|
Bugüne kadar röportajlarından ve gazete yazılarından tanıdığımız Akman, muhatabını terleten, külyutmamak için konuşturduğu kişiyi inceden inceye didikleyen bir gazeteci kitabıyla değil, adının kendisine verildiğini söylediği bir romanla çıktı okurlarının karşısına.
Doğan Kitap'tan yayınlanan ve önümüzdeki hafta başında kitapçılara dağıtımı gerçekleştirilecek olan romanın adı Nefes. Akman, romanını şöyle özetliyor: "Bir sabah 'nefes' kelimesiyle uyandım. Bu kelime aklımı, yakınlaşma-uzaklaşma, 'kapanma-açılma' çağrısıyla yokluyordu. Birkaç gün 'Nefes, nefes' diye dolaştım. Sonra birden anladım. Nefes benden anlatılmayı bekliyordu. Romanımı bu 'geliş-gidiş'lerin ritmiyle yazmayı denedim. Ve bu 'iniş-çıkış'ların. Öyle de okunsun isterim."
Bir erkeğin ilk nefesinin, bir kadının son nefesini uğurlamasıyla başlıyor hikaye; dünyaya gelirken annesini ölüme uğurlayan bir bebeğin doğumuyla... Dört kahramanı var romanın: Sözünü ettiğimiz doğumla dünyaya gelen 'köyün delisi' dilsiz Sırrı, Sırrı'nın analığı, köyün ve civarın ebesi Tâbende, Sırrı'nın babalığı, Tâbende'ye sunduğu aşkı reddedilen ve aşkını sessizliğine gömen, köyün gassalı Gaffar ve Sırrı'nın dilsizliğinin öte ucunda duran, bütün ölü dilleri bilen Amerikalı dilbilimci Jonathan... Sebepler sebepleri oluşturuyor ve kaderin ağları bu dördünü bir araya getirerek tek bir sonuç, tek bir sebep için onların hikayelerini yazmaya devam ediyor.
Kitabın önemli bir özelliği, güzel sanatlardan musikiye, edebiyattan düşünceye arkamızda duran zengin tasavvufi birikimin kullanılması ve bu birikimin plastik öğeleriyle değil, içeriği ve düşüncesiyle özelde roman, genelde çağdaş sanatlar için ne anlam ifade ettiğini göstermesi... Diğer önemli özelliklerinden biri ise dışarıdan bakıldığında delilik olarak görünen zihinsel sürece, içeriden, 'deli'nin gözünden bakılmaya çalışılması... Boynunun altında muskalı bir akı olan kara bir kedinin, asıl hikaye içinde (ya da dışında) işleyen, ancak daha sonra her şeyin seyrini etkilediği gözlenen küçük hikayesi de Akman'ın okur için hazırladığı özel sürprizlerden...
Burhan Eren, İstanbul ZAMAN
|