09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yorumlar
Sarıgül solun Erdoğan'ı olabilir mi?
CHP'de bir süreden beri Mustafa Sarıgül depremi yaşanıyor! CHP yönetimi Sarıgül'ün üzerine gittikçe, büyüyen bir lider figürü ortaya çıktı. Şimdi merak edilen soru ise, Sarıgül'ün solun Erdoğan'ı olup olmayacağı.

CHP içindeki arayış devam ediyor. CHP genel başkanı ve genel merkezi, önce 3 Kasım 2002 genel seçimlerini sonra da 28 Mart 2004 mahalli idareler genel seçimlerinin muhasebesini yapmak ve başarısızlığın sebeplerini tahlil ederek CHP’nin yeniden yapılanması taleplerini yerine getirmeyerek, problemi çizmek isteyen bir odak olmak yerine, problemin kaynağı haline geldi. CHP’nin, Ecevit’in DSP’nin yarattığı boşluğu dolduramayacağının ve AKP’nin alternatifi olamayarak, “buçuk parti’’ görüntüsünü aşamayacağının anlaşılması üzerine; CHP içindeki ve dışındaki sol kamuoyu, önce Deniz Baykal’dan kurtulmak lazım geldiği düşüncesinde birleşti. Kamuoyunun bu beklentisi, neticede CHP içindeki en güçlü, yani Deniz Baykal’ın hakkından gelebilecek adayın desteklenmesine tahvil edildi. CHP içindeki potansiyel genel başkan adaylarından Kemal Derviş’in, açıkça ortaya çıkmaması ve Deniz Baykal’ın hakkından gelebilecek bir profil çizememesi üzerine, kamuoyunun arayışı, CHP Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’e yöneldi.

Mustafa Sarıgül, CHP’nin oylarının düştüğü 28 Mart 2004 seçimlerinde, Şişli gibi kozmopolit ve varoşları da olan bir yerden % 66 gibi rekor düzeyde oy almasıyla dikkatleri üzerinde toplamıştı. Sarıgül, Şişli’deki başarısını, CHP genel başkanı olarak Türkiye’ye taşımak ve CHP’yi tek başına iktidara taşımak iddiasıyla kamuoyunun önüne çıktı. Sarıgül’ün başarısı, uzun yıllardır artık neredeyse tek başına iktidar olma ümidini kaybetmiş CHP’de ve solda bir ümit dalgası yarattı.

Sarıgül, işte bu ümit dalgasını kullanarak mücadeleyi, resmi parti platformlarının dışına taşıdı. Böylece genel merkezin atadığı delege sistemi karşısında olmayan başarı şansını, halkın, kamuoyunun ve basının desteğini arkasına alarak yaratmaya çalıştı. Yaptığı miting ve benzeri faaliyetlerle başarılı olmaya başlayan Sarıgül’ün, gittiği yerlerde CHP Genel Başkanı Baykal’dan fazla ilgi görmesiyle, CHP’deki dengeleri sarstığı görüldü. Her türlü muhalefeti ezme ve yok etme dışında bir stratejisi olmayan CHP genel merkezinin hışmını üzerine çeken Sarıgül, bu tepkiden sonra CHP içinde çaresiz kalan parti içi muhalefetin de ümidi olmaya başladı. Her türlü baskı ve hukuksuzlukla yıldırılmaya çalışılan parti içi muhalefet, “dinsizin hakkından imansız gelir” fetvasınca, fikirleri Sarıgül’den farklı olsa da, Deniz Baykal’dan kurtulmak için ister istemez Sarıgül’ün etrafında toplanmaya başladı. Böylece Baykal ve ekibinin korkuları artarken, Sarıgül ve etrafında toplananların da şevki giderek arttı… CHP genel merkezi, Sarıgül için de ihraç yolunu kullanmak için, Sarıgül hakkında benzeri az görülür bir karalama faaliyetiyle, yolsuzluk iddialarını ortaya attı… Bu iddiaları takipen Sarıgül ihraç edilmek amacıyla disiplin kuruluna sevk edildi. CHP genel merkezinin daha önce de kullandığı ihraç mekanizmasıyla attığı 3 milletvekilinin mahkeme kararıyla partiye dönmesine rağmen, aynı yolla eski CHP genel sekreteri Ertuğrul Günay’ı da ihraç etmesi şaşırtıcıydı. CHP genel merkezinin, Sarıgül’ün ihracıyla yetinmeyerek, faaliyetlerinde bulunan herkesi ihraç etme tehdidinde bulunması, gözlerinin ne kadar karardığını gösteriyor. Mamafih bu tehditlere rağmen, Sarıgül’ün en son Mersin mitingine 17 CHP milletvekilinin katılması dikkat çekicidir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan gelen Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlık’a kadar yükselen başarı performansı, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün aynı şeyi CHP’de de başarma iddiasını tartışma gündemine taşımaktadır. Bu bakımdan bir mukayese yapmak yerinde olacaktır. Her şeyden önce Sarıgül’ün kamuoyunda sahip olduğu destek, CHP içinde yok. Erdoğan ve yenilikçiler, Fazilet Partisi içinde çok daha güçlüydüler, hele parti grubu içinde yarısından fazla bir desteğe sahiptiler. Sarıgül, CHP içinde aynı ölçüde desteğe sahip değil… Üstelik Erdoğan ve yenilikçiler, Anayasa Mahkemesi’nin Fazilet Partisi’ni kapatmasıyla işe sıfırdan başlama imkanına sahipken, Sarıgül ve ekibi ne yazık ki böyle bir şansa sahip değiller, dolayısıyla CHP içinde parti içi iktidarı ele geçirseler de CHP yükünden kurtulamayacaklar. Belki, hepsinin CHP’den ihraç edilmesi, onlara da sıfırdan başlama şansını verebilir. Bir başka husus, Sarıgül’ün çevresinde toplanmaya başlayanlar için öncelik Baykal’dan kurtulmak iken, Erdoğan’ın çevresindekilerin Erbakan’a muhalefet etmenin ötesinde bir yaratıcı perspektife sahip olmasıydı. Buna bağlı olarak, Erdoğan ve yenilikçiler, hareketlerini “muhafazakar demokrasi” adını verdikleri bir ideolojik hegemonyaya dönüştürmeyi başarırken, Sarıgül ve çevresi henüz buna muadil bir ideolojik çerçeveden mahrum görünmektedir. Bu çerçeve acaba ne olabilir?

DR. MURAT YILMAZ
23 Kasım 2004, Salı

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
YorumlarBölümündeki Diğer Başlıklar
 [Yorum - Sinan Oğan] Ermenistan, diasporaya 'Ülkeyi satmadık' mesajı veriyor
 [Yorum - Alin Ozinian] Türkiye, Ermenistan sınırının açılmasını istiyor mu?
 [Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Türkiye'de yerli çözüm mümkün mü?
 [Yorum - Dr. Ümit Kardaş] Hakiki bir cumhuriyet hakiki bir demokrasi için
 [Yorum - Hilmi Yavuz] 'Sol-Ulusalcı' faşizmin tarihsel kökenleri üzerine bir deneme
 [Yorum - Nevzat Bayhan] Hâlâ 'yoz'laşmak istiyor muyuz?
 [Yorum - Muhammed Celal Numan] İKT'nin düşünce kuruluşları açılımı
 EMASYA sonrası da önemli
 Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı2
 Yerli ve yabancı oryantalistlerin göremediği...
 [Yorum - Atilla Yayla] Kahraman bakkal süpermarkete karşı mı?
 [ABD 1933] Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı1
 [Yorum - Doç. Dr. Hamza Al] Askerin politik ve bürokratik gerçeklik yanılgısı
 [Yorum - Didier Billion] Afganistan: Başını kuma gömen devekuşu stratejisi
 [Yorum - Eser Karakaş] İddia olmayan gerçekler
 [Yorum - Dr. Fahrettin Sümer] Afganistan'da çözüm arayışları sürüyor
 [Yorum - Jan Egeland] Haiti'den çıkarmamız gereken ders
 [Yorum - M. Naci Bostancı] Hepimize dokunan o acıklı haberler
 [Yorum - Herkül Millas] Darbe döneminden müdahale dönemine
 [Yorum - Sami Suruş] Türkiye'nin AB yolu içeriden geçiyor
 [Yorum - Prof. Dr. Garip Turunç] Nehir, yeni bir Türkiye'ye doğru akıyor...
 [Yorum - Etyen Mahçupyan] Darbenin rasyonalitesi
 [Yorum - Muhammed Ahmed El Huni] Yemen savaşa ve kaosa değil, kalkınma ve inşaya muhtaç
 [Yorum - Prof. Dr. Onur Bilge Kula] 'Kültür sorunlarımıza' bir başka bakış 2
 [Yorum - Süleyman Seyfi Öğün] Müsademe-i efkardan barika-i hakikati ummak

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2