İşçi bayramında yeraltından madenci fotoğrafları

İşçi bayramında yeraltından madenci fotoğrafları
HABERLER CUMA
1 Mayıs 2012, Salı  11:56

Zonguldak'ta yerin 350 metre altına indiğimde hayatımdaki ilk kömür madeni tecrübemi yaşıyordum. Çekeceğim fotoğraflarda flaş veya parlamaya yol açacak herhangi bir ışık kaynağı kullanmamız yasaktı.

Madene ulaştığımda öğrendim ki bir hafta önce bir maden işçisinin çöken tavanın altında kalarak hayatını kaybettiğini öğrendim.

Hafif titreyerek, 75 maden işçisine katılıp aşağıya inmek için asansör vazifesi gören eski çelik yapıya tırmandım. Bana büyük gelen madenci giysileri ve geleneksel madenci kasketiyle ilerlemek hayli zor oldu. Yolumu sadece kasketin önündeki fener aydınlatıyordu. Üzerimde hantal bir oksijen tüpü ve iki tane Leica marka fotoğraf makinası asılıydı.

İki defa madene indim ve orada saatlerce kaldım. Tercümanımın da yardımıyla orada olup biteni fotoğraflamaya çalıştım. Asansörle aşağıya indikten sonra yanları açık, çelikten yapılmış, gürültülü bir trenle vardiyalarını doldurmak için madene gelen işçilerin arasında, aynı onlarınki gibi ağır kıyafetler içinde, sıkışık bir şekilde ilerledik. Sürekli yorgun olan işçilerin arasında karanlığın içine doğru ilerleyen o gürültülü trende uyurken başı önüne düşenler bile vardı. Tünellerde ilerlemek çok zahmetliydi. Küçük su birikintilerinden kaçınarak, başımızı ağır kirişlerle desteklenmiş siyah kömürden alçak tavana çarpmamaya çalışarak molozların üzerinden geçtik. Bazen sadece yavaş yavaş sürünerek ilerleyebildik. Bir keresinde karanlıkta çömelmiş bir vaziyette dik bir yokuşu çıkarken önümdeki işçiye tutunmak zorunda kaldım ve o beni bir iple yukarıya doğru çekti.

Bülent Bahadır, eşi Meryem ve iki çocuğuyla beraber kendisi de emekli maden işçisi olan babasının evinin hemen yanında oturuyor. Evleri, madene bakan bir tepede. Kulede neonla "Üzülmez" ismi yazıyor. Bu aileler birbirlerine sımsıkı bağlı, güçlü ve vefakârlar. Onları maden işçiliği ve sürekli yanı başlarında olan tehlike bir araya getiriyor. Bülent bana, önümdeki otuz yıl boyunca her sabah kalkıp o madene ineceğimi bilseydim neler hissedeceğimi sordu. Bunun üzerine Meryem yüzünde kederli bir gülümsemeyle şöyle dedi: "Her günün sonunda kocamı yorgun argın eve dönerken görünce şöyle diyorum: Allah'ım sana şükürler olsun! Bugünü de kazasız belasız atlattık."

Video röportajı ve daha fazlası için: http://www.turkiyedezaman.org/?p=photographer&l=01

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
Sonraki Haber