Hey gidi eski oyunlar

HABERLER AKTÜEL
16 Şubat 2013, Cumartesi

Teknoloji bu kadar gelişmemişken çocuklar oyunlarını kendileri yapıp oynardı. Bir kâğıt, kalem ya da sokaktan toplanan taşlar saatlerce mutlu olmaya yeterdi. 

Hep beraber çocukluk yıllarımıza gidelim. İnternetin olmadığı, az sayıda televizyon kanalının bulunduğu, hazır oyunların satılmadığı yıllara… Üç-beş arkadaş bir araya geldiğimizde, misafirliğe gittiğimizde ev sahibinin çocuklarıyla neler oynardık hatırlar mısınız?

O zamanki oyunlar şimdiki  gibi teşrifatlı değildi. Misafirlikte ya da komşunun çocuğu bize geldiğinde hemen kâğıt kalemleri alır bir köşeye çekilirdik. En az masrafla en uzun, en heyecanlı oyunları oynardık. Gitme vakti yaklaştığında gözler hep anneye bakardı, “oyunun en heyecanlı yeri, ne olur biraz daha oturalım” diye. Hemen herkesin çocukluğunda kendine yer bulmuş o oyunları gelin beraber hatırlayalım.

İsim- şehir

Bir kâğıda sırayla isim, şehir, hayvan, eşya, bitki, artist diye kategoriler yazılır. Bir oyuncu ona ‘dur’ denilene kadar alfabeyi içinden sayar. Seçilen harfle başlayan kategorilere uygun kelimeler bulunmaya çalışılır. Ne hikmetse ‘ğ' en çok denk gelen harf olur. Bir de ‘j' harfi var ki sormayın. Herkes o gelmesin diye dua eder. Geldiğinde de ‘Japon balığı, Japon şemsiyesi' gibi her şeyin başına Japon getirmek suretiyle çözüm aranır. Türkiye'de ‘f, l, j' harfleriyle başlayan şehirlerin bulunmaması bu oyunda fark edilir. Bitki kategorisi, tartışmaya en açık kategoridir. “Sadece sebze mi yazmalıyız, ot yazsak olur mu?” D ile başlayan eşya bulamayıp testereyi ‘destere’ olarak yazanlar da çıkar arada.

Beş taş

Bu oyunda taşların biçimi önemli. Avuca sığacak, yuvarlak hatlı taşlar seçilmeli. Bu yüzden zamanla taş seçmek çocuklar arasında bir uzmanlık alanı haline gelir. Oyun 5 evrede tamamlanır. İlk aşamada eldeki taş havaya atılarak yerdeki taşlar teker teker toplanır. İkincide ikişer ikişer, üçüncüde ise bir ve üçlü şekilde toplanır. Dördüncü aşamaya gelindiğinde havaya atılan taş yere düşmeden yerdeki dört taş birden alınır. Son aşamada bir elle kale kurulur ve yerdeki taşlar kaleye sokulmaya çalışılır. Oyunun belki de en çekişmeli geçen kısmı puan toplanmasıdır. Tüm taşlar havaya atılarak elin tersiyle tutulmaya çalışılır. Ancak bu noktada esneklik devreye girer. El ne kadar tersine kıvrılırsa o kadar çok taş tutulur. Herkes bu yaradılış özelliğine sahip olmadığı için oyuncular arasında en çok tartışma çıkan bölümdür. Bir de oyunu kaybeden oyuncunun hırsla taşları sağa sola savurması yok mu! Odanın her yerinde, koltuk altlarında taş aramaya başlarsınız. Tabii o savurma sırasında kendinizi korumak için önlem almanız da tavsiye edilir.

Amiral battı

Kâğıt üzerinde donanma sahibi olduğunuz iki kişiyle oynanan bir oyun. Enine boyuna 10'ar çizgiyle oluşturulan 100 küçük kutulu kare bir zemin üzerinde oynanılır. Her bir sütunla satır harf ve rakamlarla belirtilerek koordinat sistemi kurulur. Her oyuncunun bir amiral gemisi (XXXX), iki kruvazörü (XXX), üç muhrip (XX) ve dört denizaltısı (X) bulunur. Bu filo, kâğıda parantez içinde gösterilen simgeleriyle yerleştirilir. Oyundaki tabirle saldırıya ilk geçen kişi önce rakam sonra harf olmak üzere bir koordinat söyler. (5'in E'si gibi) Eğer o koordinatta rakibin gemisi bulunuyorsa vurmuş olur ve saldırısına devam eder. Belirtilen koordinatta gemi bulunmuyorsa karşı taraf ‘karavana’ uyarısı yaparak saldırı hakkını elde eder. Rakibin filosunu ilk batıran oyuncu kazanır. Daha çok erkeklerin tercih ettiği bu oyunun online versiyonları da var.

Hımbıl-bom

Bu oyunun net bir ismi yok. Okey’in daha masumu, çocuklara uyarlanmış hali diyebiliriz. Oyuncu sayısı kadar farklı meyve isimleri belirlenir. Örneğin 4 oyuncuyla oynanıyorsa 4 farklı meyve 4'er defa küçük kâğıtlara yazılır, katlanır. Çember oluşturulur, her oyuncu işine yaramayan kâğıdı yanındakine verir. 4 aynı meyveyi ilk bir araya getiren kişi bom ya da hımbıl demek suretiyle elini çemberin ortasına vurar ve kazanır. Bu oyunda refleksler çok önemli. Elini ilk koyan kişinin üstüne elinizi koymak en yüksek puanın bir derece altını kazandırır. Tabii o hırsla vurulan eller biraz canınızın yanmasına sebep olur.

Kâğıt kaleme ihtiyaç yok

‘Taş, kâğıt, makas' kağıt-kaleme ihtiyaç duyulmayan oyunlardan. Her birinin sembolü elle gösterilir. Oyuncular aynı anda seçtiği nesnenin işaretini yapar. “Taş makası kırar, kâğıt taşı sarar, makas kâğıdı keser” gibi güç tanımları var. Kazanan buna göre belirlenir.

‘Nesi var?' da bu kategorinin en güzel örneklerinden. Ebe belirlenir, diğerleri odadaki bir nesneyi seçer. Ebe onu tahmin etmek için oyunculara sırayla “nesi var?” diye sorar, nesneyle ilgili ipuçları alır.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Sonraki Haber