REKLAMI KAPAT
GÜNDEM Yazarlar Ali Ünal-Din’e tecavüz ve hukuksuzluğun böylesi

Din’e tecavüz ve hukuksuzluğun böylesi

R.T. Erdoğan ve AKP iktidarı, “Cemaat’i bitirme” teşebbüsünde artık fakir öğrencilere zekât, sadaka ve infaklarıyla destek olan himmet ehline ve onların himmetlerine yönelmiş bulunuyor.

İslâm’da namazla birlikte en önemli ve sevap getirici amel, zekâttır, sadakadır, infaktır. İnfak, kişiyi münafıklıktan korumasının yanı sıra nefse rağmen,  dolayısıyla zor olan Din’i yaşamayı kolaylaştıran en birinci ameldir de: “Kim (Allah için) verir ve takva gayreti içinde olursa; ayrıca ‘en güzel’i tasdik ederse, Biz de ebedî saadete giden yolu onun için kolaylaştırırız.” (92:5-7) Öyleyse, Müslüman’ın zekâtını, sadakasını, infakını cezalandırmak, Din’e, millete ve ülkeye hizmetin dibine konulmuş bir dinamittir, korkunç bir zulümdür, dehşetli bir hukuksuzluktur ve bu ölçüde Din’e tecavüz ve hukuksuzluğu hiçbir iktidar yapmamıştır. Bu tecavüze ortak olan, bu tecavüzde görev alan ve bu tecavüze açıktan veya sessiz kalarak destek veren herkes, ona ortaktır.

Cemaat hizmetlerine destek olan himmet ehli suç işliyorsa, bütün cemaatler ve halktan hem de hiç makbuz vermeden sürekli yardım toplayan Diyanet de suç işlemektedir. Ayrıca, bu ülkede camilerin ve İmam-Hatip okullarının büyük çoğunluğu halkın makbuzsuz himmetleriyle yapılmıştır ve öyleyse bütün bu yardımlar da suç kategorisine girer. Diğer yandan, hem de devlet gücünü kullanarak, illerde ve ilçelerde resmî komisyonlar oluşturarak pek çok kamu arazisini ve özel taşınmazı mülkiyetine geçiren ve bir “Erdoğan Cemaati” oluşturmaya çalışan TÜRGEV de, en büyük suçu ve hukuksuzluğu işlemektedir.

Bu noktada, Cemaat’i terör örgütü görüp, üzerine gidilen himmet ehlinin “terör örgütü”ne yardım ettiği gibi bir iddia, ancak kabahatten daha büyük özür olur. Bir defa, Cemaat’in terör örgütü olduğu, hiçbir hukukî temele dayanmayan, delilsiz, keyfî bir iddiadır, korkunç bir iftiradır. Eğer Cemaat bir terör örgütü ise, “Ne istediler de vermedik!” diyen Erdoğan da; “Cemaat’in hizmetleri karşısında 40 yıllık siyaset hayatımda yaptıklarım ancak sıfır kalır!” diyen Arınç da; 17 Aralık’a kadar Cemaat hizmetlerine bir şekilde destek olan bütün siyasîler de öncelikle soruşturulmalıdır. Burada “Cemaat’in terör örgütü olduğunu 17-25 Aralık’ta anladık” gibi bir iddia da ileri sürülemez. 17-25 Aralık, dehşetli boyutlarda bir yolsuzluk, rüşvet, zimmete para geçirme ve kara para aklama soruşturmasıdır. Erdoğan/AKP iktidarı, söz konusu suçların soruşturulmasını Yargı’yı ve Emniyet’i değiştirerek önlemiş; ilgili tapeleri incelemeye sevk etmeyerek ve Kılıçdaroğlu aleyhinde açtıkları davayı, tapelerin incelenmesi gerektiği için geri alarak tapelerdeki kayıtların doğruluğunu zımnen tescillemiştir. Ayrıca, 17-25 Aralık’ın iktidara darbe olduğu ve bu darbeyle suçladıkları Yargı ve Emniyet mensuplarının bir paralel yapıya mensup bulunduğu iddialarının geçersizliğini de,  “paralel yapı” iddiasının Meclis’te görüşülmesine mâni olarak yine zımnen tescillemiştir. Kaldı ki, farz-ı muhal böyle bir yapı varsa ve farz-ı muhal 17-25 Aralık da bir darbe teşebbüsü ise, bunun sorumlusu, sadece 17-25 Aralık’ta görev alan Yargı ve Emniyet mensuplarıdır. Dolayısıyla, bütün bir Cemaat’i ve fakir öğrencilere destek olan himmet ehlini bundan sorumlu tutmak, İslâm hukukunun da, modern hukukun da en temel esaslarından olan suçun şahsîliği, “kimsenin başkalarının suçuyla suçlanamayacağı” (Kur’ân, 6:164; 17:15...) kaidesini yıkmak demektir ve dehşetli bir zulümdür.

AKP iktidarına kadar devletle bütünleşmeyen ve İslâm’a sarılmakta hassas olan çoğu kesimler, AKP iktidarıyla birlikte devletle bütünleşti ve “zehirli dünya balını tatmaya” durdular. Dolayısıyla, Cumhuriyet tarihinde ahlâk ve maneviyatta en fazla aşınma, en fazla vicdan çürümüşlük ve kokuşmuşluğu AKP iktidarlarında yaşandı ve AKP, dinî hizmetlerin de üzerinde doğrudan gelerek hesap/amel defterini ağırlaştıkça ağırlaştırıyor.

25 Mayıs 2015, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.