Beşir Ayvazoğlu

b.ayvazoglu@zaman.com.tr

CUMA YAZI Yazarlar Beşir Ayvazoğlu-Tijen Hanımlar daha çok 'niii' diyecekler

Tijen Hanımlar daha çok 'niii' diyecekler

Geçenlerde tembellik edip televizyonun karşısına çöreklendim; kanallar arasında dolaşırken bir zamanlar TRT'de yayımlanan sevimli bir dizinin epeyi yaşlanmış oyuncularını bir araya getiren bir programa rastlayınca durdum.

Sevimli dizi dediğim, Tekin Akmansoy'un, karısı Nöriye Gantar'a "datlım gıymatlım" diye hitap ettiği Kayserili becerikli bir işadamını, Nöri Gantar'ı oynadığı Kaynanalar dizisi...

Anladığım kadarıyla Kayseri Büyükşehir Belediyesi kadirşinaslık gösterip Tekin Akmansoy'u davet etmiş. Akmansoy, programda bu davet vesilesiyle görme imkânı bulduğu büyük bir kültür merkezinden ve bu merkezde tiyatro yapan amatör topluluğun profesyonelliğe yaklaşan başarısından övgüyle söz etmeye başlayınca, dizide alafranga kaynana Tijen Hakmen'i oynayan operacı Sevda Aydan burun kıvırarak "Artık sahnesinde bol bol sema ederler!" dedi. Tekin Akmansoy, "Hayır, yanlış düşünüyorsunuz, çok başarılı bir topluluk, haksızlık etmeyin..." gibi sözlerle söylediklerinin doğruluğunu anlatmaya çalışırken Tijen Hanım'ın ağzından bir de "Pastırma..." lâfı çıktı; sinirlendim ve kanal değiştirdim. Sevda Hanım, programda Tijen rolüne soyunmuş değildi, kendisi olarak konuşuyordu. O kadar peşin hükümlüydü ki, eski dostunun anlattıklarına kulak asmadı. Programın seyretmediğim bölümünde uzun bir "Niii" bile çekmiş olabilir.

Aslında bu yazıya Tijen Hanımları eleştirmek için değil, son yıllarda İstanbul'da ve Anadolu'nun birçok şehrinde sayıları artan kültür merkezlerinden söz etmek amacıyla başladım. Tekin Akmansoy'un sözünü ettiği Kayseri'deki kültür merkezini görmüş değilim, ama programlarından birine konuşmacı olarak davet edildiğim Küçükçekmece Cennet Kültür Merkezi'nin bütün bölümlerini gezdim. Her türlü sosyal ve kültürel faaliyetin gerçekleştirilebileceği bu büyük merkez haziranda faaliyete geçirildi. Diyebilirim ki, İstanbul'un en güzel ve en donanımlı tiyatro sahnelerinden biri artık Küçükçekmece'de perde açıyor. Çok amaçlı salonları, sanat galerisi, el sanatlarının öğretilip icra edilebileceği odaları, resim ve müzik atölyeleri, bilgisayar eğitim merkezi, kütüphanesi, poliklinikleriyle Küçükçekmece'nin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına büyük ölçüde cevap verebilecek şekilde tasarlanan bu merkezde Tijen Hanımların zannettiği gibi sema edilip pastırma mı kurutuluyor dersiniz? Aralık ayı program kitapçığını inceledim; sergi salonunda Halis Karakurt'un sema eden derviş çeşitlemelerinden oluşan başarılı resim sergisi vardı ama, Duru Tiyatro ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'ndan oyunlar seyretmek de mümkündü. Mehmed Âkif'i anma programı vardı, ama bir başka salonda Tiyatro Akkaş, Beştaş Çocuk Tiyatrosu ve Acıbadem Sanatevi çocuk oyunlarıyla sahne almışlardı.

Kısacası, genç Belediye Başkanı Aziz Yeniay, Küçükçekmece'nin Cennet Mahallesi'nde kültür hayatımızın bütün çeşitliliğini ve zenginliğini yansıtan bir "kültür cenneti" oluşturmuş. İstanbul'da buna benzer kültür merkezleri yapıldığını biliyorum. Benim çocukluğumda böyle mekânlar olsaydı, bütün zamanımı oralarda geçirirdim!

2007 sonlarında tamamlanıp faaliyete geçirilen Bağlarbaşı Kültür Merkezi de mimari özellikleri, konumu ve fonksiyonları itibarıyla İstanbul'un en önemli kültür merkezlerinden biridir. Mimar Hilmi Şenalp tarafından yapılan ve Selçuklu çizgileri taşıyan bu harika merkez, Üsküdar ve Kadıköy Havalisi Halk Tramvayları İdaresi ve Elektrik Fabrikası olarak yapılan tarihî binayı da içine alıyor. İETT tarafından uzun yıllar tramvay hangarı ve otobüs garajı olarak kullanılan ve kültür merkezi projesi çerçevesinde Ulaşım Müzesi olarak düzenlenen bu binanın Mimar Kemaleddin Bey'in eseri olduğunu söyleyenler varsa da, Hilmi Şenalp, Ali Talat Bey'e ait olduğu kanaatini taşıyor.

Yeri gelmişken Taksim'deki tarihî Maksem'in restore edilerek enfes bir sanat galerisine dönüştürüldüğünü hatırlatmak isterim. Taksim'e çıkan herkesin önünden geçtiği bu binanın cesameti ancak içine girildiği zaman fark ediliyor. Kapıdan girer girmez bir sütun ormanıyla karşılaşıyor ve binanın şaşırtıcı derinliğinden etkileniyorsunuz. Yıllardır âtıl bir vaziyette duran Maksem'i fark ederek bu dönüşümü sağlayanları tebrik ediyorum. Açılışının mahalli seçimler yaklaşırken "Sine-i Millet" sergisiyle yapılmış olması da çok anlamlı. Küratörlüğünü M. Lütfi Şen'in yaptığı, Türk demokrasi tarihini muhtelif objelerle ve zengin görsel malzemeyle yansıtan bu sergiyi bütün okuyucularıma tavsiye ederim.

Öyle anlaşılıyor ki, Tijen Hanımlar daha çok "Niiii" diyecekler.

Bütün okuyucularıma hayırlı bir sene diliyorum.

1 Ocak 2009, Perşembe
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.