GÜNDEM Yazarlar Ekrem Dumanlı-Alevilik testi

Alevilik testi

Alevilik konusu herkes için derin ve çetin bir imtihandır. Hiç kimse kaçamaz bu sınavdan; Aleviler-Sünniler, solcular-sağcılar, laikler-anti-laikler, AK Partililer-CHP'liler...

Mesele sadece bir inanç topluluğunun talepleri ile sınırlı değil çünkü. Alevilik meselesine yaklaşım biçimi, toplumsal taleplere karşı takınılan tavır açısından turnusol kâğıdı gibidir. O kâğıt, devlete yüklenen misyonu da ele verir; sivil topluma biçilen rolü de. Kim demokrat kim faşist, kim özgürlükçü kim sömürücü; Alevilik konusu açıldıkça katman katman ortaya çıkar.

Her şeyden önce Alevilik gerçeğini görmek, o gerçekliğe saygı duymak gerekiyor. Asırlar boyu bu ilkenin harcında yer almaları bir yana; Alevilerin diğer bütün vatandaşlarla eşit olduğu kesindir. Her fert gibi onlar da bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Bu gerçeği hazmedemeyen ne Alevilik hakkında bir kelam etme hakkına sahiptir, ne de Sünnilik hakkında. Bu ülkenin asli unsuru olan bir kitleyi ikinci sınıf insan gibi görmek ve onların haklarını yerine getirmeyi bir lütufmuş gibi (aynı şey etnik gruplar için de geçerlidir) değerlendirmek büyük bir hata, korkunç bir vebaldir...

Ankara Mamak'ta temeli atılan cami-cemevi projesi pek çok gerçeği birden su yüzüne çıkardı. Bir samimiyet testine dönüştü. Alevi-Sünni meselesinde kimlerin kafası karışık, kardeşliğin tesisini kimler istiyor, kimler köstekliyor, kim sorunun devamından yana, kim bu ayrılığı fitneye dönüştürmek istiyor...

Öncelikle hakkını teslim etmek gerekiyor ki, halkın ve aydınların büyük çoğunluğu bu projenin çok makul ve mantıklı olduğu konusunda hemfikir. Mezhep ayrımcılığı üzerinden yeni bir fitnenin Türkiye üzerindeki emarelerini görmeyenlere yazıklar olsun! Suriye'de yaşanan hadiselerin nabzını burada tutamayanların Gezi olayları sırasında mezhep meselesinin nasıl kaşındığını anlamaları da mümkün değil. Eli kanlı bazı örgütler Aleviler üzerinde (tıpkı 1980 öncesinde olduğu gibi) operasyon üzerine operasyon yapıyor. Hatırlayın lütfen; daha birkaç ay önce Alevi evlerine çarpı işareti konulmuş, yer yerinden oynamıştı. Sonra ortaya çıktı ve mahkemeye intikal etti ki, Alevilerin kapısına kırmızı boya çalanlar Aleviliği tepe tepe suistimal eden DHKP-C'den başkası değil. Bu örgüt canlı bombalarını ve örgüt yöneticilerinin cenazelerini cemevinden kaldırdıkça makul Alevi çoğunluk ıstırap çekiyor, iki arada bir derede kalıyor...

Fethullah Gülen Hocaefendi “Cami ve cemevi aynı mekânın iki ayrı binası olsun; ortak alanlar inşa edilsin” deyince Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, yüreklilik ve basiret göstererek bu projeye sahip çıkmış. Sonra Alevi ve Sünni işadamları destek vermiş teklife. Maşeri vicdan bu muhteşem kardeşlik projesini can-u gönülden destekliyor. Ancak birilerinin de keyfi kaçmış durumda. Her iki uçta da keskin söylemlerle ayakta kalmak isteyenlerin benzer bir hırçınlık sergilemesi düşündürücü.

Armudun sapı üzümün çöpü mesabesinde sayılabilecek teferruata takılıp kalıyor birileri. Neymiş, “Sünniler Alevileri asimile edecek”miş. İnanılır gibi değil. Daha düne kadar “Sünniler neden cemevi açılmasına destek vermiyor?” diye yeri göğü inletenler şimdi adeta “Aman bizden uzak durun!” diyor. Bir de rahatı kaçmış bu bıçkın toplulukları dinlediğinizde sanıyorsunuz ki bütün cemevleri cami ile birlikte açılacak. Gerçek bu mu? Hayır; zira halihazırda bin cemevinden bahsediliyor; buraların tamamı ve bütün camiler zaten müstakil. Bu proje ve benzerleri sadece örnek bir dostluğu ve vazgeçilmez bir kardeşliği simgeliyor. Tarihte de benzerleri var üstelik.

Daha komik itirazlar da var. Neymiş; güya cami-cemevi neden Alevilerin yoğun olduğu bir muhitte değil de Sünnilerin çoğunlukta olduğu semtte inşa edilmemiş. Asimile deyip tutturan ve Sünnileri suçlayan aynı ekibin “Cemevini sizin oradaki cami tarafında açsaydınız daha iyi olurdu...” demesi tastamam bir tenakuz değil mi! Kaldı ki numune olsun diye açılan cami-cemevi çalışmalarından biri de Sünnilerin yoğun olduğu yerde açılabilir. O zaman ne diyecek bu ekip?

Bir de militan mezhepçiler var. Daha doğrusu hiçbir inanca saygısı olmayan ama bir inançtanmış gibi görünenler. Mesela adam milletvekili olmuş; ama eline geçirdiği tuğlalarla şiddete başvuruyor. Kendisini kaçıran PKK'lılardan övgü ile bahseden ve neredeyse onlar hakkında, utanmadan destan yazan biri, farklı inançtan insanların birbirlerini tanıma ve anlama gayreti karşısında akli melekelerini niçin yitirir!

Aleviliğin etrafına etten duvar örerek onları örgütlerin vurucu timi ya da eylem kalkanı gibi kullanmak isteyenler korkunç bir hata yapıyor. Alevilerin en tabii ve demokratik haklarını Sünnilik adına görmezden gelenler de aynı hatayı paylaşıyor. Yazık! Birlik ve dirlik tesis etmenin yolu Yunus Emre ile Hacı Bektaş'ı bağrımıza basmaktan geçiyor. Alevi-Sünni kardeşliği için sarf edilen samimi gayretleri takiyeciler anlayamaz. Anlasa da o uhuvveti sabote edebilmek için canlı bombalarından medet umar. Oysa en acı tecrübelerle sabittir ki bu güzelim vatanın bağrına kin ve öfke tohumu ekmek isteyenleri bu vefadar toprak asla kabul etmez. Etmeyecek de...

Çözüm sürecinin başarısızlığını kim ister?

Artık çok net görünüyor ki çözüm sürecini baltalamak isteyenler kademe kademe yeni senaryolar sürecek devreye. Önce ‘barışçıl eylemler’le demokratik haklarını kullanıyor gibi yapacak, ‘çekilmiyorum var mı diyeceğin’ nev’inden meydan okumalarda bulunacak, ufak tefek eylemlerle ‘yıkılmadım ayaktayım’ diyecek ve pazarlık masasında elini güçlendirecek. Sonra?.. Çözüm süreci akamete uğrarsa ‘Oh olsun’ deyip sevinen birine rastlarsanız bilin ki o, bu ülkeyi yeterince sevmiyor ya da insan hayatına yeterince değer vermiyor. İçinde zerre kadar insan sevgisi bulunan herkes bir damla kan akmasına razı olamaz. O yüzden sulhu getirecek her adıma dua ile yaklaşır, yardımcı olabilmek için elinden geleni yapar.

Ne var ki çözüm süreci gibi zor ve sabır isteyen konularda fevkaladeden sabır, temkin, tedbir gerekir. Çünkü mesele sadece uluslararası arenada taşeron gibi kullanılan bir örgütle bitmiyor; denklemin çok fazla aktörü ve süreci tayin edecek pek çok faktörü bulunmakta. Bin kere düşünüp bir kere adım atmak gerekiyor ve üstelik bunu seri bir şekilde ve üst bir akılla yapmak gerekiyor. O yüzden süreçle ilgili “Aman dikkat!” diyen dostların uyarısı, paçalarından riya damlayan şakşakçıların alkışlarından daha önemlidir...

Çekilme durdu. Zaten pek de çekildikleri falan yoktu. Seçime kadar eylem yapmayacaklar; ama örgütün ‘kış hazırlığı’ ortada. Bingöl’de bomba yüklü kamyonetler yakalandı hafta içinde. PKK’nın o bombaları Suriye istihbaratına vereceği anlaşıldı. Örgüt Siirt Pervari’de karakol basıp 4 işçi kaçırdı. Militanlarına sivil itaatsizlik dersleri veren örgütün kaotik eylemler peşinde olduğu anlaşılıyor... Her şeye rağmen ‘çözüm süreci kötüye gitsin’ diye düşünülemez, temennide bulunulamaz. Yazık olur bu ülkeye. Gönül istiyor ki onca kışkırtma ve komploya rağmen çözüm süreci akamete uğramasın. Sürecin başarısızlıkla sonuçlanmamasının bir yolu kararlılık içinde yürümekse, diğer şartı da dönen dolapları gerçekçi bir yaklaşımla görüp gerekli tedbirleri almaktır.

Panorama

Çok şık bir dergi yayınlanıyor gazetemizle birlikte: Yeni Bahar. Aileye doğrudan hitap eden, dini değerlerin daha güzel anlaşılmasını sağlamak için çırpınan güzel bir dergi. Onun son sayısında ilgimi çekti, Rabiatü’l Adeviyye’nin hayatını yazmışlar. Kısa, öz, ibretlik. Şimdilerde Rabia işareti yapanlar, o işareti arabasına yapıştıranlar, İstanbul’da “Adeviye Meydanı” kurup toplananlar vs. mutlaka Rabia Validemizin hayatını da derinlemesine okumalı. Rabia’nın hakkını verebilmek için o kutlu kadın gibi Allah’a çok yakın olmak gerekiyor. Rabia gibi muazzam bir kulluk ortaya koymadan meydanları doldurmak yetmez. Yeter dersen söz yerde kalır, kalbe sirayet etmez, kapılar birer birer açılmaz önümüzde...

Hafta içinde Apple önemli bir toplantı gerçekleştirdi ve herkesin merakla beklediği yeni iPhone'un tanıtımını yaptı. Türkiye'den sadece Zaman Gazetesi'ne salonda test imkânı verdi Apple. Merak ettim; dünyada 200 medya kuruluşu ile birlikte Zaman.com.tr'den de canlı anlatımla verilen bu habere ilgi nasıl diye. Gerçekten de sanal alemde muazzam bir takipçisi vardı haberin; çünkü büyük bir gizlilik içinde yürütülen yeni iPhone'un neler getirdiğini öğrenmek istiyordu herkes. Bu vesileyle söylemek şart oldu: Yeni yayın döneminin hamlelerinden biri teknoloji ile ilgili. Pazar günlerini merakla bekleyeceksiniz. Şimdilik bu kadar söyleyebilirim.

Türkiye Gazetesi, bu akşam bir tanıtım programıyla yeni bir sayfa açıyor. Gazete yayın yönetmeni, değerli dost Nuh Albayrak, aylardır bu akşamki programın heyecanını yaşıyor. Yarından itibaren gazetenin çehresi değişecek. Refik bir gazetenin yayın hamlesi yapmasını sevinçle karşılıyorum. Gazeteciliğin daha makul bir çizgiye oturması, daha güzel gazeteler yapılması ile gerçekleştirilebilir ancak. Bu vesileyle Türkiye Gazetesi’ne başarılar dileriz.

 

Hafta içinde Apple önemli bir toplantı gerçekleştirdi ve herkesin merakla beklediği yeni iPhone'un tanıtımını yaptı. Türkiye'den sadece Zaman Gazetesi'ne salonda test imkânı verdi Apple. Merak ettim; dünyada 200 medya kuruluşu ile birlikte zaman.com.tr'den de canlı anlatımla verilen bu habere ilgi nasıl diye. Gerçekten de sanal alemde muazzam bir takipçisi vardı haberin; çünkü büyük bir gizlilik içinde yürütülen yeni iPhone'un neler getirdiğini öğrenmek istiyordu herkes. Bu vesileyle söylemek şart oldu: Yeni yayın döneminin hamlelerinden biri teknoloji ile ilgili. Pazar günlerini merakla bekleyeceksiniz. Şimdilik bu kadar söyleyebilirim.

16 Eylül 2013, Pazartesi
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.