YORUM Yazarlar Kaset savaşları

Kaset savaşları

Hafta başında Metehan Demir (Sabah) tuhaf bir gelişmeye dikkat çekti. Diyor ki: "Seçimler iyice yaklaşınca, dünyada eşine çok az rastlanan bir pazar ortaya çıktı. Liderlere ait ses kasetleri, önceden çekilmiş video görüntüleri, kapalı yerlerde yapılan gizli toplantılar... İnanılacak gibi değil; ama şimdiden bazı medya kuruluşlarına kaynağı belli olmayan yerlerden elektronik posta ve fakslar gelmeye başladı. Sadece medyaya değil, parti binalarına da geliyor."

Demek ki az gittik uz gittik, bir de baktık ki bir arpa boyu yol almışız. 28 Şubat'ta dibe vuran metotlar, ufukta seçim(ler) gözükür gözükmez yeniden tezgâhlanmaya başlanmış. Daha açıkçası piyasa oluşmuş. Şantajcılar, jurnalciler, komplocular el ele vermiş, geçmişi didikliyor. Üstelik bu durum ticarî bir kazanca da dönüşmüş. O yüzden Demir, "On binlerce dolardan başlayan, yüz binlerce dolara kadar ulaşan bir fiyat listesi"nden bahsediyor. Düşünebiliyor musunuz; tencere-tava satar gibi birileri kapı kapı dolaşarak kaset satışı yapıyor. Ne koparırsa yanına kâr; kimi ikna ederse onunla masaya oturuyor ve menfaat temin ediyor.

Sabah yazarının bilgisine (teorisine değil) göre önümüzdeki günlerde bol kasetli, bol CD'li çalışmalara şahit olacağız. Bu tür gayretlerin maksadı belli: Kamuoyu nezdinde belli bir saygınlığa ulaşmış kişileri siyaseten devre dışı bırakmak; hiç olmazsa yıpratmak.

Kaset pazarının bezirgânlarını ve onların maksatlarını bile bile bazı insanlar niçin tuzağa düşüyor? Mesela parti başkanları bu kasetlerin üstüne neden balıklama atlıyor? Ya da kaset satıcılarının yürüttüğü psikolojik harp taktiklerine medya niçin bile bile lades diyor? Asıl vahim olan durum bu. Birilerinin psikolojik harp taktiklerine başvurduğu bilinen bir gerçek. O yüzden maziye dair defterler karıştırılıyor; hatta bazı şeyler yıllar boyu saklanıyor, arşivleniyor ve "zamanı geldiğinde" piyasaya sürülüyor. Bu, bilinen bir metot. Öteden beri bu işi yaparak kariyer (!) elde etmiş kişiler, kurumlar, kuruluşlar var.

Asıl şaşırtıcı olan, kaset pazarlamacılarının mahareti değil; satın alma birimlerinin cesaretidir. Belli ki birileri sizi manipüle etmek istiyor, belli ki birileri size yem atıyor; siz niçin anında sazan rolünü üstleniyorsunuz ki! Diyelim ki konjonktürel durum kaset avcılarının ağına girmemize sebep oluyor; hiç mi düşünmüyorsunuz, bu adamlar yarın aynı tuzağı size de kurabilirler. Çünkü kaset avcıları birtakım dijital hileleri iyi biliyor. Nerede, ne zaman, kime karşı, hangi çerçevede söylendiği belli olmayan cümleler içinden cımbızla parçalar alıp pazarlamakta belli bir beceriye ulaşmış durumdalar. Hangi insan yoktur ki binlerce konuşmasından cımbızlama usulüyle bazı cümleleri seçilmesin ve o cümleler yanlış anlaşılmaya sebep olmasın? Bugün kürsüye elinde CD'lerle çıkıp nutuk çekenlerin yarın kendilerine dair cımbızlanmış kasetlerle karşılaşmayacağını kim garanti edebilir?

Seçim(ler) yaklaştıkça kaset işportacılarının gırtlak çatlatarak "Gel vatandaş gel" diye feryat edeceği aşikâr. Ancak Türk halkının bu konuda bir hayli mesafe aldığını da görmek gerekiyor. Her pazarlanan kasetten sonra vatandaş soracak: "Nereden aldın bu kaseti, kaç yıldır niçin saklıyorsun, neden şimdi piyasaya sürüyorsun, bu pazarlama faaliyetinden ne kadar çıkar sağlıyorsun?.." Aslında sorular çoğaldı ve vatandaş şimdi şunları da soruyor: "Niçin mal bulmuş mağribi gibi her kasetin üstüne atlıyorsun, bu kaseti kaç lira vererek elde ettin, başka kaset pazarlıkların var mı?.."

Seçim(ler) yaklaştıkça çaresizliğin hırçınlığa dönüştüğü görülüyor. Yılların Demirel'i önceki gün, "Nerede bu ODTÜ'lü öğrenciler?" diyerek gençleri sokağa davet ediyordu. Şaşılacak bir durum! Benzer bir şaşkınlığı muhalefet partilerinin bazı liderlerinde de görmek mümkün. Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkılabilir; ancak demokrasi çerçevesini taşmadan, nezaket ölçüsünü aşmadan muhalefet yapmak kaydıyla. Kaset savaşları ile başlayan bilgi kirlenmesi belli bir süre daha devam edecek; ancak şu çok açık: Artık kamuoyu kural dışı çalışmalar ve bel altı darbelerin asıl maksadını gayet iyi biliyor. Bu millet aynı yerden bin defa sokulacak değil ya!

29 Mart 2007, Perşembe
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
yazarHakkinda.