23 yıldır öğrencilerinin portrelerini çiziyor

23 yıldır öğrencilerinin portrelerini çiziyor
HABERLER CUMAERTESİ
31 Mart 2012, Cumartesi

Salim Özgür, 62 yaşında Bulgaristan göçmeni bir ressam. Aynı zamanda resim öğretmeni. Bugüne kadar 3 binden fazla öğrencisinin portresini çizmiş. Başka bir özelliği de sokak sanatçısı olması. Sokaklarla tanışması ise oğlunu ziyaret etmek için gittiği İngiltere'de bir ressamla karşılaşmasıyla başlıyor.

Tahminen 70 metrekarelik bir oda... Bakışlarımızın kaydığı hemen her yerde portreler var. Hüzünlü insanlar, yorgun yüzler, yalınayak çocuklar... 90 küsur yaşlarında bir teyze, basma şalvarıyla bavullarının üstüne öylece yaslanmış. Bakışlarında yorgunluk, umutsuzluk ve yalnızlık... Belli ki bir tren istasyonu burası. Orta yere yığılmış bavullar ve uzayıp giden trenler... Göç mü var yoksa?

Bu resim ve onlarcasının bulunduğu bir resim atölyesinin sahibi Salim Özgür. 62 yaşında ve Bulgaristan göçmeni. Resme merakı ilkokul sıralarında başlamış. Köydeki çocukların en yeteneklisiymiş. Öğretmenleri hep onu örnek gösterirmiş arkadaşlarına. Anlattıklarına bakılırsa bu takdiri fazlasıyla da hak edermiş: "Bir sürü boş bina vardı köyümüzde. Hiç boş durmazdım. Öyle çok resim çizerdim ki, bu evlerin duvarlarını resimlerle doldurur, sonra karşılarına geçer, uzun uzadıya izlerdim." Lisede bir öğretmeni keşfetmiş yeteneğini. Portre üzerine yoğunlaşmış ve işin inceliklerini öğretmiş. Bir de püf noktası vermiş öğrencisine: "Portrelerin ne zaman 3 bini geçerse, o zaman hakiki portre sanatçısı olursun."

Lisedeki eğitimin üzerine üniversiteyi de ekler Özgür. Önce Veliko Tarnovo Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde dört yıl, sonra da resim enstitüsünde portre üzerine üç yıl okur. Resim öğretmenliği yapar yıllarca, sayısını hatırlamadığı kadar çok sergi açar. 1989'da göç sebebiyle İstanbul'a gelmek zorunda kalır. Geldiği yıl Avcılar'da Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda resim öğretmenliğine başlar. 23 yıldır aynı okulda öğretmen.

En büyük tutkusu portre. İstan-bul'da öğretmenliğe başladığı günden beri öğrencilerinin portrelerini yapmış. Öyle ki sayısı 3 bini geçmiş. Yaptığı iş ona göre büyütülesi değil. Bulgar aksanıyla "Bilmiyorum, yapıyorum işte. Nasıl desem, boş duramıyorum hiç. Mesela iş eğitimi dersinde öğrenciler çalışmalarını yapıyor, ben de onların resimlerini..." diyor.

Bir ressamla karşılaşınca...

Salim hocanın oğlu da babasının izinde. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi'nde resim bölümünü bitirmiş. Babası İngilizcesini geliştirip doktora yapması için İngiltere'ye göndermiş oğlunu. İki yıl önce de oğlunun davetiyle İngiltere'ye gitmiş. Niyeti bir iki hafta kalmakken tam üç ay sürmüş ziyareti. Sebebi, Salim hocanın hayatını da değiştiren bir olay: "Oğlumla gezerken sokakta bir ressamla karşılaştım. Önünde tuval, karşısında bir insan... Resim çiziyor. Titremeye başladım. Harika görünüyorlardı. O anda 'Ben de kesinlikle sokakta insanların portrelerini çizmeliyim. Hatta burada yapmadan Türkiye'ye dönmeyeceğim.' diye karar aldım. Bu kararı uygulamak kolay olmadı ama tanıdıkların yardımıyla isteğimi gerçekleştirdik."

Üç ay sokakta, parkta insanların portrelerini çizer. Karakalemle çalışmalarını 20 dakikada, yağlıboyalarıysa bir saatte tamamlar. İyi de para kazanır. Bir resmi 40 pound'a (100 lira) çizer. "Londra'daki Türkler günlük 100 lira alırken ben o parayı yarım saatte kazanıyordum. Günde 10 portre yapabiliyordum." diyor. Geçen yıl da gitmiş Londra'ya ve yine üç ay kalmış. Orada yaptığı resimlerden bir de sergi açmış.

Ressam portrelerinde elim titriyor

Salim hoca geçen yıl Avcılar meydanında, parklarda insanların portrelerini çizmiş ücret almadan. "Öğlenleri sıcak oluyor. Akşama doğru çıkıyor, geç saatlere kadar çalışıyorum. Elim boş durmasın yani. Resim yapmazsam yaşayamam zaten. Bazen muhabbet arasında arkadaşıma 'Geç karşıma, bir çizeyim resmini.' diyorum. Bu çok başka bir duygu." diye anlatıyor gözlerinin içi gülerek. En zorlandığıysa ressam portreleri yapmak. Geçtiğimiz günlerde ressam Halis Karakurt'un portresini çizerken eli titremiş mesela. "Peki ya sonuç ne oldu?" diye soruyoruz. "Çok beğendi." diyor.

Çocukken para biriktirip resim kursuna giderdim

Salim Özgür'ün resim merakı çok eskilere dayanıyor. Çocukken yaz aylarında tren istasyonunda bir ustanın yanında çalışırmış. Biraz para biriktirince doğruca resim kurslarının yolunu tutarmış. Hiç boş durmaz, elinde fırça resim çizermiş daima. Bulgaristan'dayken 'Salim Ressam' diye seslenirmiş herkes ona. "Resimde iyiydim, yani herkes tanırdı beni. Diğer derslerim iyi değildi ama resimde başarılıydım." diyor gülerek. Bir de biraz çekinerek anlatıyor: "Köyümüzde, şimdi nasıl desem Türkler resme karşı. Uygun değil, diyorlardı. Babam da muhafazakâr bir adam. Mesela mevlit okunacağı zaman resimlerin üzerini örter ya da ters çevirirdi. Ancak sonraları çok sevdiğimi, bir de başarılı olduğumu görünce teşvik etti beni."

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
Sonraki Haber