GÜNDEM Yazarlar Ali Ünal-‘Şeytan-ı racîmden başkası...’

‘Şeytan-ı racîmden başkası...’

Bu başlık, Hizmet’e ve Türk okullarına karşı 28 Şubat sürecinde de, fakat şu anda R. T. Erdoğan ve AKP’nin yaptığı gibi, bitirmeye ve kapatmaya yönelik olmayan bir tavır alınınca bir yazıma attığım başlıktı.

Düşmanlık, insanın yeryüzü hayatının ayrılmaz bir boyutu. İnsanlığa, doğruya, hakka, hakikate, güzele düşmanlığı birinci derecede temsil eden şeytan olduğu için de Kur’ân-ı Kerim, “Her peygamberin karşısında insan ve cin şeytanlarından oluşan bir düşman şebeke var etmişizdir; birbirlerine tamamen aldanıştan ibaret yaldızlı sözlerle telkinde bulunurlar.” (6:112) buyurur. Yine Kur’ân’da “Şeytanlar, dostlarına, elemanlarına sizinle durmaksızın mücadele etsinler diye sürekli telkinde bulunurlar. Eğer onlara itaat ederseniz, hiç şüphesiz müşriklerdensiniz demektir.” (6:121) gerçeğini de okuyoruz. Bir mü’mine, mü’minler topluluğuna ins ve cin şeytanları ne ölçüde düşmanlık yapıyorsa, o mü’min, mü’minler topluluğu Allah’a o kadar yakın demektir.

İnsanın yeryüzünde misyonu, hilâfet, yani yeryüzünü aslî fıtratı istikametinde imar etmektir; bu misyona en ters iki davranış ve günah ise, bozgunculuk yapmak ve kan dökmektir (2:30). Türk okulları, insanlık tarihinde doğruluk, güzellik, hak, hakikat ve iyilik adına, ayrıca insanlar arasında en müfsit ve kan dökücü düşmanlıkların yaşandığı günümüzde küresel ve toplumlararası barış, yeryüzünde sulh ve denge, yani insanlığın varlık misyonu adına insanlığın kendisiyle iftihar edeceği en önemli projelerdendir. Ve bu proje ölçüsünde bütün dünyaya yayılıp, kendisini her dinden, dünya görüşünden, kültür ve medeniyetten topluma kabul ettirebilmiş ikinci bir projeyi tarih kaydetmiyor. 30.10.2006 günü, hem de Yeni Şafak’ta yayınlanan bir röportajında, Rusya Federasyonu Eğitim Bakan Yardımcılığında bulunmuş, Moskova’da Türk okulunun açılmasına belli tereddütlerden sonra izin vermiş, bilâhare Türk okullarından 56 No’lu Moskova Uluslararası Okul’da 3 yıl müdürlük yapmış Genrich Dimitriyeviç Kuznetzov, bu okulları şöyle tanıtıyordu: “Bu okulun çok önemli bir özelliği, matematik, fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar derslerinin (uluslararası dil) olarak İngilizce öğretiliyor olması. Öğretmen kadrosu çok seçme. Bütün öğretmenler, branşlarına hakim; sonra, çocukları çok seviyorlar. Rusça’yı çok iyi biliyorlar. Velilerle de çok iyi iletişim kuruyorlar ki, bu da, Rusların onları tanımalarını, anlamalarını kolaylaştırıyor. Bu genç Türklerle tanışmadan önce ben Türkiye’yi geri kalmış bir çöl ülkesi zannediyordum. Kendilerini tanıyıp, Türkiye’ye de gidince fikirlerim değişti. Artık Türkiye ile gönül bağımız var. Her alandaki zenginliğinizi görmeye başladık. Bendeki en önemli değişiklik olarak, insanlara yaklaşımım değişti. Buradaki arkadaşlardan aldığım bir Türk mantalitesi var; onların hayatında samimiyet, sevgi çok önemli bir yer tutuyor. İnsana sevgi, çocuğa sevgi, eşe sevgi, dosta sevgi. Bana göre bu derinlikte bir sevgi, ancak bir Türk mantalitesidir. 56 No’lu Moskova Uluslararası Okulu benden geriye kalan tek şey olacak. Çünkü bu okul, benim hayatım.” Bir tarafta bütün dünyada ikrar edilen bu gerçek; Türkiye’nin, Türkiye insanının ve İslâm’dan kaynaklanan ve insanlık ortak paydasını oluşturan ebedî değerlerin bütün dünyada sevdirilmesi; Türkiye’ye, Türkçe’ye ve dünya ile birlikte Türkiye’nin bugününe ve yarınına en büyük hizmet: diğer tarafta, Peygamber Efendimiz zamanında Habeş Necaşîsi’nden oraya hicret eden mü’minlerin müşrik Kureyş heyeti tarafından geri istenmesinin de ötesinde, dipsiz bir kin ve düşmanlıkla bu hizmeti dünya çapında bitirmeye, okulları kapattırmaya çalışan ve kendi ülkesinde eğitimin sadece rezalet teşkil ettiği Türkiye cumhurbaşkanı ve AKP iktidarı.

26 Ocak 2015, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.