Ahmet Kurucan

a.kurucan@zaman.com.tr

AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmet Kurucan-Taabbudî hükümlere taakkulî yaklaşım

Taabbudî hükümlere taakkulî yaklaşım

Başlıkta okuduğunuz iki kelime aslında İslamî emir ve yasakların mahiyetlerini ifade etmek için kullanılan iki kavram. Biri a-b-d, diğeri a-k-l kökünden geliyor.

İlki kul olmak, ikincisi akl etmek demek. Kelime köklerini belirttiğimiz bu iki kavramın nasıl taabbud ve taakkul haline geldiği Arapça dilindeki “sarf” ilmi ve bu ilim dalı içinde de “iştikak” bilgisi gerektirir. Ama hiç oralara girip zihinleri dağıtmadan ıstılahî tariflerine geçelim; taabbudî İslam’da ibadet niyetiyle yapılan ve muhtevası akıl ile kavranamayan emir ve yasaklara; taakkulî ise ibadet de içinde olmak şartıyla çok daha geniş bir alanı içine alan; neden, niçin sorularına eskilerin “makulu’l mana’ dedikleri türden aklı ikna, kalbi tatmin edici cevapların verilebildiği emir ve yasaklara verilen sıfattır. Sıfat yerine söz konusu emir ve yasakların kategorilendirilmesinde kullanılan üst başlıklardır da diyebiliriz taabbudî ve taakkulî’ye.

Bu tanımdan sonra herkesin zihnine onlarca-yüzlerce misal geldiğini tahmin etmek zor değil. Basit bir örnekle biz de bu kervana katılalım; söz gelimi namaz. Namazın kıyam, kıraat, rükû, secde, ka’de vb. isimlerle andığımız eda formundan günde beş vakit tahsisine kadar her şey taabbudîdir. Akıl bunlar adına hikmet avcılığı yapmak için yola çıkabilir, çeşitli izahlarda da bulunabilir; o izahlar çoklarına tatmin edici de gelebilir ama son tahlilde “neden kıyamda Fatiha, teşehhütte tahiyyat”, “neden 8 vakit değil de 5 vakit” soruları cevapsız kalır. Orada verilecek tek cevap Allah’ın emrinin bu şekilde olmasıdır. Bir başka dille imandır, ibadettir, kulluktur.

Fakat İslam’ın beş temel şartından birisi olması ve ibadet sınıfında yer almasına rağmen zekat hakkında, onun farz oluşu, senede bir verilişi, oranı, harcama kalemleri vb. noktalarda namaza nisbetle objektif sayılabilecek çok daha tatminkâr izahlar, açıklamalar, hikmetler söylenebilir. Tahmin ettiğiniz gibi namaz taabbudî, zekat ise taakkulî sınıfından yer alır.

Şimdi soruya geçebiliriz; okuyucumuz soruyor; peygamber kıssaları gibi muhtevasında dua bulunmayan, şeytanın, Firavun veya Ebu Leheb gibi kişilerin rol aldığı tarihî hadiselerin anlatıldığı ayetlerin namazda okunması doğru mudur? Hatta bunu birisi söylemiş hem de şu ilavesiyle; “namazın manasına uygun olmayan ayetler namazda okunmamalı.”

İlk üç paragrafta yapmaya çalıştığımız izah iyi anlaşıldıysa, soru cevaplanmış durumda. Ama daha net ve direkt bir ifade isteniyorsa; “bunların namazda okunması doğru mudur?” sorusunun cevabı; evet doğrudur. Muhtevasında dua olmayan, şeytan, Firavun, Ebu Leheb’i anlatan ayetler dahil Kur’an’ın tamamı namazda okunabilir hatta okunmalıdır. 15 asırlık geleneğimiz içinde namazın muhtevasına uygun olan olmayan diye ayetlerin taksimi yapılmış değildir ve yapılamaz da. Çünkü namaz A’dan Z’ye taabbudî ibadetler kategorisindedir. Aklın onun hikmetlerini anlamak için söylediği her şey sübjektiftir, yorumdur ve eksiktir. İlahi iradeyi katiyen yansıtmaz. Efendimiz’in (sas) “Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız siz de öylece kılın.” hadisi tam da bunu anlatmaktadır.

Ne soru sahibini, ne ona bunu söyleyen arkadaşını, ne de başkasını katiyen itham etmiyorum, niyet okuması yapmıyorum; yanlış anlaşılmasın ama bu ve buna benzer yaklaşımları şahsen ben şeytanın sağdan yaklaşımı olarak görüyorum. İbadet adı üzerinde ibadettir ve onun formunu, nerede, nasıl yapılacağını ya Kur’an ifade etmiş ya da Allah Rasulü (sas) ister tefsiri isterse inşaî beyan ve uygulamaları ile bizlere öğretmiştir.

Fazla söze hacetin olmadığı bu konuyu Efendimiz’in (sas) bir hadisiyle bitirelim: “Her kim bizim emrimize uygun olmayan bir amel işlerse o amel merduttur.”

6 Aralık 2012, Perşembe
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.