AİLE-SAĞLIK Yazarlar Ahmed Şahin-Kaynana-gelin geçimleri üzerine!..

Kaynana-gelin geçimleri üzerine!..

Telefondaki hanım sızlanarak soruyordu sorusunu:-Ne olur bir iki satır da bizim derdimizden söz etseniz...-Sizin derdiniz ne ki?..

-Ne olsun malum tarihi mesele. Kaynana-gelin geçimi... Ben onlara senelerdir hürmet ve hizmet ediyorum. Ama aynı evde oturmayı, aynı hayatı paylaşmayı artık istemiyorum. Beni sıkıyor senelerce aynı yerde kalma mecburiyeti. Ne olur bir çare gösterseniz bizlere... Aynı yerde oturmaya, aynı hayatı paylaşmaya mecbur muyum? Bir de çocuğum olmasına rağmen beni kendi hayatımla baş başa bırakmak istemiyorlar. Bu da beni sıkıyor, bir daireye taşınarak kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Bunu istemeye hakkım yok mu?..

-Hanımefendi, diyorum, bizim örfümüzde gelinler geldikleri evin kızları sayılırlar. Evin babası anası da kendi anası babası yerine geçerler. Öyle muhatap olmaya çalışırlar birbirlerine. Keşke siz de evin kızı gibi olsanız, onlar da sizi kendi öz kızları gibi sıkmadan korumaya çalışsalar...

-Hocam anlıyorum dediklerinizi de. Ben nihayet başka bir ananın babanın çocuğuyum. İnsanın hürmeti, saygısı, bir yere kadar varabiliyor, daha ilerisinde ise insan tükeniyor... Gittikçe hürmeti de, hizmeti de yara alıyor, hürmetsizlik ve saygısızlığa dönüşüyor. Bir çaresi yok mu bunun?.. Başka bir dairede otursam da gerektiğinde gelip hizmetlerini yine görsem, hürmette kusur etmesem, daha makul olmaz mı? Mecbur muyum aynı dairede oturmaya, aynı hayatı ömür boyu paylaşmaya? Benim hiç özel hayatım olmayacak mı? Hep başkalarının kontrolü altında mı yaşayacağım?

-Gelinlerin ayrı dairede oturmayı isteme hakları vardır. Beyin ekonomik durumu müsaitse tabii. Değilse aynı dairenin odalarını bölerek ayrı daire haline getirip rahatını sağlama hakkı bile söz konusu...

-İşte bunu soruyorum ben!.. Bir de öz anam babamla ilgimi kesmeye mecbur muyum?.. Ben beyimin ana babasına hürmetle mükellef olduğum gibi, kendi ana babama da hürmetle, arada bir ziyaretle mükellef değil miyim? Bir de bu konuya işarette bulunsanız...

- Ana baba ile irtibatı kesmek mümkün olmadığı gibi caiz de değildir. Yakında iseler haftada bir gün ya siz gidersiniz, ya da onlar gelip ziyaret hakkınızı kullanırsınız. Uzakta iseler bu ziyaret ayda bir olur, daha da uzakta iseler senede bire düşer. Ama görüşme hakkı hiçbir suretle yok olamaz. Bey de bu ziyaretlere mani olamaz...

Bunları dinleyen hanımefendi teşekkür ederek telefonu kapatıyor, az sonra ikinci telefon geliyor:

-Hocam kusurumuza bakmayın bugün sizi çok meşgul ettik. Biraz önce telefon eden hanımın beyiyim. Hanım anlattıklarınızı bana aynen nakletti. Tümüyle kabul ediyor, hiçbirine itiraz etmiyorum. Ancak ben iki arada bir derede kalıyorum. Hanım artık çocuğumuz oldu, bir daireye geçelim, yeter, diyor. Anam ise, ben seni böyle günler için doğurdum, beni bırakıp da nereye gideceksin, bu nasıl evlatlık? diye sitem yağdırıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum. Bir yanda anam, bir yanda yuvam!..

-Ana baba hakkı gerçekten de mühimdir. Hiçbir şekilde yok olmaz. Ancak haklı isteklerine uyma mecburiyeti vardır. Haklı olmayan isteklerine uyma mükellefiyeti yoktur. Hanımın da ayrı dairede oturma hakkı söz konusudur. Buna göre senin imtihanın oldukça sabır ve anlayış gerektiren bir imtihandır. Hem hanımın hakkını verecek, yuvanın huzurunu sağlayacaksın hem de ana babanın gönlünü kırmayacak, yumuşak bir mukabele ile bizzat kendi hizmetinle memnun etmeye çalışacaksın...

- Anlıyorum dediklerinizi. Büyükler boşuna dememişler: Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil, diye...

Muhatabım iki tarafı da kırmadan bu gemiyi yürütme duası isteyerek telefonu kapatıyor, beni de vicdan muhasebemle baş başa bırakıyor. İçimden söyleniyorum:

-Gönül istiyor ki ne ana baba kırılsın, ne de müstakil yaşamak isteyen hanım kızımız darılsın. Ama bunun için tarafların hak sınırlarını bilmeleri gerekiyor. Bu sınırlar açıkça anlaşılamadığından haddi aşan arzular çarpışıyor. Bu arada olan ise iki tarafın da haklarını tanımak zorunda olan evlada oluyor... Keşke taraflar haklarını bilseler, sınırları içinde kalmaya razı olsalar da, ne biri incinse ne de öteki darılsa... Ne de aradaki insaflı evlat ezilse.

18 Temmuz 2007, Çarşamba
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.