GÜNDEM Yazarlar Ali Ünal-TOKİ–LEGO medeniyeti

TOKİ–LEGO medeniyeti

Geçen cuma, Çiçekçi ve Doğancılar’dan Üsküdar’a yürümem gerekti. Güzel bir sonbahar sabahıydı.

Bir sokaktan geçtim. Ayakta kalan bazı ahşap, ayrıca bahçeli, bazısı müstakil, çok yüksek olmayan evleri; bir konağı; muslukları sökülmüş, üzerinde Kur’ân harfleriyle “(Allah), her canlıyı sudan yarattı.” âyeti yazılı bulunan bir çeşme ve genel manzarasıyla “Eski İstanbul”dan birkaç nefes gibiydi. O bile, Cehennemnümûn şartlar içinde biraz da olsa nefes almama yetti. Baharda ve yazın bir süreliğine köyde kalıyor, biraz da civarda seyahat ediyorum. İlçem Eşme, hattâ köy, İstanbul’a ve diğer kentlere nazaran güzel, dinlendirici, rahatlatıcı.

Osmanlı Devleti, sanatında, edebiyatında, mimarisinde apaçık ortaya çıktığı üzere, bir ruh medeniyetiydi. İncelik, zerafet, nezaket, temizlik, âlicenaplık, kerem, yardımseverlik, bilhassa şehirleriyle, bu medeniyetin ibrişimden atkılarıydı. Camilerinin, tekyelerinin, resmî binalarının, nihayet evlerinin ayrı ve göz okşayıcı, gönül rahatlatıcı, dinlendirici bir mimarisi, mimarî üslûbu vardı. Evler, avluları ve bahçeleriyle bir mahremiyet alanı, âdeta Cennet’ten bir saadet köşesiydi. Köylerinde bile toprak evlerinin içleri –raflar, dolaplar, yüklük denilen yatak koyma yerleri, her bir odadaki gusülhaneler, pencereler– köylerde dahi bulunan usta marangozlar tarafından ince ince işlenir ve boyanırdı. Sadece evlerin içi mi? Yaygı olarak kullanılan kilimler, halılar en güzel, en ince nakışlarla; içlerine tahıl konan çuvallar, merkep veya atlar üzerinde içlerinde eşya taşınan heybeler, üzerine un serilip, hamur yoğrulacak iteyler dahi, kısaca her eşya, ilmik ilmik dokunur, nakışlanır; yemek kapları çok güzel kalaylanırdı.

Türkiye’de artık, bilhassa AKP iktidarları süresince sanki hep şehir çirkinleştirme uzmanları işbaşında. Müthiş bir doymazlıkla, âdeta yedikçe acıktıran bir hırsla, bir görgü yoksunluğuyla, kentlere göçü hızlandıran, hadis-i şeriflerde men edilen bir gelişme olarak, kentlerin sürekli büyümesine yol açan, kırsal alanları boşaltan, dolayısıyla tarım ve hayvancılığın gittikçe çökmesine, özellikle tabiî yiyeceklerin tükenmesine “hizmet eden”, ev diye, üst üste yığılmış legolar gibi, yine hadis-i şeriflerde Kıyamet alâmetlerinden olarak takbih edilen yüksek binalar yapıp, bilhassa İstanbul’u ve başka büyük kentleri bu binalarla dolduran; yeşile ve maviye düşman; 40 milyon nüfuslu İstanbul hayalleri kuran AKP iktidarları ve TOKİ.  Çirkin mi çirkin bir kentleşme, âdeta en dar alanlara bile en fazla bina sıkıştırma politikasıyla daracık ve arabaların iki yanını mecburen park yeri olarak kullanmasıyla daha da daralan sokaklar, yollar, caddeler ve korkunç bir trafik anarşisi. Arabaların korna seslerini dahi bastıran, hiç akord görmemiş seslerin meydana getirdiği dayanılmaz bir gürültü, kirlilik, düzensizlik.  Tamamıyla üslûpsuz, ruhsuz, kadavra bir mimarî. Ses yalıtımının bile yapılmadığı, aman Allah’ım ne korkunç, tuvaletlerin koridorun yanına diğer odalar gibi bir oda halinde yerleştiriliverdiği, yan yana iki dairenin yatak odalarının, hem de ses yalıtımı yapılmadan aynı duvarı paylaştığı apartmanlar.

Dış, için tezahürüdür. Kentler, sokaklar, apartmanlar, sosyal hayat, insanların karakterini, iç dünyasını yansıtır; karakterlerinin, iç dünyalarının yansımasıdır. Delirme kertesinde “Allah’ım” diyorum; “Bu nasıl iştir? Türkiye’nin bilhassa İslâmî açıdan, başkalarının Müslümanlığını beğenmeyen, İslâm davası iddiasında, ‘şiir, sanat, edebiyat’ diyen insanların bünyesinde bulunduğu bir siyasî yapı, bu yapının mensubu veya destekçileri, nasıl böyle binalar, evler, sokaklar yapar, kentler kurar?! Demek ki ortada, İslâm’ı sadece lâfzî kurallardan ibaret gören, onu ruhsuz bir kadavra gibi algılayıp yaşayan, Dinî ruhun asla içlerine işlemediği, İslâm’ın asla hayatlarına hayat olmadığı bir nesil var.

27 Ekim 2014, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.