ayetten muktebes; “Allah bilir ve biz bilmeyiz.” Ama şunu biliriz, şuna inanırız; Allah abesten münezzehtir. Yaptığı her bir işte binbir hikmet nümâyândır. Biz göremesek de, idrak edemesek de, aceleciliğimizden, önyargılarımızdan dolayı kavrayamasak, aklımıza sığıştıramasak da, sonuç budur ve değişmez. O, Rahman ve Rahim olduğuna; O, kullarına zulmetmeyip, adaletle muamele ettiğine ve edeceğine göre, sözü edilen vefat hadiselerinin yeri, şekli, zamanı vb. her şeyde mutlaka bir bildiği vardır. Bize düşen, işte O ilahî murâdı ve hikmetlerini kavramak için çaba göstermektir. Bunun için önümüzde ayet ve hadisler ekseninde yapılan tefsir ve şerhlerden müteşekkil devâsâ yazılı İslam müdevvanâtı duruyor. Yanı sıra 15 asırlık tarihî süreçte yaşanan nice hadiseler ve bunlara bağlı yorumlar, görüşler, kanaatler var.

Evet, bizler beşer olarak insanların zâhiri görünüşlerine göre hüküm versek de -ki doğrusu budur- Allah zâhir ile bâtını bir bütün halinde bilir ve kuluna ona göre muamele eder. Bize göre samimi mümin olan bir kişi belki bizim bilmediğimiz bir inancı veya ameli sebebiyle belki de münafıktır ya da kafirdir? Bunu Allah’tan başka kim bilebilir ki? Öyleyse hiç kimse Allah’a karşı bir başkasını, Onun muhât ilmine muhalif olabilecek şekilde tezkiyede bulunmamalıdır. Bulunduğu zaman da kendi bilgisini, kanaatini izhar edip sözlerini mutlaka “Allah bilir.” diyerek sonlandırmalıdır. “La üzekki alellahi ehade; Allah’a karşı hiç kimseyi tezkiye etmem, edemem.” bunu ifade eden enfes bir beyandır.

İki; dünya imtihan dünyasıdır. Belki de Allah, kendisine hakkıyla kul, Nebi’sine ümmet olan bu kişiyi tuvalette; alnı secdeye değmemiş insanı da cuma ezan saatinde vefat ettirerek huzuruna alırken, geride kalanları imtihan etmektedir. ‘Bakalım biri mûtî, diğeri âsî kullarımın vefat yeri ve zamanı geride kalanları nasıl etkileyecek?’ demektedir. Nitekim; özellikle ikinci örnek benim çocukluğumda bizzat yaşadığım bir hadisedir ve günlerce hatta aylarca kahvelerde, kulüp lokallerinde, akşamları evlerde yapılan muhabbetlerde bunun konuşulduğunu bilirim ben.

Üçüncüsü; bazı şeyler bizim düşünce ve inanç dünyamızda olmazsa olmaz bir konuma gelmiş. Mesela; kelime-i şehadet getirerek vefat etme. Şekil açısından imanın varlığına delalet etmesi itibariyle böyle vefat etme gayet güzel de kalbi imanla dopdolu olup kelime-i şehadeti söylemeden vefat etme güzel değil mi? Efendimiz’in (sas) vefatı öncesinde ağzından çıkan son söz “Allahümme er-refika’l â’la; Allah’ım yüce dostluğun” değil midir?

Ya da “İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle dirilir.” hepimizin küçüklükten beri diline pelesenk olmuş bir sözdür ve tecrübe ile sabittir ama bunun hiç istisnası yok mudur?

Bitirirken, ölüm şekli, zamanı, yeri elbette önemli değildir demek istemiyorum. Mümin ile kafirin ruhlarının nasıl kabz edileceğine dair hadisler var. Zamanın kutlu dilimlerinde ölme, Cennetü’l Bakî Mezarlığı’na gömülme isteklerini dualarla ifade eden ulema, suleha var ve bunların hepsinin üzerine oturduğu dinî temeller var. Dolayısıyla bunları önemsiz göremeyiz fakat imanına, salahına şehadet ettiğimiz bir insanın da tuvalette ölmesine farklı mana yükleyip “Bizim bilmediğimiz yanlış bir şeyi mi var, acaba cehenneme mi gitti?” demenin de bir manası yoktur. 

23 Mayıs 2013, Perşembe
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.
EN ÇOK OKUNANLAR