09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yorumlar
Nükleer enerji felaket mi, kurtuluş mu?
Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan kısa çaplı gaz krizi ve ardından Türkiye'de yaşanan 'Ya Rusya bizim de gazımızı keserse!' başlıklı tartışma, Türkiye'de alternatif enerji kaynağı arayışlarıyla ilgili gündemi tekrar ısıttı.

Türkiye’nin enerji darboğazına girebileceği, enerji üretimine büyük paralar harcamak zorunda kaldığı ve dışa dönük enerji bağımlılığına dönük haberler gündemden düşmüyor. Diğer yandan bu bağlamda gündeme gelen ve dünyanın birçok ülkesinde sorunsuz bir şekilde kullanılmaya devam eden nükleer enerji seçeneğine ise ‘lanetli’ muamelesi yapılıyor, kuvvetli itirazlar yükseliyor. ‘Zaman’ olarak, nükleer enerji nedir, sorusundan hareketle, bu ‘sınırsız’ enerji kaynağı etrafında dönen tartışmaları, konunun uzmanları ile masaya yatırdık. Purdue Üniversitesi Nükleer Enerji Bölüm Başkanı Prof. Lefteri H. Tsoukalas, MIT (Massachusetts Institute of Technology) Nükleer Bilimler Departmanı’ndan Prof. Richard K. Lester ve Prof. Andrew Kadak ve Amerika’da bir dizi nükleer santral işleten Energy Nuclear Northeast’in sözcüsü Jim Steets sorularımızı yanıtladı. Amerikan Federal Nükleer Denetleme Komisyonu Sözcüsü Diane Screnci ise nükleer enerjinin nasıl elde edildiğini anlattı.

Nükleer enerjinin avantajları ve dezavantajları nedir?

Tsoukalas: Öncelikle çok temiz. Çevreye zararlı gaz salgılamaz. Bir nükleer santralı kısaca ‘devasa bir pil’ şeklinde tanımlayabiliriz. Fosil yakıtları ile çalışan bir santral ise sözgelimi 1000 MW’lik bir santral yılda 3 milyon ton kömür yakar ve bunun atmosfere salgıladığı karbondioksit 400 yıl orda kalır! Sonuçta Amerika’da ya da Çin’de salgılanan karbondioksit, atmosferde birikerek, üretilen enerjiden hiçbir kazanımları olmayan diğer ülkelerin de başına bela olan küresel ısınmayı hızlandırıyor. Nükleer santrallarda ise hiçbir zararlı madde salgılanmaz. Enerji üretimi sonucu ortaya çıkan nükleer atık ise birtakım işlemlerden geçirilerek tekrar nükleer yakıt olarak kullanılabilir. Bu açıdan nükleer güç, sürekli yenilenen bir enerji çeşididir. Ayrıca nükleer enerji, kendi başına hiçbir işe yaramayan uranyumdan üretilir ve bol miktarda bulunur. Uranyumla ya enerji üretirsiniz ya da atom silahı yaparsınız. Petrol ve gaz içerisinde ise 100 bine yakın kimyasal madde var ve bunlar yakılınca atmosfere salınır. Kaldı ki sınırlı kaynaklardır. Basit bir örnek vereyim. Nükleer enerjinin diğer enerji türlerine göre 200 milyon birim fazlası vardır! Hadi birtakım güvenlik ve kontrol kalemlerinden dolayı bunu yarıya indirelim ve 100 milyon olsun. Bu bile, nükleer enerjiyi, rakipsiz kılıyor. Dezavantajı ise, gelişmiş teknolojiye, sıkı kurumsal düzenlemelere ve yüksek bir başlangıç maliyetine ihtiyaç duyması. Şu an dünya üzerinde yılda sadece bir nükleer santral yapma ortalamasına sahibiz, ki bu rakam çok az. Diğer yandan nükleer silah meselesi var. Bu endişe de nükleer enerjinin yaygınlaşmasını baltalıyor.

Lester: Nükleer reaktör bir kez yapıldı mı, işletilmesi ucuz oluyor. Aynı zamanda şu an dünya enerji ihtiyacının yüzde 80’ini karşılayan fosil yakıtlarına kıyasla, çevreyi kirletmiyor, asit salmıyor ve karbondioksit de salgılamıyor. Özetle küresel ısınmaya bir etkisi yok. Dezavantajı ise yapım maliyeti, nükleer atıkların saklanmasının zorluğu ve tabii ki sivil nükleer teknolojinin silah yapımı için kullanılma ihtimali.

Steets: Öncelikle nükleer santrallarda kömür, petrol ve gaz kullanılmaz. Bu da havayı kirletmez, toksik gaz salgılamadığı için de küresel ısınmaya etkisi sıfırdır. Diğer bir avantajı da, en azından Amerika için, fiyat istikrarıdır. Nükleer enerji, kömür ya da petrol arz talebinden kaynaklanan dalgalanmalara tabi olmadığından, burdan elde edilen enerjinin fiyat istikrarı vardır. Nükleer atıklardan kaynaklanan nükleer yan ürünlerin depolanması dikkatli olunmadığı takdirde tehlikeli olabilir, ama bunu yapmak için kullanılan teknoloji gayet iyi ve sıkı denetim altında. En büyük dezavantaj ise bu teknolojiden habersiz kamuoyunun yanlış yönlendirilmesiyle ortaya çıkan muhalefet ve bunu abartan politik çevreler.

Kadak: Temiz ve güvenli. Amerika, Batı Avrupa, Japonya, Çin ve Güney Kore’deki nükleer enerji santrallarının güvenli olduğunu gösteriyor. Eski Sovyet topraklarında eski Sovyet teknolojisi ile üretilmiş santrallar ise o kadar güvenli değil. Santral yapmanın maliyeti ise başta bir dezavantaj olarak görünüyor, petrol maliyetleri, nükleer enerjiyi, elektrik fiyatları açısından daha ekonomik kılıyor. Nükleer atıkların depolanması ve nükleer enerjinin sürekli olarak nükleer silahları çağrıştırması da diğer dezavantajlar. Ama atıkların depolanması konusunda Amerika, İsveç ve Finlandiya’nın yeni teknolojiler geliştirdiğini biliyoruz.

Çernobil faciasını saymaz isek, nükleer enerji santrallarından uzak durmak için yeterli sebep var mı?

RÖPORTAJ: ALİ ÇİMEN
23 Ocak 2006, Pazartesi

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
YorumlarBölümündeki Diğer Başlıklar
 [Yorum - Sinan Oğan] Ermenistan, diasporaya 'Ülkeyi satmadık' mesajı veriyor
 [Yorum - Alin Ozinian] Türkiye, Ermenistan sınırının açılmasını istiyor mu?
 [Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Türkiye'de yerli çözüm mümkün mü?
 [Yorum - Dr. Ümit Kardaş] Hakiki bir cumhuriyet hakiki bir demokrasi için
 [Yorum - Hilmi Yavuz] 'Sol-Ulusalcı' faşizmin tarihsel kökenleri üzerine bir deneme
 [Yorum - Nevzat Bayhan] Hâlâ 'yoz'laşmak istiyor muyuz?
 [Yorum - Muhammed Celal Numan] İKT'nin düşünce kuruluşları açılımı
 EMASYA sonrası da önemli
 Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı2
 Yerli ve yabancı oryantalistlerin göremediği...
 [Yorum - Atilla Yayla] Kahraman bakkal süpermarkete karşı mı?
 [ABD 1933] Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı1
 [Yorum - Doç. Dr. Hamza Al] Askerin politik ve bürokratik gerçeklik yanılgısı
 [Yorum - Didier Billion] Afganistan: Başını kuma gömen devekuşu stratejisi
 [Yorum - Eser Karakaş] İddia olmayan gerçekler
 [Yorum - Dr. Fahrettin Sümer] Afganistan'da çözüm arayışları sürüyor
 [Yorum - Jan Egeland] Haiti'den çıkarmamız gereken ders
 [Yorum - M. Naci Bostancı] Hepimize dokunan o acıklı haberler
 [Yorum - Herkül Millas] Darbe döneminden müdahale dönemine
 [Yorum - Sami Suruş] Türkiye'nin AB yolu içeriden geçiyor
 [Yorum - Prof. Dr. Garip Turunç] Nehir, yeni bir Türkiye'ye doğru akıyor...
 [Yorum - Etyen Mahçupyan] Darbenin rasyonalitesi
 [Yorum - Muhammed Ahmed El Huni] Yemen savaşa ve kaosa değil, kalkınma ve inşaya muhtaç
 [Yorum - Prof. Dr. Onur Bilge Kula] 'Kültür sorunlarımıza' bir başka bakış 2
 [Yorum - Süleyman Seyfi Öğün] Müsademe-i efkardan barika-i hakikati ummak

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2