Erdoğan: AB'ye tam üyelik, Türkiye'nin stratejik hedefidir

Erdoğan: AB'ye tam üyelik, Türkiye'nin stratejik hedefidir
HABERLER GÜNDEM
12 Ağustos 2010, Perşembe  23:33

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin dış politika ekseninin değişmediğini, yönünde, rotasında da bir sapmanın asla söz konusu olmadığını ifade ederek, ''Avrupa Birliğine tam üyelik, Türkiye'nin stratejik hedefidir, bir devlet politikasıdır. Hükümetimiz bu stratejik ve tarihi hedefi gerçekleştirmek yolunda en kapsamlı ve en somut adımları atan bir hükümettir'' dedi.

''AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkanlığı 4. Geleneksel İftarı'', parti genel merkezinde gerçekleştirildi.

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, iftar yemeğini güzel bir musiki şöleni ile taçlandıracaklarını, Türkiye'nin sesini ve nefesini dünyaya duyuran uluslararası sanatçı Mercan Dede'nin bir ney ziyafeti vereceğini belirtti. Erdoğan, katılımından dolayı Mercan Dede'ye teşekkür etti.

Mevlana'nın, ''Mesnevi'' adlı eserinin ilk dizelerinin ney üzerine olduğunu hatırlatan Erdoğan, Mevlana'nın, Mesnevi'ye ''Dinle, bu ney neler hikayet ediyor/Ayrılıklardan şikayet ediyor/Kestiler beni bir kamışlıktan/Feryadımla ağladı cümle insan'' dizeleriyle başladığını belirtti.

Neyin, tasavvuf kültüründe ''mükemmel insanı'' temsil ettiğini ifade eden Erdoğan, ait olduğu yerden, aslından koparılan insanın tıpkı kamışlıktan koparılan ney gibi yalnız olduğunu dile getirdi. Erdoğan, ''Ta ki içi aşk nefesi ile doluncaya kadar'' dedi.

Oruç ile ney arasında benzerlik kurulduğunu, içi boş olan neyin son derece hüzünlü nağmelerle insanın gönlüne hitap ettiğini belirten Erdoğan, oruç tutan, içini boş tutan insanın da aynı şekilde içinin sesini, vicdanını dinlediğini, kalbine kulak verdiğini ifade etti.

Erdoğan, orucun, kendini başkalarının yerine koymak, açlığı, yokluğu hissetmek, yoksulların hissiyatını paylaşmak olduğunu söyleyerek, tutulan oruçların tüm dünyadaki yoksullarla, açlarla, kimsesizlerle paylaşmayı, dayanışmayı daha da artırmasını temenni ettiğini dile getirdi.

Semavi dinlerde olduğu gibi İslam'ın da insanı hayatın merkezine yerleştirdiğini, insanın, yaradılanların en şereflisi olduğunu, insan hak ve özgürlüklerinin de kendisi gibi kutsal olduğunu anlatan Erdoğan, Şeyh Sadi'nin ''Bütün aleme aşığım çünkü bütün alem Hakkın eser-i hilkatidir'', Yunus Emre'nin ise ''Yaradılanı severim, yaradandan ötürü'' sözlerini anımsattı.

-AB'YE TAM ÜYELİK-

Türkiye'nin bulunduğu bölgede yaşanan çatışmaların, acıların bir gün dineceğine, bölgeye barışın, adaletin ve hukukun mutlaka egemen olacağına inandıklarını ifade eden Erdoğan, ''Merkezinde bulunduğumuz geniş coğrafyanın, ilelebet savaşlarla, ebediyen gözyaşıyla ve kanla anılacağına asla ve asla inanmıyoruz. Türkiye olarak da işte bu inançtan, bu umuttan yola çıkarak bölgemizde barışın kalıcı olarak tesis edilmesi için insan üstü gayret sarf ediyoruz'' diye konuştu.

''Türkiye'nin dış politika ekseni değişmemiştir'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'nin aynı şekilde yönünde, rotasında da bir sapma asla söz konusu değildir. Biz sadece bölgemizde proaktif olmak, kronik sorunları masaya yatırıp istişare yoluyla çözmek, diyaloğu, iletişimi her türlü sorunun yegane çözüm yöntemi olarak görmek durumundayız. Avrupa Birliğine tam üyelik, Türkiye'nin stratejik hedefidir, bir devlet politikasıdır. Hükümetimiz bu stratejik ve tarihi hedefi gerçekleştirmek yolunda en kapsamlı ve en somut adımları atan bir hükümettir.

Avrupa Birliği'ne üyelik noktasında, toplumumuzda, en önde gelen heyecanın zaman zaman kaybolduğu bir gerçektir. Ancak, altını çizerek ifade ediyorum, kimi zaman toplumda görülen heyecan kaybı, Hükümetin kararlılığının azalmasından değil, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik tavırlarından kaynaklanmaktadır.''

Hükümetinin, Avrupa Birliğine yönelik samimi gayretlerinin en bariz ve en yakın göstergesinin, Anayasa'da yaptıkları en son değişiklik olduğunu belirten Erdoğan, TBMM'de muhalefet partilerinin yoğun ve anlamsız direncine rağmen 26 maddelik bir Anayasa Değişikliği Paketini Genel Kurul'dan geçirdiklerini söyledi.

''Anamuhalefet Partisi bu değişikliği yetmedi, Anayasa Mahkemesi'ne götürdü'' diyen Erdoğan, 12 Eylülde bu paketin halkoyuna sunulacağını anımsattı. Erdoğan, ''Ben inanıyorum ki değişime her zaman açık olan halkımız, 12 Eylül'de çoğunlukla 'evet' diyerek bu değişiklikleri kabul edecektir'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bütün uyarılara, delillere rağmen bazı ülkeler tarafından terör örgütüne ve uzantılarına karşı müsamaha gösterilmesine üzüldüklerini belirterek, ''Açık bir şekilde taşeron olarak kullanılan terör örgütüne karşı dayanışma beklediğimizi, samimiyet beklediğimizi, artık somut adımlar beklediğimizi hatırlatmakta fayda görüyorum'' dedi.

AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkanlığı 4. Geleneksel İftarı, parti genel merkezinde gerçekleştirildi.

Erdoğan, iftarın ardından yaptığı konuşmada, ''kadim dostumuz'' dediği ABD ile geliştirilen model ortaklık ve stratejik işbirliğinin tüm boyutlarıyla devam ettiğini söyledi. Erdoğan, ''Başkan Obama yönetiminin de çok boyutlu ilişkilerimizin güçlü bir şekilde devamı yönünde kararlı bir duruş sergilemesinden memnuniyet duyuyoruz'' diye konuştu.

Bölgesel barış ve istikrara önem veren Türkiye'nin, komşusu Irak'ın kalıcı istikrara kavuşturulmasını çok önemli gördüğünü vurgulayan Erdoğan, Irak'ta yapılan son seçimlerin ardından yeni Irak hükümetinin, Iraklılık kimliğini önde tutacak, tüm Iraklıları kucaklayacak, kapsayıcı, ülkeyi siyasi, ekonomik ve sosyal yönden yeniden birleştirecek bir yapıda olmasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Erdoğan, diğer taraftan, yeni hükümetin komşu ve bölge ülkeleriyle yakın işbirliği içinde çalışabilecek ve dengeli ilişkiler tesis edebilecek, ülkeyi uluslararası toplumla bütünleştirecek, demokratik bir yapı ve vizyona sahip olması gerektiğini söyledi.

Bu süreçte Iraklı tüm siyasi gruplarla temaslarını sürdürdüklerini belirten Erdoğan, ''Irak'ta huzur, istikrar ve refahın sürdürülebilir şekilde tesisine yönelik tüm çabalara destek vermeye de devam edeceğiz'' dedi.

Ortadoğu'da adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın tesisi için yeni gayretleri sürdürdüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu bağlamda, Ortadoğu Barış Süreci'nin tüm kanallarına canlılık kazandırılmasını destekliyor ve teşvik ediyoruz.

31 Mayıs saldırısı sonrasında uluslararası kamuoyu önünde açıkladığımız taleplerimiz halen geçerliliğini korumaktadır. Bu bağlamda İsrail, hatasını kabul etmeli, özür dilemeli ve tazminat ödemelidir. Bu şartlarımızın karşılanması için konunun takipçisi olmayı sürdüreceğiz.''

-''AB YOLUNDA TARİHİ ADIMLAR''-

Türkiye'nin, AK Parti hükümetleri döneminde her alanda çok büyük ilerleme kaydettiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''AB yolunda attığımız tarihi adımları demokratikleşmeyle; insan hak ve özgürlüklerini genişletme yolunda attığımız adımları altyapı yatırımlarıyla; bölgesel kalkınma projelerimizi uluslararası büyük yatırımlarla destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz.

Türkiye, istikrar, huzur ve güven temelinde çok hızlı bir büyüme ve gelişme kaydediyor. Özellikle ekonomide Türkiye çok farklı bir yerde duruyor. Küresel ekonomik kriz karşısında aldığımız köklü tedbirler sayesinde Türkiye ekonomisi 2010 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11,7 oranında büyüme kaydederek dünyada 4'üncü, Avrupa'da ilk sırada yer aldı.

Küresel kriz tüm dünyada işsizliği artırırken, Türkiye'de işsizlik hızlı şekilde düşüş yaşıyor. İhracatımız, üretimimiz, turizm gelirlerimiz dünyadaki genel eğilimin tersine çok hızlı şekilde artıyor.

12 Eylül'de halkımızın büyük çoğunluğunun 'evet' oyu vererek kabul edeceği Anayasa, Türkiye'yi bölgesinde ve dünyada çok daha farklı bir konuma yerleştirecek.''

-''TERÖR ÖRGÜTÜNÜ RAHATSIZ EDİYOR''-

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa kurumlarıyla bütünleşmesi, demokratikleşmesi, özellikle de ekonomide rekor düzeyde atılım gerçekleştirmesinin, uluslararası desteği olan terör örgütünü ciddi şekilde rahatsız ettiğini ve terörün kanlı yüzünü her fırsatta sergilemekten çekinmediğini söyledi.

Son dönemde çok sayıda güvenlik görevlisinin, terör saldırıları nedeniyle hayatını kaybettiğini, bazı ilçelerde kitlesel kışkırtma senaryolarının devreye alınmak istendiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

''Özellikle Anayasa değişikliği için yapılacak halk oylaması öncesinde artan terör eylemlerini biz, terör örgütü tarafından süreci sabote etme çabası olarak görüyoruz.

Türkiye'nin güvenliğine ve istikrarına olduğu kadar, bölgenin ve Avrupa'nın da güvenlik ve istikrarına kasteden bu terör örgütü karşısında tüm dostlarımızdan daha aktif ve daha samimi bir tutum sergilemelerini bekliyoruz.

Bütün uyarılarımıza, bütün delillerimize rağmen, verdiğimiz belge, bilgilere rağmen bazı ülkeler tarafından terör örgütüne ve uzantılarına karşı müsamaha gösterilmesi bizi üzmektedir.

Açık bir şekilde taşeron olarak kullanılan terör örgütüne karşı dayanışma beklediğimizi, samimiyet beklediğimizi, artık somut adımlar beklediğimizi burada bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Yüzü Batı'ya dönük olan Türkiye'nin, sırtını Doğu'ya dönmesi ısrarla bizden isteniyor. Böyle bir şeyi bizden isteme hakkı da kimseye verilmiş bir hak değildir. Hükümet olarak dünyanın dört bir yanına yüzümüz açıktır, yüzümüz dönüktür'' dedi.

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezindeki ''AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkanlığı 4. Geleneksel İftarı''nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin mevcut anayasasının 12 Eylül 1980'de yapılan askeri müdahalenin ardından hazırlandığını ve haklar, özgürlükler, demokratik zihniyet ve demokratik kurumlar noktasında ciddi sorunlar içerdiğini söyledi.

Değişikliğin, Anayasa üzerindeki müdahale gölgesini en güçlü şekilde kaldırma özelliğini taşıdığını belirten Erdoğan, 12 Eylül'de yapılacak referanduma ilişkin, ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 12 Eylülle birlikte daha demokratik, daha özgürlükçü, insanı daha fazla eksene oturtan, merkeze alan bir anlayışa kavuşuyor'' dedi.

Başbakan Erdoğan, referandumla yürürlüğe girecek değişiklikle, Avrupa Birliği'ne uyum noktasında tarihi bir adım atmış olacaklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Hukuk sistemimiz, özellikle de Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Avrupa ülkelerindeki veya Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki, Amerika'daki, gelişmiş ülkelerdeki anayasa mahkemeleri neyse hakimler savcılar yüksek Kurulu neyse, adeta bunların bir ortalamasını hedefleyen bir düzenlemedir. Buna benzer bir yapıya artık kavuşuyor. Sendikal haklar Avrupa standartlarına erişiyor. Çocuklara, kadınlara, özürlü ve yaşlılara yine Avrupa standardında güvenceler getiriyoruz. Yani biz, ülke içindeki vesayetçi anlayışa, statükocu zihniyete, özellikle de değişime direnen bürokratik elite karşı ciddi manada bir değişimi savunuyor, Türkiye'nin geleceğini değiştirecek, kaderini değiştirecek bir düzenlemeyi gerçekleştiriyoruz. Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne daha da yakınlaştıracak, Türkiye'nin kurumlarını Avrupa Birliği kurumlarıyla eşdeğer hale getirecek bu değişim hareketine Avrupalı dostlarımızın da güçlü şekilde destek vermelerini bekliyoruz.''

-''KIBRIS'TA ÇÖZÜM ARAYIŞLARI İLANİHAYE DEVAM EDEMEZ''-

''Avrupa Birliği konusunda Türkiye'nin karşısına artık yapay engeller çıkarılmamalıdır'' diyen Başbakan Erdoğan, ''Kıbrıs meselesi, art niyetli bir şekilde kendi esaslarından uzaklaştırılarak Türkiye ile AB arasında bir soruna dönüştürülmüştür. Bu son derece yanlıştır. Burada tekrarlıyorum, 2010 yılı sonuna kadar Ada'da kalıcı ve adil bir çözüm bekliyoruz'' diye konuştu.

Bugüne kadar şartları uluslararası toplum tarafından gayet iyi bilinen, Birleşmiş Milletler'in yerleşik parametreleri zemininde şekillendirilecek bir çözüme destek verdiklerini anlatan Erdoğan, 2004 yılında referanduma sunulan Annan Planı'nı desteklediklerini, sonrasında taraflar arasında başlatılan doğrudan görüşmelere de desteklerinin ortada olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ancak, şu husus çok iyi bilinmelidir ki Kıbrıs'ta çözüm arayışları ilanihaye devam edemez. Samimi beklentimiz, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türklerinin bugüne kadar ortaya koyduğu siyasi iradeyi göstermesidir. Tabiatıyla Kıbrıs konusunda, Ada'nın güneyini tek taraflı olarak 2004 yılında üyeliğe kabul eden Avrupa Birliği'ne de büyük görev düşmektedir. Zira bugüne kadar verilen sözler tutulmamış, Kıbrıs Türkleri üzerindeki izolasyon kaldırılmamıştır.''

-''ANNAN PLANI İLE İLGİLİ NE SÖZ VERDİKSEK YERİNE GETİRDİK''-

Türkiye'nin Kıbrıs konusunda garantör ülke olarak üzerine düşeni yerine getirdiğini belirten Başbakan Erdoğan, ''Annan Planı ile ilgili Burgenstock'ta ne söz verdiksek biz yerine getirdik. Fakat garantör ülke olarak ne Yunanistan ne İngiltere bu konuda bizim gösterdiğimiz hassasiyeti göstermemişlerdir'' dedi.

Bu konuda da referanduma gidildiğini anımsatan Erdoğan, Kuzey Kıbrıs yüzde 65 destek verirken, Güney Kıbrıs'ın yüzde 75 ''hayır'' oyuyla Annan Planı'nı ''dışladığını'' ifade etti. Erdoğan, şunları söyledi:

''Bize Birleşmiş Milletler zemininde de Avrupa Birliği zemininde de verilen sözler yerine getirilmemiştir. Şimdi diyorum ki mevcut durumun düzeltilmesi için çözüm yolunda yapıcı ve irade sahibi bir tutum izlenmesi için AB'ye bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Türkiye Avrupa Birliği'nden uzaklaşmıyor, tam tersine, Anayasa Değişikliği örneğinde de görüldüğü gibi Türkiye Avrupa Birliği ile bütünleşme yolunda kararlılıkla ilerliyor.''

-''HER ÜLKE İLE GÖRÜŞMENİN GAYRETİ İÇİNDE OLACAĞIZ''-

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği çabalarının yanı sıra, G-20 zirvelerine katkı sunduğunu, Medeniyetler İttifakı gibi son derece önemli bir girişimde İspanya ile birlikte eşbaşkanlık görevini yürüttüğünü hatırlattı.

Erdoğan, şunları kaydetti: ''Ancak yüzü Batı'ya dönük olan Türkiye'nin, sırtını Doğu'ya dönmesi ısrarla bizden isteniyor. Böyle bir şeyi bizden isteme hakkı da kimseye verilmiş bir hak değildir. Hükümet olarak dünyanın dört bir yanına yüzümüz açıktır, yüzümüz dönüktür. Gelişmiş ülkelerin sırtını döndüğü herhangi bir kıta, ülke var mı, hepsi ile de irtibatları var. Ee... Türkiye'nin de dünyanın dört bir yanı ile tabii ki irtibatı olacak, her ülke ile görüşmenin gayreti içinde olacağız. Haiti'de bir durum varsa oraya da ulaşacağız, Şili'de varsa oraya da ulaşacağız, Tiflis'e de ulaşacağız ama öbür tarafta da Kudüs'e de, Gazze'ye de, Filistin'in geneline de ulaşacağız, Balkanlar'a da ulaşacağız. Bundan kimsenin rahatsız olmaması lazım. Biz bir dünya devletiyiz, kabile devleti değiliz.''

Hükümet olarak yüksek düzeyli işbirliği konseyleri ve stratejik ortaklıklar tesisine büyük önem verdiklerine işaret eden Erdoğan, bu işbirliği ve istişare mekanizmalarını Suriye, Irak, Lübnan, Mısır, Ürdün ve Libya'nın yanı sıra Rusya, Yunanistan, Bulgaristan ve Ukrayna ile de tesis ettiklerini, Brezilya, Romanya, Kazakistan ve Malezya ile de stratejik ortaklığa gittiklerini kaydetti. Erdoğan, ''Tek yönlü bir dış politika değil, kucaklayıcı, kapsayıcı, etkin ve proaktif bir dış politika yürütüyoruz'' şeklinde konuştu.

-''TÜRKİYE'DE GÜZEL GELİŞMELER OLUYOR''-

Türkiye'de güzel gelişmeler olduğunu ifade eden Erdoğan, bu güzel gelişmelerin, bölge adına da umut verici sonuçlar doğurduğunu vurguladı.

Büyükelçilerin katkısıyla bu güzel gelişmelerin güç kazanacağını dile getiren Erdoğan, ''Desteklerinizden, katkılarınızdan, çabalarınızdan dolayı sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu anlamlı iftar soframızı bizimle paylaştığınız, sevincimize ortak olduğunuz için sizlere ayrıca ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Umuyorum ki bu ramazan, sadece İslam dünyasında değil, tüm dünyada barışa, dostluğa, dayanışmaya anlamlı bir katkı verecektir'' dedi.

Anahtar Kelime: 98
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir