GÜNDEM Yazarlar Telbiye

Telbiye

Telbiye yüksek sesle şu duanın okunmasıdır: ‘Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk! Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk. La şerike lek: Buyur Allah’ım, buyur! Buyur, Sen’in ortağın yoktur. Bütün övgüler Sen’indir, nimetler Sen’dendir. Mülk de (Sen’indir). Senin ortağın yoktur.’

Hac etmek üzere yola çıkan bir insan kendisi için mikat olan noktada ihrama girdiği andan itibaren bu duayı okumaya başlar. Telbiye toplu halde ve yüksek sesle okunması gerekir: ‘İhramda iken mü’min telbiye getirdiğinde sağında ve solunda yer alan ve bu yönlerden yeryüzünün nihai sınır noktalarına kadar uzayıp giden taşlar, ağaçlar ve (bütün) yerleşim birimleri(ndeki varlıklar da ona eşlik eder) telbiye getirirler.’ (Tirmizi, Hac, 14.)

Varlık alemi Allah’ı tesbih eder: Yıldızlar, Ay, Güneş, ağaçlar ve taşlar. İçten içe gözyaşı döken taşların iniltisini herkes duyamaz. Duyarlı kulaklar, takva ve hikmetle eğitilmiş ve hakiki bilgi, yani Hakikat’in sevgisi ve bilgisiyle terbiye edilmiş kalbi olan insanda bulunur. Böyle bir insanın hüneri, bilgi ve hikmetle varlığın iç sırlarına doğru daimi bir yolculuk içinde olmasıdır.

Allah’tan vahy getiren seçkin insanlar, yani Allah’tan vahy alan peygamberler insanlara sadece kuralları, yasaları öğretmemişlerdir, eşya dünyasıyla nasıl bir hikmet ve irfan ilişkisi içinde olunması gerektiğini de öğretmişlerdir. Ama elbette herkesin deryadan alacağı nasip kendi vüs’ati ve cehdi oranındadır. Telbiye, en yüksek perdeden bir cehddir. Ve önceki peygamberlerin de tekrar ettiği büyük bir dua, varlıkla iştirak halidir.

Peygamber Efendimiz (sas), ‘Musa ve Yunus aleyhisselam gibi peygamberlerin bu bölgeden telbiye okuyarak geçtiklerini’ buyurur (Buhari, Hac, 30).

Din elbette şekilden ibaret değildir, dinin anlam ve muhteva tarafı önemlidir. Beden ve ruhun birbirlerine karşıt olması gerekmez. Şeytan bedenin istek ve arzularını kışkırtan nefiste yuvalanmışsa da, mü’min bu ikilemi aşmakla yükümlüdür. Demek ki ruh kadar beden de önemlidir, bedenin hareketleri, çizdiği şekiller onun ruhsal yolculuğunun kilometre taşlarını teşkil ederler.

Hac menasiklerden ibarettir. Menasik şekil, ritüeller ve tekrarlanan ibadetlerdir. Her ümmetin kendine özgü menasiki vardır, İslam ümmetinin menasiki en açık ve somut bir biçimde hac ibadetinde kristalize olmuştur.

Modern zihnin aşırı algısı içinden menasikin pozitif sebeplerini araştırmaya kalkıştığımızda pozitivist oluruz. Her menasikin kendine özgü derin bir hikmeti, keşfedilmeyi bekleyen, ruhen iştiraki gerektiren anlamı vardır, ama modern bir akılla menasik okunamaz, okunmamalıdır. Hac sefer halidir, sefer bizim kendimizi keşfetme yolculuğumuzdur.

Bembeyaz ihramları içinde milyonlarca kişi varlığın merkezi durumundaki Allah’ın Evi’ne doğru akarken telbiye getirir. Bu müthiş bir olaydır. Hiç hayatında gösteriye katılmamış, kimseyi protesto etmemiş, halim selim insanlar, iffetleri, hicapları yüzlerinden okunan kadınlar, zar zor ayakta duran yaşlılar güçlerinin yettiğince ‘Lebbeyk!’ diye bağırırlar: ‘Geldik Allah’ım, buyur Allah’ım! Bizi çağırdın. Davetine icabet ettik. Her birimiz bulunduğumuz yerden sel gibi akıyoruz. Geldik Allah’ım. Sesimizi, çağrımızı duy. Buyur Allah’ım! Bizi duy. Bizi zillet içinde bırakma, bize yardım et, doğru yolu göster. Biz davetine icabet ettik, Sen de duamıza icabet et.

Şeytanla ve onun yeryüzündeki temsilcileriyle savaş halindeyiz, Sen’den yana, Senin safında yer aldık. Sen de bizi zalimlerin, sömürücülerin, gücü hakkın ve hukukun üstüne geçirenlerin tasallutundan koru, bize onun ve yardımcılarıyla mücadele azmi ve gücünü ver!’

Telbiye getirirken, yorulmamak lazım. Kafile başkanları her adımda ‘Daha yüksek sesle Allah’tan isteyin. Gevşeklik göstermeyin. Gün bugündür, isteme günüdür. Ne buyuruyordu Allah’ın Elçisi? ‘En değerli hac, yüksek sesle telbiye getirilen ve kurban kesilen hacdır.’ (Tirmizi, Hac, 14) buyurmuştur.

Hacılar telbiyeyi Ka’be’yi gördükleri anda birden keserler. Artık bağırıp çağırmanın manası kalmadı. İşte EV burada. Yapılacak tek şey var.

Gözünüzü Ka’be’den ayırmadan tavafa katılmak. Elektronlar gibi, yıldızlar gibi merkezin etrafında dönmeye başlamak.

9 Ocak 2006, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.