Susurluk Davası’nda sürpriz tanıklar

HABERLER GÜNDEM
28 Haziran 2006, Çarşamba

Susurluk Davası’nda dün ilginç bir gelişme yaşandı.

Çete ilişkileri ile ilgili olarak yargılanan son sanık Sedat Bucak’ın davasına bakan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık avukatlarının talebi doğrultusunda dönemin yöneticilerinin ve askerlerin de aralarında bulunduğu 8 kişiyi tanık olarak dinlemeye karar verdi. Bu kapsamda eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, eski Başbakan Tansu Çiller, eski Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, eski Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Eşref Hatipoğlu, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı Seral Saral, emekli Korgeneral Hasan Kundakçı ve Sedat Bucak’ın amcaoğlu Fatih Bucak mahkemede ifade verecek. Eski bakanlardan Hasan Celal Güzel, dinleme talebinin Bucak’tan gelmesinin anlamlı olduğuna işaret ederek, “Karar, bu isimlerin Susurluk'tan haberdar olduklarını gösterir.” diyor. Susurluk Komisyonu üyesi Fikri Sağlar ise kararı tarihî bir fırsat olarak değerlendirdi. Bu kişilerin bildiklerini anlatmaları halinde birçok şeyin aydınlanacağını savunan Sağlar, askerlerin anlatacaklarının önemli olduğuna vurgu yaptı. DGM’de Susurluk ana davasına bakan Sedat Karagül ise, ‘Susurluk çetesi ketumdur.’ diyerek, tanıkların yemin edeceğini, ancak konuşmayabileceğini öne sürdü.

Susurluk Davası’nda devlet tanık olacak

Susurluk skandalının son sanığı Sedat Edip Bucak’ın yargılandığı çete davasında dönemin üst düzey devlet yetkililerinin tanık olarak dinlenmesine karar verildi. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, sanık avukatlarının talebi doğrultusunda; 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, eski başbakanlardan Tansu Çiller, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, eski Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Eşref Hatipoğlu, eski Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı Seral Saral, emekli Korgeneral Hasan Kundakçı ve Sedat Bucak’ın amcasının oğlu Fatih Bucak’ın tanık olarak ifadeleri alınacak.

Eski DYP milletvekili Sedat Edip Bucak, 3 Kasım 1996’da meydana gelen kazadan sonra ortaya çıkan çete ilişkilerinden yargılanan son sanık. Kaldırılan İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Susurluk kazasının ardından Bucak hakkında, TBMM’ce dokunulmazlığının kaldırılması için ‘gıyabi tutuklama kararıyla aranan Abdullah Çatlı’nın yerini bildiği halde yetkili mercilere haber vermeyerek saklamak’, ‘cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak’ ve ‘vahim nitelikte silah bulundurmak’ suçlarından 11 ile 20 yıl arasında ağır hapis cezası istemiyle dava açtı. Bucak’ın 18 Nisan 1999’da yeniden milletvekili seçilmesi üzerine yargılanması, 3 Mayıs 1999 tarihinde durdurularak dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle dosyası yeniden TBMM’ye gönderildi. 3 Kasım seçimlerinde milletvekili seçilemeyen Bucak’ın dosyası, TCK’nın 313. ve 314. maddelerinin DGM kapsamından çıkarılması nedeniyle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 26 Haziran 2003’te mahkeme heyeti Bucak’ın, ‘cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak’ suçlamasından beraatına, diğer suçlamalara ilişkin ise ‘Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun’ kapsamında davanın kesin hükme bağlanmadan ertelenmesine karar verdi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi ise kararı bozdu. Beraat kararının Yargıtay 8. Dairesi’nce bozulmasıyla yeniden yargılanan Bucak, kaza yapan otomobilden çıkan Çatlı’ya ait çantadaki belgelerin delil olarak kabul edilmesini istedi. Bucak, talebin reddedilmesi üzerine 1 Şubat 2006’da yapılan duruşmada avukatları aracılığıyla tanık olarak dinlenmek üzere 8 kişilik bir listeyi mahkemeye sundu.

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti dün yapılan duruşmada Bucak’ın talebini karara bağladı. Tutuksuz yargılanan Bucak’ın katılmadığı duruşmaya avukatları Mahmut Şevket Küçük ile Süleyman Çınar Bacanlı katıldı. Mahkeme avukatlara davaya ilişkin taleplerini sorunca, avukat Küçük, daha önceki celselerde mahkemeye sundukları listede yer alan Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Doğan Güreş, Hasan Kundakçı, Eşref Hatipoğlu, Seral Saral ve Fatih Bucak’ın tanık olarak dinlenmesi talebini tekrarladı. Talepleri kabul eden mahkeme başkanı Salih Öztürk, ikametleri Ankara gösterilen 6 kişinin ifadelerinin alınması amacıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne talimat gönderilmesini kararlaştırdı. Heyet, ikametleri İstanbul olarak gösterilen Çiller ile Hatipoğlu’na da davetiye çıkarılarak duruşmada dinlenmelerini hükme bağladı. Başkan Öztürk tanıkların ifadelerinin talimatla alınmasına ilişkin kararını tutanağa yazdırırken Cumhuriyet Savcısı Orhan Erbay araya girdi. Sanık vekilleri hazır edebilirse tanıkları duruşmada dinleyip, iddia makamı olarak soru sormak istediğini belirten savcı Erbay, “Tabii ki eski Cumhurbaşkanımıza buraya gel demiyoruz. Ama iddia makamı olarak soru sormak istiyoruz.” dedi. Bunun üzerine sanık vekili Küçük ise Fatih Bucak’ı tanık olarak duruşmaya getirebileceklerini söyledi. Duruşma sırasında emekli Albay Seral Saral’ın adres tespiti de gündeme geldi. Avukat Küçük, emekli albayın adresinin Genelkurmay’da gizli olduğunu söylemesi üzerine, başkan Genelkurmay’a müzekkere yazılıp adresinin tespit edilmesine karar verdi. Saral’ın ifadesi de talimatla alınacak.
Büşra Erdal - İstanbul


‘Devlet sırrı’ zırhı kalktı

Sedat Bucak'ın yargılandığı Susurluk Davası’nda tanık olarak dinlenmesine karar verilen devlet yetkilileri, 'devlet sırrı'dır diyerek tanıklıktan kaçamayacak. Yeni Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, tarafların ‘devlet sırrı’ diyerek tanıklık yapmama hakkını ortadan kaldırdı. Yeni kanun tanığa her halükârda mahkemeye bilgi vermek mecburiyeti, mahkeme heyetine de, suçla ilgili açıklamaları tutanağa geçirip, başka konulardaki açıklamaları saklamak zorunluluğu getiriyor.


Sedat Edip Bucak: Karar mahkemenin takdiri

Susurluk Davası kapsamında ‘cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak’ ve ‘vahim nitelikte silah bulundurmak’ suçlarından yargılanan eski milletvekili Sedat Edip Bucak, üst düzey yöneticilerin dinlenmesi yönündeki talebin kendilerinden geldiğini belirtti. Eski vekil, “Her şey mahkemenin takdiridir. Ancak basın olup biteni hep farklı taraflara çekmeye çalışıyor. Her şey ortada. Bu insanların niye çağrıldığını mahkemeden sormanız lazım. Ya da tutanakları alıp bakmanız lazım. Ortada Yargıtay’ın bozduğu bir karar var. Mahkeme heyeti böyle uygun görmüşse demek ki ortada bir şey vardı.” diye konuştu. Susurluk davasında mağdur olduğunu da savunan Bucak, “ Ben hâlâ suçumu bile bilmiyorum.” dedi.
İsa Yazar, Ankara


Sedat Karagül: İnşallah bildiklerini bu kez anlatırlar
Susurluk davasının hakimi Sedat Karagül, Sedat Bucak’ın yargılandığı davada dönemin üst düzey devlet yöneticilerinin tanık olarak dinlenmesine destek verdi. 6 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) başkanıyken Susurluk ana davasına bakan Karagül, Yargıtay’ın bozma kararından sonra yeni bir yargılama başladığını ve bu noktada mahkemeye yeni deliller sunulabileceğine dikkat çekti. Karagül, Susurluk skandalı ortaya çıktığında çete uzantısının tanık olarak dinlenmesine karar verilen kişilere kadar ulaştığının basında yer aldığını hatırlattı. Devlet yetkililerinin dinlenmesinin doğal olduğunu kaydeden emekli hakim, DGM’de süren ana dava sırasında sanıkların devlet yetkililerini mahkemede gündeme getirmediklerini hatırlattı. ‘Susurluk çetesi ketumdur.’ diyen Karagül, tanıkların mahkemede yemin edeceğini, ancak konuşmayabileceğini öne sürdü. Yargılama sırasında delil bulamamaktan, kimsenin mahkemeye bir şey vermediğinden yakınan Karagül, “Bizim zamanımızda kimse bir şey vermedi, bu konular da gündeme gelmedi. Yeni bir gelişme olmuş, yeni delil elde edilmiş olabilir. Yeni duruma göre mahkeme devlet yetkililerini tanık olarak dinleme gereği duymuş olabilir. Olay inşallah aydınlanır.” diye konuştu. ‘Susurluk 50 yıl sonra aydınlanır demiştim.’ diyen Karagül, “Bilemiyoruz tabii var mı yok mu, aydınlanır mı? Derin bir şey olduğu için, kimse derine fazla girmiyor, giremiyor, engelleniyor. İnşallah bu tanık dinleme işi hayırlı olur. Belki olay aydınlanır.” dedi. Ana dava kapsamında Bucak’ı da bir dönem yargılayan Karagül, “Sedat Bucak, yargılama yaptığımızda bu tanıkları bize sunsaydı, dinlerdik. Her türlü delil dinlenir. Dinlemede fayda var. İfadeleri değerlendirirdik. Ama şimdiye kadar kimse konuşmadı.” şeklinde konuştu.
Büşra Erdal - İstanbul
Fikri Sağlar: Mahkeme kararı, olayın aydınlatılması için tarihî bir fırsat

Susurluk Araştırma Komisyonu’nun üyesi Kültür eski Bakanı Fikri Sağlar, Susurluk davası kapsamında dönemin üst düzey devlet yetkililerinin dinlenmesi kararını tarihi bir fırsat olarak değerlendirdi. Söz konusu tanıkların bildiklerini anlatmaları halinde birçok şeyin aydınlanacağını savunan Sağlar, özellikle emekli askerlerin anlatacaklarının önemli olduğuna vurgu yaptı. Susurluk davasında Korkut Eken’in ceza alması üzerine açıklama yaparak kendisine destek çıkan komutanların kamuoyunu aydınlatması gerektiğini belirten Sağlar şöyle devam etti: “Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Doğan Güreş başta olmak üzere komutanların Eken ile ilgili açıklamaları var. Mahkemeden ceza kararı çıkınca komutanların ‘Ne yaptıysa bizim bilgilimiz dahilinde yaptı’ şeklinde açıklamaları oldu. Hangi konularda bilgileri var? Bunları Türk milletine anlatma fırsatı doğmuştur. O nedenle de bu kararı sevindirici olarak görüyorum. İnşallah bütün bildiklerini anlatırlar.”

Türkiye için hukuk devleti olma doğrultusunda önemli bir fırsat doğduğunu, bir zamanlar bu ülkeye büyük hizmet ettiklerini söyleyen kişilerin bu fırsatı değerlendirmesi gerektiğini kaydeden Sağlar, “Yazılı bir açıklama ile değil, bizzat gidip bildiklerini anlatarak Türkiye’ye karşı en azından sorumluluklarını yerine getirebilirler.” dedi.
Erkan Acar, İstanbul


Susurluk için ne demişlerdi?

Süleyman Demirel: Kimse Susurluk’u örtbas edemez
Demirel, Susurluk kazasının meydana geldiği 3 Kasım 1996’da Cumhurbaşkanlığı makamındaydı. Çankaya Köşkü’nde Susurluk olayıyla ilgili olarak liderler zirvesi düzenleyen Demirel, “Nereye kadar gidiyorsa gidilecektir? Kimse Susurluk’u örtbas edemez. Hükümetin görevi, yargının gereksinimi olan belgeyi bulmaktır.” demişti.

Tansu Çiller: Devlet uğruna kurşun atan da yiyen de şereflidir
Susurluk kazası sırasında başbakan yardımcısı olan Tansu Çiller, Susurluk iddialarının dayandığı 1993-1996 yılları arasında ise başbakanlık makamında bulunuyordu. Tansu Çiller’in Susurluk olaylarından söz ederken sarf ettiği “Devlet uğruna kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir.” sözleri tartışma yaratmıştı.

Doğan Güreş: Korkut Eken ne yaptıysa bilgimiz dahilinde yaptı
Doğan Güreş, Susurluk kazasının meydana geldiği dönemde milletvekiliydi. 1990-1994 yıllarında Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten Güreş, Susurluk davasında mahkum olan Korkut Eken hakkında “Korkut Eken ne yaptıysa bilgimiz dahilinde yaptı, o hiçbir zaman verilen emirlerin dışına çıkmadı.” ifadelerini kullanmıştı.

Mehmet Ağar: Çatlı’nın yerini bildiği halde açıklamamıştı
Ağar, Susurluk kazası sırasında İçişleri Bakanlığı görevinde bulunuyordu. Yasama dokunulmazlığı kaldırılan Ağar hakkında, gıyabi tutuklama kararı ile aranan Abdullah Çatlı’nın yerini bildiği halde yetkili mercilere haber vermeyerek saklamak ve “cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçlandı. Hakkında görevsizlik kararı verildi.

H. Celal Güzel: Bu isimlerin skandaldan haberdar olma ihtimali var
Eski bakanlardan Hasan Celal Güzel, Demirel, Çiller, Ağar ve Doğan Güreş’in tanık olarak dinlenecek olmasını, “Karar, bu isimlerin Susurluk’tan haberdar olduklarını gösterir.” cümlesiyle değerlendirdi. Eski bakan, bu isimlerin kazanın yaşandığı dönemde devleti yöneten isimler olduğunu hatırlatırken, “Dinleme normal. Hadise sırasında onların yetkili mevkilerde olduğunu biliyoruz.” diye konuştu. Talebin Sedat Bucak’tan gelmesini önemsediğini kaydeden Güzel, “Bucak, bizzat olayın içinde olan isim. Kaza anında arabada bulunan kişi. Onun talebi bu isimlerin olaydan haberdar olduklarını gösteriyor.” dedi.
Ankara, Zaman

Oltan Sungurlu: Eski siyasilerin bilgi vereceğine inanmıyorum
Susurluk skandalının patlak verdiği dönemin Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, üst düzey yöneticilerin mahkemeye yeni bir bilgi vermeyeceği görüşünde. Sungurlu, Süleyman Demirel, Mehmet Ağar, Tansu Çiller ile Doğan Güreş’in tanık olarak çağrılmasıyla ilgili şu yorumu yaptı: “Eski siyasilerin direkt bilgi vereceklerini zannetmiyorum. Ağar ve diğerleri bu işi biliyorlarsa, bu suçu zamanında yetkili makamlara ihbar etmeliydiler. Yüksek dereceli kamu görevlisi bu kişiler. Bucak’ın vatansever biri olduğunu düşünüyorum. Eski cumhurbaşkanı ve başbakanlarımızın da bu yönde görüş belirteceklerini düşünüyorum.”
Ankara, Zaman

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Feza Gazetecilik’e aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Zaman Gazetesi tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Sonraki Haber
EN ÇOK OKUNANLAR