GÜNDEM Yazarlar Ali Ünal

İmtihanda iki önemli nokta

Nasıl okullarda dönem içi, vize ve final imtihanları olur, ömrümüz boyu benzer fonksiyonları gören imtihanlardan geçeriz.

Kur’ân-ı Kerim “Görmüyorlar mı ki, onları senede bir veya birkaç defa imtihan ediyoruz” (9:126) buyururken, vize veya final manâsındaki imtihanlara işarette bulunur. İmtihanın iki önemli hikmeti, Âhiret’te kendimiz hakkında şahitlik edecek derecede kendimizi, kumaşımızı, madenimizi tanımamız ve Cenab-ı Allah’ın hakkımızda vereceği hüküm karşısında hiçbir itirazımızın bulunmayacak olmasıdır.

Şu anda bilhassa Türkiye Müslümanları, önemli bir vize, belki ülkenin yarını adına final denebilecek bir imtihandan geçiyor. Bu imtihanın yine en önemli iki hikmetinden biri olarak, gerçek karakterler, samimiyet veya samimiyetsizlik dereceleri, niyetler, kalblerde olanlar ortaya çıkıyor. Bu ortaya çıkmada pek çoklarının dünleri ile bugünleri arasındaki 180 derecelik farkın en güzel Kur’ân kaynaklı izahını, köyümüzde Yunus Peker isimli halktan yaşlı, mübarek bir zat yaptı: “Ben bazılarındaki bu tersine dönmeyi, İblis’in haline benzetiyorum. İblis için (menkıbelerde) Hz. Âdem (a.s.) karşısında tutulduğu imtihandan önce melekler arasında dolaştığı, hattâ onlara hocalık yaptığı söylenir. Fakat Allah kendisini imtihana tâbi tutuverince içi, gerçekten ne olduğu ortaya çıkıverdi. Bugün de bazıları bir hak, hukuk ve hakikat imtihanına tâbi tutuldu ve gerçekten ne oldukları ortaya çıktı.”

Söz konusu imtihanın çok önemli ikinci boyutunu yine Allah’ın Kelâmı’nda Hz. Talût kıssasında buluyoruz. Hz. Talût, İsrail Oğulları’nın Hz. Musa’dan (a.s.) itibaren 3,5 asır kadar nesil ber nesil eğitimden geçtikten sonra artık kendilerine va’dedilen topraklara girebilecekleri kıvama geldiklerini düşündükleri bir zamanda ordusuyla giderken, Cenab-ı Allah’ın kendilerini bir nehirle imtihan edeceğini belirtir. Çölde savaşa giden askerlerin normalde kana kana su içmeleri ve mataralarını doldurmaları gerekirken, Hz. Talût, “Kim nehirden içerse benden değildir” der. Fakat büyük çoğunluk sudan içer ve yolda dökülür. Ordu, bir teslimiyet, sabır, sebat, nefse hakimiyet imtihanına tâbi tutulmuştur. Allah’a itaat ve teslimiyetle susuzluğa katlanamayanların kuvvetli bir düşman karşısında tutunamayacağı ve bizzat kendi cephelerinde bozgunculuğa sebep olacağı açıktır. İşte Allah, su içmeme yasağıyla böylesi zayıf kalblileri yolda bırakır. İmtihanı kazanıp yola devam edenler, cepheye ulaştıklarında “Rabbimiz, üzerimize bardaktan boşanırcasına sabır yağdır, ayaklarımızı sâbit tut ve kâfirler güruhuna karşı bize zafer ihsan eyle!” diye dua ederler. Bu duada çok önemli bir nokta vardır. Çölde, kumlar üzerinde ayakta kalmak zordur; ancak bir yağmur yağar ve toprak sertleşirse ayakta kalınıp, rahat hareket edilebilir. Bundan dolayıdır ki, Cenab-ı Allah Bedir Savaşı öncesi mü’minlere yardım olarak onların bulunduğu tarafa yağmur indirmiş, böylece toprak sertleşmiş ve mü’minlerin ayakları sâbit hale gelmiştir (8:11). Allah, bunu mü’minlere savaş öncesi bir nimeti olarak zikreder.

İşte, Hz. Talût’un ordusunun “Rabbimiz, üzerimize bardaktan boşanırcasına sabır yağdır, ayaklarımızı sâbit tut!” duasında işarî manâ itibariyle aynı yardıma telmihte bulunulmaktadır. Allah (c.c.), sabra ve sebata, ayakların sâbit kalmasına maddî sebep ve yapılan duanın kabulüne işaret olarak, Hz. Talût’un ordusuna da yağmur indirmiş, böylece toprağı sertleştirmiş olmalıdır. Ve bu vâkıanın bize verdiği çok önemli bir ders vardır: Mücadelede galibiyet, Allah’a, O’nun yoluna tam teslimiyet, itaat ve itimatla kazanılır. Allah, sudan içmeme imtihanını kazanan Hz. Talût’un askerlerine savaş cephesinde yağmur indirip hem su ihtiyaçlarını karşılamış hem de düşmanları karşısında kendilerine önemli bir yardımda bulunmuştur. Mü’minler teslimiyet, itaat ve itimat imtihanında başarılı olurlarsa, Allah, imtihanın unsuru olan ve baştan zorluk, mahrumiyet gibi görünen hususlarda onları en ihtiyaçları olan şartlarda fazlasıyla tatmin eder ve o unsuru başarılarına bir sebep kılar.

29 Eylül 2014, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.