İstanbulluların tercihi, Boğaz’ın iki yakasındaki doyumsuz memba suları

- HABERLER BÖLGE HABERLERİ İSTANBUL
25 Ocak 2013, Cuma

Sarıyer ve Beykoz, Boğaz’ın Karadeniz’e açılan kısmında birbirinden ilginç güzellikleri barındıran iki tarihî ilçe. Birçok özellikleri yanında bu iki ilçenin farklılığı barındırdıkları ve İstanbulluların hayranı olduğu memba suları. Beykoz’un Karakulak suyu, asırlarca Osmanlı sarayında içilmiş.

İstanbul’un birçok şaire ilham veren güzelliğini tarif etmek imkânsız. Özellikle Boğaz, her göreni kendine hayran bırakıyor. Boğaz’ın Karadeniz’e açılan iki bekçisi Sarıyer ve Beykoz ise saklı kalmış birbirinden şaşırtıcı güzelliklere sahip. Ormanları, temiz havası, birbirinden lezzetli dağ meyveleriyle meşhur bu iki komşu ilçenin bir güzelliği daha var: İçimi doyumsuz suları. Şimdilerde İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için devasa projeler hayata geçiriliyor. Melen Projesi ile kentin 2060’lara kadar su ihtiyacı garanti altına alındı. Ancak bu iki güzide semtin kaynak suları asırlarca padişahların vazgeçilmezleri arasında yer aldı. Beykoz ve Sarıyer’de çıkan kaynak suları hâlâ birçok kişi tarafından kullanılıyor. İçenlerin tadına doyamadığı sular vaktiyle Osmanlı saraylarında en özel misafirlere ikram edilirmiş. Hatta 1836’da Sultan I. Mahmut’tan Halife Abdülmecid Efendi’ye kadar bütün saray eşrafı Beykoz’un Karakulak suyundan içermiş. Dereseki köyünden Karakulak suyu Beykoz’un birkaç köyündeki çeşmelerden akmaya devam ediyor.

    “Ab-ı Leziz” adıyla anılan bu suların günümüzdeki tiryakilerinden biri de Bedia Özcan. 40 yıl sonra Bakırköy Haznedar’dan doğduğu Beykoz’un Akbaba köyüne bunun için taşınmış. İstanbul’un hemen her yerinden çeşme sularını almaya gelen olduğunu anlatan Özcan, “Suyun taliplisi giderek artınca artık içmeye zor buluyoruz. Eskiden banyo, çamaşır, yemek işleri bile hep bu sularla yapılıyordu.” diyor. Beykoz’da Agova, Haznedar, Sırmakeş gibi başka membaların da olduğunu ifade eden Özcan, “Çeşmelerin 15-20 tonluk depoları var. Ancak buna rağmen zaman zaman köylüye su kalmıyor. Çünkü her gelen 3-4 bidon su alıp gidiyor.” diyor.

    Dereseki köyünden Faruk Uygun da Karakulak suyunun taliplisinin çok olduğunu söylüyor. Köydeki çeşmede boş su bidonu satan Uygun, özellikle yaz aylarında çeşmede uzun kuyruklar olduğunu anlatıyor. Boğaz’ın Avrupa yakasındaki Sarıyer’de de durum farksız. Garipçe köyünün adı üçüncü köprü ile meşhur olsa da çeşmesinden akan Hacı suyunu bilmeyen yok. Köy muhtarı Feridun Berber, meydandaki çeşmeden içimi doyumsuz suyun aktığını belirtiyor. Çeşmenin 70 yıl önce hayrat olarak yapıldığını ifade eden Berber, ziyaretçilerin 5-6 damacana su alarak gittiklerini aktarıyor.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.