Türk tarımına Murat Tombul modeli

Türk tarımına Murat Tombul modeli
HABERLER CUMA
7 Eylül 2012, Cuma

Erzincan'da çiftçilik yapan Murat Tombul'un yetiştirdiği ürünleri alabilmek için marketler birbirleriyle yarışıyor. Diğer çiftçilerin "Burada yetişmez" dediği birçok ürünü modern tarımın nimetlerinden istifade ile yetiştiren Tombul'un ürünleri, Avrupa'da kataloglara da girdi. Adı 'sosyetik çiftçi'ye çıkan Tombul, tarımımızın geleceği için güzel örneklerden biri.

Murat Tombul 57 yaşında. Erzincan'da parmakla gösterilen isimlerden. Bunun sebebi siyasetçi, bürokrat ya da sanatçı olması değil; Murat Tombul, bir çiftçi, kendi deyimiyle de bahçıvan. Yetiştirdiği ürünleri alabilmek için marketler birbiriyle yarışıyor. Yılda sadece bir kez ürün alınan bu soğuk ilde üç kez ürün yetiştiriyor. Herkesin "Bu topraklarda yetişmez" dediği sebze ve meyveleri yetiştirip Erzincan halkına taze taze yediriyor. Sürekli araştırmalar yapıyor, bilimin imkanlarını sonuna kadar kullanıyor. İnternet üzerinden yurtiçi ve yurtdışındaki yetiştiricilerle bilgi alışverişinde bulunuyor. Ürünlerinin marketlerde el üstünde tutulması, modern tarımın bütün nimetlerini kullanması sebebiyle Murat Tombul'un adı 'sosyetik çiftçi'ye çıkmış. Bahçeliköy'de yetiştirdiği ürünler ise Avrupalı tohum üreticilerinin kataloglarına çoktan girmiş.

Tarım konusunda giderek kan kaybeden ülkemizde örnek olarak gösterilecek bu başarı öyküsünün başlangıcı oldukça dokunaklı. Tombul, 1992'de Erzincan'da meydana gelen deprem sonrası baba ocağından göçmüş. 15 yıl boyunca Samsun'da tekstil işi ile uğraştıktan sonra 2001 krizinde varını yoğunu kaybetmiş. Hatta yüklü bir borcun da altına girmiş. Bunun üzerine memleketine geri dönmüş ve çocukluğundan beri bildiği çiftçilikte karar kılmış. Tombul, küçüklüğünden beri hep modern tarımla uğraşmak istediğini söylüyor. Zaman zaman böyle denemeleri de olmuş. 80'li yıllarda alçak tünel seracılık yapmış. Karın içinde kabak yetiştirmiş. Erzincan'a döndüğünde elde ne makine varmış ne de başka bir şey. Tek sermayesi azmiymiş. Vira bismillah deyip alın terini toprağa dökmeye başlamış. Bir yandan da evinin geçimi için işçi olarak çalışmış. Severek bu işe başladığını anlatıyor: "11 yıl önce geldiğim zaman kendime; 'Günü mü kurtaralım yoksa, ileriye dönük bir şeyler mi yapalım?' diye sordum. Burada hiç kimsenin yapmadığı şeyleri yapalım dedim. Çok şükür yaptık ama yapacak daha çok şey var."

Murat Tombul'un tarlasında marul çeşitlerinden yeşil fasulyeye, brokoliden lahanaya, bezelyeden şeftaliye, karnabahardan lahanaya ne ararsanız var. Yazları genellikle kış ürünleri yetiştiriyor. Bu tercihi onun sebzelerini her zaman cazip kılıyor. Murat Tombul iyi ürünler yetiştirebilmek için öncelikle iyi tohumların peşine düşmüş. Bir de bu işi en iyi bilenlerle irtibat kurmuş. İnterneti de çok etkin kullanmış. Yeri gelmiş saatlerce telefonla konuşmuş. Örneğin Türkiye'de marul konusunda kim en bilgiliyse onunla iletişime geçmiş. Adana'da Mehmet Yılmaz'ı, Antalya'da Başak Hanım'ı bulmuş. Hem onlardan bilgi almış hem de kendi bilgilerini paylaşmış. Yetiştirdiği sebze-meyvelerdeki hastalıkların resimlerini çekip göndermiş ve bunların tedavisini aramış. Erzincan'daki Bahçe Kültürleri Araştırma Merkezi'nin de sürekli kapısını çalmış. İşin özü hep bir adım ileriye gitmek için uğraşıp durmuş. Öyle ki artık Hindistan'daki bir çiftçi bile Facebook üzerinden çalışmalarını görüp ona sorular yöneltebiliyor.

Sabah beşte çalışmaya başlıyor

Murat Tombul'un başarısı tabiî ki tesadüfî değil. Sabah beşten güneş batana kadar çalışıyor. Onun bu azmini ellerindeki çatlaklardan anlamak mümkün. Yetiştirdiği ürünleri şu anda Erzincan'ın en büyük üç market zincirine satıyor Tombul. Bunların dışında da birçok talep geliyor, ancak hepsine cevap veremiyor. Gelecek sene en azından yakın illerden gelen talepleri karşılamayı düşünüyor. Murat Tombul, Erzincan'dan çok fazla şey almıyor. Bunun sebebi insanlara sağlıklı ürün sunabilmek. Örneğin birçok çiftçinin kullandığı ucuz tarım ilacı yerine pahalısından kullanıyor. Kullandığı ilacın sebze üzerindeki kalıtımı 2 gün. Diğer ilacın kalıtım süresi ise 21 gün. O sebze 21 günden önce yenirse kansere sebep olacağının bilincinde. Tombul, işinde çok titiz. Acı oldu diye otuz bin marulu bir gecede sürecek, bir tanesi kötü diye iki ton salatalığı döküp tekrar kasalattıracak kadar.

Türk tarımının sadece maddi desteklerle gelişemeyeceğini anlatıyor Murat Tombul. Ona göre çiftçi toprak yapısına uygun tarıma yönlendirilmeli. Bunun için de ekim alanları Tarım Bakanlığı tarafından yeniden düzenlenmeli: "Çiftçi sadece para olarak desteklenmemeli. Desteğini alıp ürünü atıyor. Üretime dayalı destek verilmeli. Devlet çiftçiyi takip etmeli. Üreteceği sebzeye göre mühendis yönlendirmeli. Onun izni olmadan çiftçiye tarım ilacı kullandırmamalı."

Yetiştirdiği ürünler Avrupa kataloglarında

Murat Tombul en iyi ürünü yetiştirebilmek için sürekli araştırmalar yapıyor. Bunun için dünyanın en büyük tohum üretim firmaları ile iletişim halinde. Önceleri onun istek listelerini gören firma yetkilileri hayrete düşmüş: "Bir keresinde bir liste yaptım. Hemen firmanın üretimden sorumlu ziraat mühendisi aradı ve 'Sen ziraat mühendisi misin?' diye sordu. Listeyi benim yaptığıma bir saat inandıramadım. Çünkü ziraat mühendisinin bile böyle bir liste yapabileceğine inanmıyordu." Bilinçli çiftçi, ürettiği ürünlerin resmini çekip firmaya göndermiş. Firma yetkilileri bu ürünün kendi tohumlarından üretildiğine de inanamamış ve onun yetiştirdiği ürünlerin resmini kataloglarına koymuş. Tombul, tohumlarını genelde İspanya ya da Hollanda'dan alıyor. Dünyanın en büyük tohum yetiştiricilerinden biri olan İsrail'den ise tohum almıyor. "İsrail'den hiç tohum almadım. Almam da. Ben ona para kazandıracağım, o mermi atacak." diyor.

Kendi gen bankasını kurdu

Murat Tombul, bir yandan yurtdışından aldığı tohumlar üzerinden üretim yaparken bir yandan da yerli çeşitler üzerinde çalışıyor. Anneannemizden kalan ürünler kaybolmasın diye belli zamanlarda ekimlerini yapıyor, tohum olarak saklıyor. Yani ufak çaplı bir gen bankası oluşturmuş. Bunun için de üretimin olmadığı zamanlarda ülkeyi dolaşıyor. Geçtiğimiz yıl Güneydoğu'daki şehirlerimizi gezip tohumlar toplamış. Bazı türleri karışık tohumların içinden seçerek geçmişteki halini bulmuş. Pembe domatesin tohumunu da bu şekilde bulmuş. "Hibrit tohumlar çıktıktan sonra biz eski türlerin tohumlarını kaybettik. Örneğin Erzincan'ın gözde fasulyesi dermesson'un hakiki tohumunu bulamıyorum. Bulsam ekeceğim. Sahte dermesson var. Gerçeğini ayırt etmek çok zor. Gelecek nesillere de bir şeyler aktarmamız lazım."

Cennete gidersem sebebi bu iş olur

Murat Tombul'un en çok dikkat ettiği konu tarım ilaçları. İlaçların bilinçsizce kullanıldığından ve devlet tarafından yeterli denetim yapılmadığından yakınıyor. "Gece bitkideki böceğe ilaç verdiniz, sabah toplayıp sattınız. Öğleyin de vatandaş onu yedi. Bu olacak iş değil. Tarım Bakanlığı'nı göreve çağırıyorum, bunu engellesin. Hiç denetim yok. Ben para kazanayım da gerisi nasıl olursa olsun mantığı var. Bu, iş insanların vicdanına bırakılmamalı. Yetkililerin araziye inmeleri gerekiyor. Ben çok daha pahalı olan ve etkisi iki günde geçen ilaçları kullanıyorum. Bu konuda içim rahat. Hatta cennete girersem bu yüzden girerim."

Çiftçilik bana sigarayı bıraktırdı

2001 yılına kadar sıkı bir sigara tiryakisi olduğunu belirtiyor Murat Tombul. Toprakla uğraşmaya başladıktan sonra sigarayı bırakmış. İçtiği sigaranın dumanının bitkileri olumsuz etkilediğini, böcekten daha fazla zarar verdiğini dile getiriyor. "Yetiştirdiğim biberlerin yaprakları sigara yüzünden kuruyordu. Bu duruma dayanamadım. Bu sigara bitkilere bu kadar zarar verirken kim bilir bana ne zarar verir diye düşündüm. Sigarayı bıraktım şükür. Şimdi içime sadece temiz hava çekiyorum. Kendim içmiyorum, sigara içen işçileri de tarlamda ya da seramda çalıştırmıyorum.

Bahçesi cennet gibi

Murat Tombul, bir yandan tarlaları ve seralarıyla ilgilenirken bir yandan da bahçesini adeta bir cennet bahçesine çevirmiş. Çeşit çeşit güller, çiçekler... Evinin kapısından girer girmez kendinizi farklı bir âlemde hissediyorsunuz. Onun bahçesi aynı zamanda bir zirai test alanı. Erzincan'da yetişmeyen birçok çiçek ve ağaç türü var. Nardan limona, mavi ladinden sardunyaya kadar. O, bu bahçeyi tarladan ve seradan arta kalan vakitlerde yapmış. "Burası benim dinlenme alanım. Tarladan yorgun argın geldiğimde burayla uğraşarak dinleniyorum. Öncelikle işini seveceksin, gönül vereceksin. Burası kışın başka yazın başka güzel."

Gençler çiftçilik yapsın

Çalışkan çiftçinin gençlere de bir tavsiyesi var. Modern tarımda hem geleceğin hem de ciddi maddi getirilerin olduğunu söyleyerek onları bu mesleği yapmaya davet ediyor. "Gençler çalışmadan zengin olmanın peşinde. Bu işi gerçekten bilinçli bir şekilde yaparsanız ciddi paralar kazanabilirsiniz. Profesyonel olarak çiftçi yapanların yaş oranı çok yüksek. Bu da verimin azalmasına sebep oluyor. Oysa gençler bu işi yapsa üretim artar." diyen Tombul, oğlu Hakan'ı da çiftçiliğe yönlendirmiş. Şimdi o da babasının izinde modern tarım yapıyor.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
Sonraki Haber