Ersin Korkut ve Şahin Irmak: İkili olup esnaflık peşinde değiliz

Ersin Korkut ve Şahin Irmak: İkili olup esnaflık peşinde değiliz
HABERLER CUMAERTESİ
22 Ocak 2011, Cumartesi

Gösterime giren 'Kutsal Damacana 3: Dracoola'da başrolü paylaşan BKM oyuncuları Ersin Korkut ve Şahin Irmak, vampirlere inanmadıklarını ve Türkiye'de korku filmi çekilemediğini belirtiyorlar. Mart ayında yeni bir sitcom dizisiyle ekranlarda olacaklarını ifade eden ikili, "Komedyeniz ama evde birlikte çok ağladığımız zamanlar oldu." diyor.

Biriniz Hakkârili (Ersin Korkut), biriniz İzmirli (Şahin Irmak). İki farklı kültürden gelen arkadaş olarak hiç mi çelişen şeyler yok aranızda?

Şahin Irmak: Olmaz olur mu ya? (Gülüyor) Bazen kültür çatışması da oluyor, insanî anlaşmazlıklar da. Ama hiçbir zaman kavga edip küsecek boyutta olmadı. Tamamlıyoruz birbirimizi. İkimiz de mizahçıyız. Mizahçının da ihtiyacı olan şey çatışma.

Ev arkadaşlığınız nasıl bir birliktelikti peki?

Ersin Korkut: Güzeldi, eğleniyorduk da. Çorap yüzünden birbirimize girdik, böyle kavgamız var.

Şahin: Ben daha dağınık yaşayan birisiyim, o daha düzenli ve tertipli.

Ersin: Ben biraz daha hijyen... (Gülüşmeler)

Şahin: Bir dakika ama, sanki ben burada hijyen bir adam değilmişim gibi...

Ersin: Öyle değil de ben daha çok yani...

Takıntılı mısınız yani?

Ersin: Evet. Benim nevresimime misket attığım zaman zıplar yani. Askerlikten kalma... Bununki dağınıksa kıyameti de koparmam, topluyor ama.

Dışarıda tam tersi gibi duruyor ama. Şahin Bey daha janti, Ersin dağınıkmış gibi...

Ersin: Şahin daha karizma, ben defolu gibiyim.

Şahin: Estağfirullah... (Gülüşmeler)

Ersin: Ama sen benden daha yakışıklısın.

Şahin: Kime göre, neye göre....

Bu çelişki Kutsal Damacana Dracoola'da da var. Şahin kont, Ersin ise cami avlusuna bırakılan çocuk. Bu tezatlık nasıl bir tat çıkardı?

Şahin: Eskiye dayanıyor bizim hikâye. Ben Kont Dracoola'yı oynuyorum, Ersin ise Kara Fuat'ı oynuyor. Benim sevgilimi elimden alıyor ve 30 yıl hapiste kalıyorum. İntikam yemini ediyorum, sülaleni kurutacağım diye. Günümüze kadar geliyor mevzu. Gerçekten de Ersin'in sülalesinden olan herkesi öldürüyorum, hepsini de Ersin oynuyor.

Öldür öldür bitmiyor yani Ersin?

Şahin: Tabii tabii, bitmeme durumu da var. Ersin bir konakta işçi... Asıl hikaye orada başlıyor.

Bu kadar çok rolü canlandırmak fazlasıyla parçalanmak değil mi?

Ersin: Bu senaryo bana geldiğinde ben Çeşme'de idim. Senaryoyu beğendim ve Yılmaz Erdoğan'dan izin alarak kabul ettim. Altı-yedi karakter oynuyorum ama benim çok hoşuma gitti. Tipler tam bana göre. Hiç zorlanmadım. Gardiyan ve Sebastian rollerini çok sevdim. Eğlenceli geçti.

Bıraksalar Eflak Valisi Vlad'ı bile oynayacaktınız yani? (Gülüşmeler)

Ersin: Yok yok, bende Drakula tipi yok.

Yılmaz Erdoğan'dan sadece sizin için mi izin çıktı? Bu bir şans mı, tolerans mı?

Şahin: Sadece bizim ikimizi istediler. Birinci filimde zaten Ersin oynamıştı. Benim de ufak bir sahnem vardı. Başka oyuncu talepleri olmadı.

Ersin: Benim zaten sözleşmede devam filmin oynama şartı vardı. İkinci filmde Neşeli Hayat filmi olduğu ve çakıştığı için oynayamamıştım.

O yüzden üçüncü filmde açığı kapatıyorlar yani bu kadar rol ile?

Ersin: Yani, evet. (Gülüşmeler)

Çok Güzel Hareketler ara verince insanların aklına acaba BKM oyuncuları dağılıyor mu gibi bir soru geliyor. Nedir durum?

Şahin: Yok toparlanıyoruz abi. Martta yenilenerek geri geliyoruz. 4 arkadaş geri çekildik, nedeni de yeni bir sitcom yazıyoruz. Bu yeni sitcom televizyonda bir dizi olarak yayınlanacak. Fırsat olursa her sene bir sinema filmi yazıp çekmek istiyoruz. Belki ileride kamera arkasında da olurum.

Birbirinizin oyunculuğunu nasıl bulursunuz?

Şahin: Benim ekip içerisinde en çok güldüğüm adam Ersin. Bizde esas olan şey doğallık olduğu için Ersin bunu çok iyi yapıyor. Bir şey yapmasına gerek yok. Allah vergisi komik bir adam.

İzleyici sizi hep birlikte görmeye başladı. Bu birliktelikle ilgili plan var mı?

Şahin: Biz programda da ikili çok skeç oynadık, beraber yaşadığımız dönemi de skeç haline getirdik. Filmde de beraberiz, yan yana iyi duruyoruz galiba. Ama planladığımız stratejik bir hamle yok. Bir ikili olup esnaflık peşinde değiliz.

Ersin: BKM Mutfak'ta 24 kişilik bir ekibiz, alt kadroda 80 kişi var. Senaryo geldiğinde karakterler ortaya çıkar. İkimizin elinde olan bir şey değil.

Şahin: Bir dizi yazıyoruz şimdi, orada da beraberiz. Ama bu güzel bir şey değil. Farklı projelerde aynı insanları görmek, seyirci olsam tercih edeceğim bir şey olmaz. İnandırıcılıktan uzaklaştırıyor.

Film vampirli filan ama Türk insanına ters bir şey vampir. Siz inanır mısınız vampirlere?

Şahin: Yemeyelim birbirimizi, bizim kahramanımız değil bu adam aslında. Vampirlere inanmam ama enteresandır dünyada da bunu takip edenler var. Birçok vampir filmini de izledim. Ama herkesin vampiri kendine! (Gülüşmeler) Nasıl yapıyorlar diye izlemedim, bizimkisi daha absürd.

Ersin: Yok abi, vampiri beğenmem, sevmem, tanımam yani. Korku filmi sevmiyorum zaten.

Şahin: Sevmiyor değil korkuyor. Bu mevzuyu burada çözelim.

Ersin: Yemin ediyorum korkmuyorum ya, bana saçma geliyor. (Gülüşmeler)

Şahin: Beraber yaşadığımız dönemde sürekli korku filmi alıyordum ama hiçbirini izlemedi.

Ersin: Bütün filmlerini pencereden attım.

Korkuyor musunuz cidden?

Ersin: Allah'tan başka kimseden korkmam abi. Bizim Hakkari'de evimiz mezarlığın yanındaydı, orada oyun oynardık. Korkmam böyle şeylerden. Arkadan arabanın çarpmasından korkarım. Korku filmleri saçma geliyor abi bana.

Para verip korkmaya çalışan insanlara ne diyorsunuz peki?

Ersin: Ben onu anlamıyorum zaten. O verilen paraya yazık. Saçma geliyor bana.

Şahin: Dünyada iyi örnekleri var ama bizde çok sakil duruyor.

Vampirler sarımsaktan hoşlanmaz malum. Sizin aranız nasıl sarımsakla?

Şahin: Öyle bir sahnemiz de var filmde. Tam Ersin'i ısırmaya çalışıyorum ama o sürekli alinazik kebabı yediği için ertelemek zorunda kalıyorum. (Gülüşmeler) Normal hayatta kokarım filan diye düşünmem, soğan ve sarmısağı yerim yani.

Ersin: Yeriz ya, ne olacak, kim öpecek bizi? (Gülüşmeler) Faydalı olan bir şeyi kim reddeder ya?

Vampir olsanız ısıracak adam çok mudur?

Şahin: Ohooo, olmaz mı? İsim vermeyeyim ama çok adam var ısırılacak.

Bugüne kadar birçok dizide de rol aldınız. Kariyeriniz açısından önemsediğiniz rol var mı?

Şahin: Henüz öyle bir rol oynamadım.

Ersin: Çok Güzel Hareketler'de kendimi oynamak keyifli. Ama televizyon açısından hayatımızın rolünü oynamadık.

Şahin: Biz yazacağız inşallah.

Hep komedi mi yapacaksınız?

Şahin: Dört yıllık alışkanlığı var seyircinin. Keskin dönüş yapmak çok doğru olmuyor bizim sinemamızda. Bir drama yapsam yadırganabilirdi. Çok iyi bir dramada oynamak isterim.

İçinde Dracula kimliğini saklayan bir kontu canlandırıyorsunuz Şahin Bey. Gerçekte içinizde sakladığınız kimlikler var mıdır?

Şahin: İki tane var. Biraz çabuk sinirlenen birisiyim. Bundan çok hoşlanmıyorum. Bir de komedi oynayan birisi olmama rağmen yeni tanıştığım insanların "Ya bir soğuksun sanki?" demeleri moral bozucu. Benim yeni bir insan tanımakla ilgili sıkıntım yok, herkesle arkadaş olabilen birisiyim.

Ersin: Duygusal bir adamım ama yansıtmam.

Şahin: Biz evde çok ağladık beraber.

Neye ağlıyordunuz?

Ersin: Duygusalım ve unutmam. Kimseye söylemedim bunu. Eskiden, lisedeyken platonik bir aşkım vardı. Onu hiç unutamadım yani...

Şahin: Haber izlerken çok ağladık beraber.

Ersin: Biz de insanız. (Gülüşmeler)

İkiniz de Galatasaraylısınız. Başbakan'ın Arena Stadı'nın açılışında seyirci tarafından ıslıklanmasına ne diyorsunuz?

Şahin: Ben oradaydım. Evine gelen bir misafire saygısızlık etmek güzel bir şey değildir. Kim ve ne olursa olsun, düşmanın olsa bile. Sonuçta memleketin Başbakan'ı o, politikasını beğenirsin beğenmezsin onlar bir tarafa, evine gelen bir misafir o. Tepkinin ne olduğunu da anlamış değilim. Eğer FB'li olduğu için yapılmışsa o da yersiz. Ki zamanında FB taraftarı bunu Mesut Yılmaz için de yapmıştı, o da yersiz. Futbolun bu kadar memleket meselesi haline gelmesi anlaşılır şey değil. Eğer siyasi bir tavırsa bu, orası yeri değil.

Ersin: Bir Başbakana yapılmaz bu abi. Bir de FB'li, bizim stada gelmiş yani. En azından Hagi'nin hatırı için yapılmaz ya! Üzüldük yani.

Bazen belaltı espriler de oluyor oyunlarınızda. Tepki alıyor musunuz?

Şahin: Biz onunla ilgili güzel terbiye edildik, birkaç kez o hatayı yaptık. Program yoğunluğundan dolayı dozu kaçırdığımız olmuştu. Belaltı espri işin kolayına kaçmak. Artık daha çok dikkat ediyoruz. [email protected]

***

Şahin Irmak: Sırlar Dünyası'nda ağlatıyordum şimdi güldürüyorum

Nasıl bir oyunculuk hikâyeniz var?

Şahin: Yılmaz Erdoğan. Çaycısıydım Yılmaz Erdoğan'ın, oyuncusu oldum. (Gülüşmeler) 14 yaşında iken BKM ilk İzmir turnesini yaptığında ben İzmir Fuar Açıkalan Tiyatrosu'nda teşrifatçılık yapıyordum. Yer gösteriyordum. İlk orada tanıştım ekiple, sonra kuliste getir götür işleri yaptım. Oyuncu olmamda en büyük etken BKM'dir. Gazeteci olmak istiyordum. Yerel gazetede muhabirlik yapmıştım bir dönem ama oyunculuk daha ağır bastı.

Siz Samanyolu TV'de yayınlanan Sırlar Dünyası'nda da rol almıştınız. Sırlar dünyasından vampirlerin dünyasına geçmek nasıl bir şey? (Gülüşmeler)

Şahin: Çok oynadım ya, bayağı oynadım. Benim karakter çok değişken değil mi? Garip oldu. Benim 'Sırlar Dünyası'nda oynarken bile bir kitlem vardı. Sonradan farkına vardım ki bayağı seviliyormuşum. O dünya benim geçmişten yabancı olduğum bir dünya değil, o rollere aşinayım. Keyifli işlerdi. Orada ağlatıyordum. Bir ayakkabı bölümü vardı mesela, 'Sana ayakkabı alalım mı?' diyenlere rastladım.

Kolunuzda "Tanrı bizi seyrediyor" yazılı bir dövme var. Bu söze inanarak mı yaşıyorsunuz?

Şahin: Öyle yaşamamız gerektiğine inandığım için yaptırdım o dövmeyi. Çünkü sıklıkla unutuyoruz Allah'ı. Ben inancı olan birisiyim. Gaflete düşüyor, unutuyor ve hata yapıyoruz. Hem kendim hatırlayayım hem de birilerine hatırlatayım diye yaptırdım.

Ersin: Ben de dualarımla varım. Her tiyatro oyununa çıktığımda duamı mutlaka yaparım.

Şahin: Ben de dua etmeden çıkmam sahneye.

Ersin Korkut: Drama oynarsam belki 'Naber patates kafa' demezler

Çocukken hiç oyunculuk yok muydu aklınızda?

Ersin: Yoktu ama çocukken de çok gülerlerdi bana. Çevremdeki herkesi güldürürdüm, mahallenin komedyeni gibiydim. Çok da yaramazdım. Bazı skeçlerde yaramaz olabiliyorum yani. 60 yaşındaki adam da bana 'abi' diyor ama efendi göründüğüm için. (Gülüşmeler)

Komedi komedi nereye kadar?

Ersin: Dramada kendimi denemek isterim, oynayabilirim. Hep komedi oynadığım için dışarıda insanlar "Hoop patates kafa, naber" filan diyor. Onun şakasını ben televizyonda yapıyorum, sen onun şakasını bana dışarıda niye yapıyorsun? Belki sinirli uyandım, her daim güleryüzlü olamayabilirim kardeşim. İstiklal'de yürüyorum geçenlerde, telefonla konuşuyorum, arkadan dürtüyor "Fotoğraf çektirebilir miyiz?" diye. İstiklal'in sonuna kadar fotoğraf çektirmeyeyim diye yürüdüm, yemin ederim oraya kadar takip etti. Çektirdik sonra. Drama oynayayım da belki "Naber patates kafa" demezler belki. (Gülüşmeler) Televizyonu açtım "Patates kafa kimlerle yakalandı?" diyor spiker. Allah'ını seversen, bunu ben bulmuşum zaten, sen niye yapılmışı yapıyorsun yani?

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir