Diyarbakır’daki mağaralar insanlık tarihine ışık tutuyor

- HABERLER CUMA DIYARBAKIR
7 Haziran 2013, Cuma

Diyarbakır’ın bilinen tarihi 12 bin yıl öncesine dayanıyor, ancak bölgedeki mağaralar, milattan önceki çağlara da ışık tutuyor. Yapılan araştırmalar insanların ilk kez burada tarıma adım attığını gösteriyor. Bu anlamda şehrin gezip görülecek birçok yeri var.

Diyarbakır, 33 ayrı medeniyete beşiklik yapmış kadim bir şehir. Son yıllarda boynu bükük kalsa da artık kabuğunu kırmak istiyor. İslam dünyasının 5. Harem-i Şerifi Ulu Cami, 27 şehit sahabenin yattığı Hz. Süleyman Camii, tarihi surlar, peygamber kabirleri (Hz. Zülküf–Hz. Elyesa) ve dört ayaklı minare gibi şaheserler, görülmesi gereken yerlerden sadece birkaçı. Diyarbakır’ın bilinen tarihi 12 bin yıl öncesine dayanıyor. Milattan öncesine ışık tutan Ergani’deki Hilar ve Silvan’daki Hassuni mağaraları, adeta insanlık tarihini özetliyor. Paleolitik döneme kadar uzanan tarihsel bir seyahat yapmak isteyenlerin şehre uğramaları yeterli. Mağaralar, göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçilen önemli bir tarihsel döneme şahitlik ediyor.

Hilar Mağaraları mesela... Diyarbakır’a bir saat uzaklıkta. Paleolitik dönemden itibaren yerleşime sahne olmuş. Silvan yakınlarındaki Hassuni Mağaraları ise mezolitik dönemde yerleşim yeri olarak kullanılmış, antik dönemde özellikle Hıristiyanlığın ilk yıllarında ve Ortaçağ’da da yerleşim özelliğini sürdürmüş. Hilar Mağaraları’nın bir bölümü milattan önce 1. yüzyıl ve milattan sonra 1. yüzyıla kadar yaklaşık 200 yıl boyunca kaya mezarı olarak kullanılmış. Bölgedeki kaya mezarlar hâlâ orijinalliğini koruyor.

Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde ise Kartiktepe bulunuyor. Buranın tarihi 12 bin yıl öncesine dayanıyor. Bölgedeki höyükten çıkarılan 198 insan iskeleti mekanın bir zamanlar yerleşim alanı olarak kullanıldığına işaret ediyor. Konut tabanına yerleştirilen mezarlar ise o dönem insanının yaşadığı mekânı bir anlamda kutsallaştırdığını gösteriyor.

Medeniyetin ilk tohumları burada atılmış

Anadolu’nun en eski tarımcı köy topluluklarının en güzel örneğini veren Ergani yakınlarındaki Çayönü Tepesi, günümüzden 10 bin yıl önceye dayanan tarihiyle sadece bölgeye değil, dünya uygarlık tarihine de ışık tutuyor. Çayönü, göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçilen önemli bir tarihsel döneme şahitlik ediyor. Yapılan araştırmalar, insanların ilk kez burada toprağı ekip-biçerek tarımsal alana adım attığını, dört duvar arasında yaşama kültürünün yine burada oluştuğunu gösteriyor. Bilim adamları, medeniyetin ilk tohumlarının buralarda atılarak dünyaya yayıldığını söylüyor.

Diyarbakır’dan gelip geçen Hurri-Mitaniler, Asurlular, Aramiler, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Artuklular, Eyyübiler, Moğollar, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar gibi 33 farklı medeniyet, bölgenin ne kadar ciddi bir cazibe merkezi olduğunu gösteriyor.

Ergani Kaymakamı Erdinç Yılmaz, Hilar Mağaraları ve Çayönü Tepesi’nin tarihe ışık tutan en eski yerleşim yerleri olduğunu söylüyor. Bu yerlerin medeniyet anlamında ilk tarımın yapıldığını, hayvanların evcilleştirildiği yer olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Bu mekan adeta 12 bin yıl öncesine ışık tutuyor. Yerli ve yabancı turistler buraya geldiklerinde sanki zaman tüneline girmiş gibi olacak. Her şey ilk günkü gibi duruyor. Oyulan kayaları herkesin mutlaka görmesi gerekiyor. Dünyayı, Türkiye’yi binlerce yıl öncesine götürmeye davet ediyoruz.” diyor.

Silvan Kaymakamı Yunus Sezer, Diyarbakır’ın tarih ve kültürel alanda Türkiye’nin en zengin kentlerinden birisi olduğunu söylüyor. Silvan’ın çok eski tarihlere sahip bir kent olduğunu anlatıyor: “Güneydoğu Anadolu Bölgesi eşine az rastlanır doğal güzelliklere sahip bir yer. Burası Diyarbakır’dan daha eski bir medeniyet şehri. Bu mağaralarda bir kent yaşamı için gerekli olan her şey var. Hasuni Mağaraları, devasa kaya parçaları oyularak apartman şeklinde yapılmış. Bunlar 3, 5 ve 7 katlı mağaralar. Görenleri hayrete düşürüyor. Hasuni Mağaraları, doğunun birçok yeri gibi turizmde hak ettiği ilgiyi görmeyi bekliyor.”

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Sonraki Haber