Bu köşk başka köşklere benzemez

Bu köşk başka köşklere benzemez
- HABERLER CUMA İSTANBUL
5 Nisan 2013, Cuma

Mehmet Yılmaz, Fatih Yağcı ve Serkan Aktaş’ın yaptıkları Risale sohbetleri, sosyal medyada izlenme rekorları kırıyor. Üçlü, aynı zamanda haftanın belli günleri Dost TV’de program yapıyor. Facebook’ta 100 binden fazla takipçileri var. Ortalama her sohbetleri 400 binin üzerinde kişiye ulaşıyor. Bugüne kadar 15 milyon farklı bilgisayarda videoları izlenmiş.

İzmir Bornova’daki Sözler Köşkü İlim ve Kültür Derneği’nin salonu ağzına kadar dolu… Üniversite öğrencileri, pürdikkat kürsüden yükselen sesi dinliyor. Sohbeti yapan Mehmet Yılmaz, henüz 30’una bile varmamış bir delikanlı. El kol hareketleri, espriler ve mimikleriyle dinleyicileri anında kendisine bağlamasını beceriyor, daha sonra ibretlik hikâyelerle Risale-i Nur’lardan namaz bahsini anlatmaya başlıyor. Biraz önce dinlediklerine gülen gençlerin yüzünde şaşkınlıkla birlikte mahcup bir eda beliriyor. Sohbet, bir yandan da kameraya çekiliyor ve internetten canlı olarak yayınlanıyor. Haftanın belirli günlerinde kürsüye çıkan Mehmet Yılmaz, Fatih Yağcı ve Serkan Aktaş’ın yaptığı Risale sohbetleri, sosyal medyada izlenme rekorları kırıyor.

Üçlü, aynı zamanda Dost TV’de de program yapıyor. Facebook’ta 100 binden fazla takipçileri var. Ortalama her sohbetleri 400 binin üzerinde kişiye ulaşıyor. Bugüne kadar 15 milyon farklı bilgisayarda videoları izlenmiş. Aynı ekip, gönüllü arkadaşlarının da desteğiyle kurdukları bilişim ofisinde, Bediüzzaman ismini Twitter’da dünya listesine taşımayı başarmış. Bir de bakseyret.com isimli İslami video sitesi kurmuşlar. Fransa, Almanya ve Amerika’dan videoları izleyen Türkler, İzmir’e, Sözler Köşkü’nü ziyarete gelmiş. Tabii onların sosyal medyada bu kadar aktif olması birilerini rahatsız etmiş, kişisel hesaplarını çökertenler olmuş.

İsimleri kulaktan kulağa yayılan bu üç genç, ilginç bir şekilde tanışmış ve daha sonra Sözler Köşkü fikri doğmuş. İşte onların hikâyesi…

‘35 yaşın üstündekiler komplekse giriyor!’

Sözler Köşkü projesinin mimarlarından Fatih Yağcı, Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde okuduğu dönemde Risale-i Nur’larla tanışır. Ailesi, İzmir’in önde gelen zenginlerindendir. Ayakkabı fabrikası olan babası, oğlu Fatih’i Nur’ları okuması yönünde teşvik eder. Okulu bitiren Fatih, kendisini sadece Nur’ların yayılmasına adar. Ailesinden aldığı bu destekle birlikte ‘dava adamı’ olmaya karar verir. İçinde hep, gençlere Bediüzzaman’ı tanıtmak, onun eserlerini okutmak isteği ve gayreti vardır. “Ama bu nasıl olacak?” sorusu geceler boyu zihnini kemirir durur. Bir İstanbul ziyaretinde Risale-i Nur’lara gönül veren dostlarıyla istişare ederken gençlerin istifade edebileceği bir mekân açma projesi ortaya atılır. Hemen İzmir’e dönüp çalışmalara başlarlar. Fatih ve birkaç arkadaşı günlerce dernek kuracakları bir apartman dairesi arar. Bu arayış tam 7 ay sürer. Kimse kiralık ev vermek istemez. O kadar bunalırlar ki bir şekilde para bulup ev almayı bile düşünürler. Bir ara kiralık bir ev bulurlar, kaporayı verirler ancak mülk sahibi evde dini sohbet yapılacağını öğrenir ve anında vazgeçer. Yedinci ayın sonunda Fatih’in bütün umutları söner. İstanbul’daki dostlarıyla iletişime geçer. Ev bulamadığını, İstanbul’a gelerek orada hizmet etmek istediğini söyler ve son bir defa kiralık daire aramaya çıkar. Derneğin şu an faaliyet gösterdiği apartman dairesini bulduğunda ilk olarak beğendiğini fazla belli etmek istemez. Zira kiranın yükselmesine tahammülü yoktur çünkü bütün masraflar sadece 8-10 kişilik bir çekirdek kadronun üzerine yüklenmiştir. Daire sahibi evi kiraya vermeyi kabul eder. Fatih, belli etmez ama havalara uçuyordur. Kira ve kaparo öğrencilerin verdiği 80-90 TL’lik burslarla toparlanır hatta cep telefonlarını satıp himmette bulunanlar olur...

Koyu sosyalistken Nur’larla tanıştı

Ege Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu Mehmet Yılmaz, Mersinli bir ailede büyümüş. Risale-i Nur’larla tanışmadan önceki hayatını, “Koyu bir sosyalisttim. Nihat Behram, Cezmi Ersöz ve Jack London’ın  bütün kitaplarını okumuştum.” diyor. Eğitim gönüllüsü merhum Ahmet Samurkaş ile yolunun kesişmesi, Yılmaz’ın hayatında dönüm noktası olur. Samurkaş sayesinde Risale-i Nur’larla tanışır. İnsan ilişkileri çok iyi olduğu, konuşmayı da biraz fazlaca sevdiği için üniversite hayatı boyunca kendisini Risalelerin duyulmasına, daha fazla kişi tarafından okunmasına adar. Yılmaz, hareket noktalarını Bediüzzaman’ın şu sözüne dayandırıyor: “Bu zamanda Nur’larla hizmet-i imaniye, her tarafta ilanatla ve muhtaç olanların nazar-ı dikkatlerini celb etmekle olur.” Yılmaz ve arkadaşları bu sözden hareketle sosyal medyada büyük bir boşluğun olduğunu fark ederek bu mecraya yöneldiklerini söylüyor. ‘Nazar-ı dikkatlerini celb’ kısmını ise esprili ve sıcak anlatım tarzlarına bağlıyorlar.

‘Hem güldürüyor hem de düşündürüyoruz’

Ege Üniversitesi Biyoloji mezunu Serkan Akkoç, Risale-i Nur’larla bir cuma namazı çıkışında tanışır. Biyoloji bölümünde okuduğu için bazı hocaları derslerde Evrim Teorisi’ni anlatır, yaratılışın tesadüfen gerçekleştiğini iddia eder. Akkoç ise bu iddialara tam olarak cevap veremez. Zaten dinî bilgisi de yetersizdir. Kendi ifadesiyle ehl-i dünya bir hayat yaşar. Profesyonel yüzücüdür, aynı zamanda da bir mankenlik ajansına kayıtlıdır. Cuma namazına gittiği bir gün gözyaşları içerisinde dua eder, “Allah’ım, Senin olmadığını ispat etmek için bir araya gelip toplantılar yapanlara cevap verebileceğim kaynaklara yönlendir beni.” der. Cami çıkışında eline Sözler Köşkü’nün tanıtım kartını tutuştururlar. Serkan, ilk önce bu kartı lokanta reklamı zanneder. Tam okumadan atacakken kartın üzerinde, “İslami ve felsefi sorulara cevaplar aradığımız Sözler Köşkü sohbetlerine sizleri de bekliyoruz.” yazısını fark eder. Ertesi gün sohbet dinlemek için köşke gider ve bir daha da dernekten ayrılamaz... 

Mus’ab bin Umeyr gibi…

Sözler Köşkü’nün mutfak sorumlusu Yusuf Karahan’ın çok ilginç bir hikâyesi var. Aslen Mardin kökenli bir ailenin Mersin’de yaşayan oğlu Yusuf, bir yıl önce İzmir’e gelir. Mersin’de yaşadığı dönemde çok müreffeh bir hayatı vardır. Babasına ait 3 petrol istasyonunun muhasebe işlerine bakar. Bir taraftan da dinini yaşamaya çalışır. Para pul işleri, içten içe ruhunu sıkar. İki amcaoğlu da genç yaşta trafik kazasından ölünce hayatında radikal bir karar alır. Ömrünü ilim öğrenmeye adayacaktır ama nasıl… Bir akşam petrol istasyonunda Sözler Köşkü’nün videosuna rastlar. İman hakikatleri ile ilgili bu video onu çok etkiler. Her gelen şoföre videoları izlettirmeye başlar. Yusuf, internetten Sözler Köşkü’nün adresini bularak İzmir’e gitmeye karar verir. Eve gider, annesine aldığı karardan bahseder. Annesi şaşkındır. Çantasına birkaç kıyafet yerleştirir. Cebinde 150 TL para vardır. Lüks markalı arabasının anahtarını masanın üzerine bırakır. 70 TL’ye otobüs bileti alır İzmir’in yoluna düşer. Sözler Köşkü’ne gelir, durumunu sorumlu Fatih Yağcı’ya anlatır. Yağcı, şaşırmıştır. Biraz araştırınca Yusuf’un gerçekten de varlıklı bir aileden geldiğini ve güvenilir biri olduğunu öğrenir.

Yusuf, ilk günler biraz çekingen davransa da ortama hemen alışır. Sabahlara kadar Risale-i Nur okur, Kur’an ezberler. Dernek mutfağının sorumluluğu ona verilir. Bulaşıkları yıkar, çayı demler. İlk günler kendi masraflarını çıkarmak için simit ve su satar. Ticareti iyi bildiği için derneğin kermeslerinde aktif rol oynar. Köyleri gezerek zeytinyağı ve patates toplar, hallerde satarak derneğe gelir elde eder. Yusuf’un ilim üzerine anlattıkları herkesi duygulandırmaya yetiyor, “Ruhum çok açtı. İlim tahsil etmek istiyordum. Muhtacım, kalbim muhtaç. Çoğu zaman ruhum doyduğu için yemek bile aklıma gelmiyor…”

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir