Çetenin işbirliği yaptığı polisler dinlemeye takıldı

Çetenin işbirliği yaptığı polisler dinlemeye takıldı
HABERLER GÜNDEM
12 Mart 2006, Pazar

Kazancını terör örgütü PKK'ya aktaran kapkaç çetelerinden biri geçtiğimiz ay çökertilmişti. Operasyon derinleştikçe ilginç bağlantılar ortaya çıktı.

Doğu ve Güneydoğu'dan kaçırdıkları çocukları kapkaç ve hırsızlığa zorladığı iddia edilen çetenin, bazı polislerle işbirliği yaptığı tespit edildi. Polisin teknik takibiyle ortaya çıkan bağlantılara göre, çete üyeleri kapkaç yaparken gözaltına alınan çocukların kurtarılması için polislerden yardım istiyor. Telefon görüşmelerinde rüşvet pazarlığı yapılıyor.

Bir çete üyesi, memurlara parayı zamanında vermediği için elemanlarına kızıyor. “Cebine ufak bir şey indir.” talimatı veriyor. Bir polis memuru, yaralama olayına karışan çete üyesine, “Organize'ye giderse yakanı kurtaramazsın. Bana, kullandığın silahla yanındaki çocuklardan birini teslim et.” ikazında bulunuyor. Başka bir görüşmede ise adliye işlerine bakan şahıs, çete üyesine “Evraklarını ona göre tutturdum, mahkemeden bıraktıracaklar.” diyor.

İstanbul polisinin en geniş çaplı kapkaç çete operasyonu Kasım 2005'te yapılmıştı. Mehmet Salih Tulpar liderliğindeki çeteye karşı 7 ilçede operasyon düzenlenmiş ve çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Zanlıların başta Diyarbakır olmak üzere Doğu ve Güneydoğu illerinden küçük çocukları İstanbul'a getirerek kapkaça zorladığı bildirilmişti. 42 çete üyesinin gözaltına aldığı operasyonun ardından açılan davada, Mustafa Topgüç, Ramazan Rona, Celal Harman, Dündar Tunçil, Murat Tulpar, Mehmet Hadi Tatlıcıoğulları, İbrahim Çetin ve İlhan Çetin hakkında 23 yıldan 44 yıla kadar ağır hapis cezası istendi. Çeteye yardımcı oldukları iddia edilen Kağıthane eski Emniyet Müdür Yardımcısı Samim Bulut, Eminönü Asayiş Büro'da görevli komiser İhsan Düzgün ve 6 polis memuru ile daha önce İstanbul Çocuk Mahkemeleri'nde yazı işleri müdürlüğü yapan Selviye Şenyüz hakkında, ‘çeteye yardım ve yataklık ve çete adına kapkaç ve hırsızlık yaptıkları' ileri sürülen çocukların serbest bırakılmalarında yardımcı oldukları iddialarıyla 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istendi. Kumkapı'daki Antik Restaurant'ın sahibi tutuklu sanık Sezer Bayındır'ın ise çetenin adliye ve polis bağlantılarını sağladığı iddiasıyla 3 yıldan 44 yıla kadar ağır hapsi isteniyor. Çete lideri Tulpar'ın çeteyi; hırsızlık, çalıntı kredi kartı, silahlı eylem grubu bölümlerine ayırdığı ve çetenin kazancını terör örgütü PKK'ya aktardığı öne sürüldü. Polis çeteyle ilgili yaptığı 10 aylık teknik ve fizikî takipte, çete üyelerinin polislerle nasıl bağlantı kurduklarını da telefon takibiyle tespit etti.


‘Telefonda isim söyleme başımdaki herif sıkıştırıyor’
9 Eylül 2005 saat 21.00'de Kumkapı'da Şerif Çavuşoğlu ve Ali Erbakıcı'nın çete üyelerince vurularak yaralanmalarının ardından Halil isimli polisle çete üyesi Mustafa Topgüç arasındaki konuşmalar:
H.:
Söz veriyorsun, sözünde durmuyorsun, adama gidiyorsun sıkıyorsun, sıktırıyorsun ne söz verdin sen, geldin ettik, biz de sana elimizden geleni yaptık.
M.T.:
Halil abi biz yarın görüşsek nasıl olur?
H.:
Yer ver gel orada görüşelim, bunun ortak noktasını bulalım, o yanındaki çocuk kim, en azından onu ver bana ortalık iyice kızışacak. Yanındakini silahıyla birlikte bana vereceksin. Yoksa bu iş Organize'ye gidiyor. Oradan yakanı kurtaramazsın. Başımdaki sıkıştırıyor anladın mı?
M.T.:
Halil abi biz yarın görüşsek?
H.:
Telefonda sık sık isim söyleyip durma. Yanındaki adamı silahıyla bana ver. Yoksa dosya Organize'ye gidiyor. Bu işin içinden çıkamazsın Mustafa. Kullandığınız silahla çocuğu bir yerden alayım. Ondan sonra diyeceğiz 'böyle böyle' seni tanımadığını, etmediğini, onu ben bağlarım.
Bu görüşmeden sonra da Mustafa Tongüç, silahla yaraladığı Ali Erbakıcı'yı tedavi olurken hastanede arıyor:
M.T.:
Ne yaptın lan benim adımı veriyon?
Emniyet amiri:
Savcıya bildirilmeseydi kolay olurdu

Beyoğlu'nda 23 Mayıs 2005’te Hasan Hilmi İş, Erkan Tekin ve çete üyesi arkadaşlarınca soyuldu. Tekin'in yakalanmasının ardından çete üyeleri polisi devreye soktu ve Tekin'in serbest kalmasını sağladı. Çete üyelerinin yaptıkları konuşmalar takibe takıldı. Mustafa Topgüç, çetenin adli işlerinden sorumlu üyesi Sezer Bayındır’ı arıyor:
M.T.:
Beyoğlu'nda kardeşimiz alınmış, az önce beni aradılar.
S.B.:
Nerden alınmış sen bana öğren.
Topgüç, polis memuru Halil'i arıyor ve yakalananın Tekin olduğunu ve Beyoğlu Çocuk Büro'da tutulduğunu öğreniyor. Bu kez Sezer Bayındır, Emniyet Amiri Samim Bulut'u arıyor;

S.B.:
Abi nasılsın?
S.B.:
İyi. Taksim merkezdeyim abi ne yapayım?
S.B.:
Normal numaran var mı abi?
Bu görüşmenin ardından Sezer Bayındır, Mustafa Topgüç'ü arıyor ve Emniyet Amiri'nden olayı bitirdiğini söylüyor;

S.B.:
Sabah mahkemeye çıkacak. Savcıya bildirilmiş. Daha önce olsaydı, hallederdik diyor. Ama yine de ben raporu hazırlattırırım. Yarın mahkemeden serbest kalır abi dedi bana, ben de 'yazdır abi' dedim. Dinleme olabilir diye aramadım.
M.T.:
Mahkemeden bıraktıracaklar kesin halletin mi?
S.B.:
Hııı, evet.

'Mahcubiyetimiz var halledicem'

Mustafa Topgüç, çetenin bir diğer üyesi Sezer Bayındır’ı arıyor ve gözaltına alınan kapkaççı çocukla ilgili Eminönü Asayiş Büro'da görevli komiser İhsan Düzgün'e rüşvet verilmesini konuşuyor:
S.B.:
Bir şey indir cebine, iyi olur.

Bu konuşmadan birkaç gün sonra S.B.’nin, ‘amirim’ dediği Düzgün'ü ziyaret ettiği ortaya çıkıyor.
M.T.:
Nasılsın?
S.B.:
İyiyim, ben amirimle beraber oturuyorum.
M.T.:
Abi yakında ben de gelicem, mahcubiyetimiz var, gelince halledicem.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir