GÜNDEM Yazarlar Ali Ünal-Bu kanunlar ne için?

Bu kanunlar ne için?

11 Eylül 2001 arkası uygulamaya konan ve İslâm dünyasını parçalamayı, bir de İslâm'ı dönüştürmeyi hedef alan BOP planıyla, 2002'de Türkiye'de AKP'nin iktidara gelmesinin gözardı edilmemesi gereken bir “tevafuk” olduğunu ve “BOP planı uygulamaya konurken Türkiye gibi bölgenin önemli bir ülkesinde İslâmcı kökenli bilinen bir iktidarın bulunması”nın ABD için mühim bir fırsat teşkil edeceğini daha 2002 Kasım seçimlerinden sonra bu köşede yazdım.

Daha sonra R.T. Erdoğan'ın “Bizim eşbaşkanı olarak BOP'ta vazifemiz var!” itirafı ve kendisine American Jewish Congress tarafından 2004'te, Yahudi olmayan hiçbir devlet adamına verilmeyen ödülün verilmesi, bu düşüncemi pekiştirdi. Yine, PKK'nın bir Kürt ve Kürtlerin haklarını dava eden bir örgüt olmaktan çok, temelleri bir asır öncesine dayanan, 1947'de Financial Times'ta yayınlanan bir haritada açıkça ortaya konan, İslâm dünyasını daha da parçalama, bunun için de bölgemizde adı Kürdistan olacak ama ikinci İsrail gibi fonksiyon görecek bir ulus devlet kurma gayesine hizmet için var olduğu düşüncemi de defalarca ifade ettim.

“Çözüm süreci” denen süreç dâhil, bölgemizde olup bitenlere bu genel plan çerçevesinden bakmak gerekiyor ve her şey, “Oslo mutabakatı” ve el-Kaide, en-Nusra, IŞİD gibi örgütlerle, “Oslo mutabakatı”nın da dâhil bulunduğu BOP planını gerçekleştirme adına NATO veya ABD operasyonlarına zemin ve gerekçe hazırlama çerçevesinde cereyan ediyor. “Oslo mutabakatı”nın ‒ki, bu mutabakatta hakem devletin Orta Doğu'nun dizaynında hep başrol oynamış İngiltere olduğu iddiasını dikkate almak gerekiyor‒ bir ileri merhalesi uygulamaya konacağı her zaman R.T. Erdoğan, PKK/BDP aleyhine gürlüyor ve bu arada arkada tam tersi uygulamalar cereyan etmeye duruyor. IŞİD'in Kobani'ye saldırısı, bu saldırı bahanesiyle Türkiye'de ortaya çıkan şiddet, Meclis'ten geçen tezkere, ABD operasyonlarını davet ve gözden kaçan iki önemli gelişme: iktidar yanlısı bazı kanallarda Hüda-Par başkanı ve başkan yardımcısının ekrana çıkarılması ve Numan Kurtulmuş'un açıklaması. Kurtulmuş, “Çözüm Süreci”nin üçüncü merhalesi olarak “halkın takdiri”nden söz ediyor. Yani, bölgede Kürtlerin ezildiği gerekçesiyle PKK'ya silah ve mühimmat yardımı, ‒Allah korusun‒ yeni bir PKK‒Hizbullah çatışması ve işlenecek cinayetler, sonra da, Oslo'da konuşulduğu üzere bölgeye BM müdahalesi, BM gücü yerleştirilmesi ve BM gözetiminde bir referandumla ilk merhalede özerk “Türkiye Kürdistanı”nın, ayrıca “Suriye Kürdistanı”nın resmîleşmesi.

Şahsen, Hizmet Hareketi'ni bitirme niyet ve teşebbüsü çerçevesinde yapılanları da sadece AKP'nin intikam ve hazımsızlık duygularına vermek, fakire pek doğru gelmiyor. Bunun da, BOP planı ve “Oslo Mutabakatı”yla alâkası olmalı. Çünkü, İslâm dünyasında dönüştürülemeyen ve hem bağımsız, hem aslî köklerini koruyan en büyük hareket Hizmet hareketi. Bu çerçevede, ABD ve AB kaynaklı eleştirilere maruz kalsa da, AKP iktidarının “küresel hakim güçler” tarafından desteklendiği ve pervasızlığının biraz da buradan kaynaklandığı inancındayım. ABD'nin, İngiltere'nin, İsrail'in, evet Dışişleri Bakanlıkları vardır ama CIA, MI6 ve MOSSAD'ı da görmek gerekir. Bunların MİT'le, özellikle 28 Şubat sürecinde daha da gelişen münasebeti sır değil. “Çözüm süreci”nin mimarının ve merhale merhale tatbikçisinin arkasında daha çok MİT'in olduğu da herkesin malûmu. Diğer yandan, 1990'larda Türkiye'de bazı tanınmış aydınlara karşı işlenen cinayetlerin arkasında Selâm‒Tevhid örgütünü görüp, bunları sadece bu örgüte fatura etmek de eksik kalır. CIA, MI6 ve MOSSAD'ın haberi, izni, hattâ doğrudan veya dolaylı yönlendirmesi olmadan Türkiye'yi 28 Şubat'a götüren cinayetlerin işlenebileceğini düşünmek biraz saflık olur.

Netice olarak, Meclis'e sunulmayı bekleyen yeni yargı paketi, hem Hizmet Hareketi'ni bitirme, hem AKP'yi onca yolsuzluk, rüşvet gibi suçlamalardan “aklama”, hem de PKK'ya teslimiyet ve Güneydoğu Anadolu'yu teslim etme vetiresinde “takrir-i sükûn” içindir; zaten İstiklâl mahkemeleri de hazır.

20 Ekim 2014, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.