Eşim televizyon izliyor, benimle konuşmuyor

HABERLER AİLE-SAĞLIK
4 Mayıs 2004, Salı

Hanımların evliliklerinde sıklıkla şikayet ettiği konulardan biri de eşlerinin akşam eve gelince televizyon izleyip gazete okuyarak kendileriyle konuşup sohbet etmemeleridir.

Erkeklerin bir kısmı da hanımlar kadar sık olmasa da eşlerinin televizyon izleyerek kendilerini, ev işlerini ve çocuklarının bakımını ihmal etmelerinden yakınır. Evliliğin en önemli gayelerinden biri arkadaşlıktır. Arkadaşlık, duyguların, sevginin ve düşüncelerin paylaşımı olduğuna göre bunun önemli bir sorun olduğu bilinmektedir. Bununla beraber, bu problemin sebebi bazı kişilerce televizyon gibi görülmekle beraber meseleye çok yönlü baktığımızda sorunun bir iletişim sorunu olduğunu görebiliriz. Elbette televizyon, iletişimi olumsuz şekilde etkileyebilir.

Bazı ailelerde bu iletişim sorunu eşin kahvehaneye gitmesi, ailesi (anne baba ve kardeşleri) veya başka arkadaşlarıyla birlikte fazla zaman geçirip kendisini yalnız bırakması şeklindedir. Herhangi bir problemin çözümü için gerekli birinci şart farkındalık olduğuna göre, bu problemin çözümü için de gereken, problemin farkında olmak, sonra da çözüm yollarını araştırmaktır. Eşin televizyon seyredip konuşmamasının nedenleri şunlar olabilir:

Kişinin televizyona düşkün olmasının nedenlerinden biri televizyonda seyrettikleriyle zihnini meşgul eden düşüncelerden uzaklaşmaya çalışmasıdır. Bu sebeple işten eve gelir gelmez oturma odasının kanepesine uzanıp yarı uyur vaziyette televizyon seyrederek dinlenmeye çalışan erkekler çoktur. Genç kızlar ve hanımlar da yalnız olduklarında bu şekilde davranabilir. Tabii bu, kişiden kişiye ve aileden aileye değişebilir.

Bazı ev hanımları da televizyon seyrederek dinlenmeyi tercih etmekte ve bu şekilde televizyon bağımlısı haline gelebilir. Ev hanımlarının televizyon düşkünlüğünün en önemli nedenleri ise meşguliyet azlığı ve depresyondur.

Bununla beraber evli olan kişiler arasında daha çok hanımlar eşlerinin televizyon karşısında uzun süre kalıp konuşmadıklarından yakınır. Gerçekten de kadın olsun erkek olsun bu şekilde davranmak kişide gittikçe bir alışkanlık şeklini alır ve normal düzeninden gittikçe koparır. Kişi yarı uyur bir şekilde olduğundan yemek düzeni bozulur. Yine aynı şekilde uyku düzeni de bozularak erken yatağına girmek istemez, televizyon karşısında gece yarısına hatta sabaha kadar kalabilir. Spordan ve sosyal hayattan da bu şekilde uzaklaşabilir. Tabii bu şekilde bir davranış kişinin sağlığının bozulmasına da yol açar. Bozulan yemek ve uyku düzeniyle ilişkili olarak hem organik hem de ruhsal sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durum aile düzeni ve evlilik hayatını da olumsuz şekilde etkiler.

Evliliğin başında eşlerin birbirleriyle iletişim şekilleri de iletişim kopukluklarına ve televizyona düşkün olmaya yol açabilir. Eşlerin kendi ailelerine fazla düşkün olup aileleri sebebiyle birbirleriyle sürekli tartışması, geçmişte yaşananların sık sık gündeme gelmesi, kadının eşi evdeyken ev işlerine fazla önem vererek erkeğin geç saatlerde eve gelerek eşinin yalnız kalmasına yol açması gibi sebepler de eşlerin evliliğin başında iyi bir iletişim içinde olmalarına rağmen birbirlerinden uzaklaşmasına yol açabilir. Yine eşlerin küçük çocuklarıyla aşırı ilgilenip birbirlerini ihmal etmeleri de ailelerde sıklıkla yaşanan durumlardır.

Nesrin Hanım sorunu nasıl aştı? Eşim sürekli maç veya haber seyrediyor, ben de devamlı benimle konuşmamasından veya sürekli televizyon seyretmesinden şikayet ediyordum. Bu sebeple ya aramızda tartışma çıkıyor ya da tepkisiz davranıyordu. Son zamanlarda okuyup öğrendiklerime uygun davranmaya çalıştım. Eşim maç seyrederken ben de onunla seyretmeye başladım. Zamanla daha önce maçtan hoşlanmazken hiç değilse milli maçları severek izleyecek hale geldim. Haberleri de birlikte izliyor, haberler ve gazetedeki köşe yazıları hakkında konuşabiliyoruz. Problemlerimizi, ihtiyaçlarımızı o televizyon seyreder veya gazete okurken dile getirmiyorum. "Seninle önemli bir konu konuşmamız lazım, bana ayıracak zamanın var mı?" diyorum. Bana vakit ayırdığında da önce onun hakkındaki olumlu duygularımı ifade ederek konuşmaya başlıyor, sonra problemimizi ve ihtiyaçlarımı dile getiriyorum. Böylece pek çok ihtiyacımızı daha iyi karşılayabiliyoruz.

Farika Teymur Artır / Psikolog

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.