09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yorumlar
ABD yeni ulusal güvenlik stratejisi açıklandı[2]
ABD, dostlarını yardıma çağırıyor!
2006 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi'nin demokrasi ve işbirliği vurgusuna bıraktığımız yerden devam edip ayrıntılarına bakmakta yarar vardır.

Demokratikleşme süreçlerinin desteklenmesi, birçok bakımdan olumlu bir politika olarak yorumlanabilir. Sorun, demokratikleşme konusunu savunanın George W. Bush yönetimi olmasıdır. Gerek ABD’nin içindeki demokrasi tartışmaları, gerek Irak’a demokrasinin götürülüş biçimi, gerekse Afganistan ve Irak’ta demokrasinin yerleştiriliş biçimleri konunun öznesinden yeterince şüphe duymayı olanaklı kılmaktadır. Ancak, öyle anlaşılıyor ki ABD yönetimi 2002 sonrasında uyguladığı politikalardan hızla uzaklaşma eğilimindedir. Büyük ölçüde başarılı olamadığını fark eden ABD, sistemdeki etkinliğini yitirmeden başarısızlıktan sıyrılma arayışındadır. Sorun, bunu tek başına yapamayacak kadar fazla yayılmış ve olaylara fazla müdahil olup fazlasıyla da deşifre olmasında yatmaktadır. Tek başına evine geri dönememekte, girmiş olduğu bölgelerde fazla yol alamamakta, dolayısıyla dostlarının yardımına muhtaç hale gelmektedir. Bu noktada, bir bakıma mücadelesini insanlık mücadelesi olarak açıklayan ABD haklı olmaktadır. Çünkü, eğer ABD daha da başarısız olursa sadece kendisi kaybetmeyecektir.

ABD, NATO’ya göz kırpıyor...

ABD’nin 2006 belgesinin işbirliğine yaptığı göndermeler, “Batı”lı müttefiklerini, yeni ortaklara ikna etme amacı da taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle, metnin bütünü bakımından Genişletilmiş Ortadoğu Girişimi’ne destek arayışı ve bu girişimin önemi üzerinde durulmaktadır. Dolayısıyla, GOG belgenin hem amacının, hem de araçlarının ifadesi halini almaktadır.

Genişletilmiş Ortadoğu Girişimi’nin (GOG) mevcut üç sacayağı olan güvenlik, ekonomik ve sosyo-politik düzeyleri, farklı biçimlerde teker teker düzenlenmiş, daha doğrusu düzenlenmiş hali dünya kamuoyuna duyurulmuştur. Bir miktar tekrar olacak ama, güvenlik düzeyi için birbirinin içine geçmiş iki olgu önerilmektedir. Dünya düzlemindeki genel dehşeti bertaraf etmek için Ulusal Füze Savunma Sistemi ve bölgesel istikrarsızlıkların etkin biçimde giderilmesi için NATO’nun müdahalesi ve gerektiğinde GOG coğrafyasında yer alan, ancak NATO üyesi olmayan ülkelerle de birlikte davranma. Bu, NATO’nun yeniden genişlemesi ve yapısal farklılaşmasına karşılık gelmektedir ve aynı zamanda yeni stratejisi ile de çelişmemektedir. Ekonomik düzeydeki öneriler ise, serbest ticaret bölgelerinin desteklenmesi biçiminde özetlenebilir. Ayrıca, korumacılık tedbirlerinden uzaklaşılmasına yardımcı olacağını bildiren ABD yönetimi, birçok ülkenin petrol bağımlısı durumundan kurtarılması gerektiğini de vurgulamaktadır. Bu arada, kendisi için de küçük bir itirafta bulunan ve dünyanın 3. petrol üretici olmasına rağmen petrol ihtiyacının % 50’si bakımından dış bağımlılığı bulunduğunu ve bunu sağlayacak çok az ülke kaldığından yakınan ABD yönetimi, Irak’taki varlığına da bir miktar ışık tutmaktadır. Neyse ki, çözümler konusunda önermeleri bulunan ABD’ye göre ekonominin her alanında kurulacak serbest ticaret bölgelerinin, birbirleriyle ve sistemdeki diğer büyük ekonomik güçlerle işbirliği yapabileceklerini öngörmektedir.

2006 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, sadece ideolojik ve kavramsal öncelikleri ve GOG’nin ana hatlarını bildirmemekte, tek tek bazı ülkeler ve öncelikli bölgelerden de söz ederek GOG’nin ayrıntılandırılmasına hizmet etmektedir. Tiranlık tanımı yapılırken sözü geçen despotik sistemler içinde Kuzey Kore, İran, Suriye, Küba, Belarus, Burma ve Zimbabwe sayılmakta; Suriye ayrıca terörist devlet, Küba da bölgedeki özgürlük hareketlerini baltalayan ülke olarak da tanımlanmaktadır. Uganda barbar, Nepal Maoist terörist, Etiyopya ve Eritre de savaşan ülkeler kategorilerinde yer almaktadır. Bu arada El Kaide’nin düşman listesinin birinci sırasındaki yerinde bir düşme olmadığı hatırlatılmalıdır. Hamas’a seçimle göreve geldiği için şans tanınmakta; Afganistan ve Irak’ta ABD’nin epeyce demokratikleşmeye katkı sağlayan işler yaptığı, kaleme alanların da inanmadıkları açıkça belli olan bir biçimde anlatılmaktadır. Ayrıca, Sudan’da, Liberya’da, İsrail’de Hindistan-Pakistan’da hatta Kuzey İrlanda’da barışın tesisi için önemli adımlar atıldığı da belirtilmektedir. ABD’nin barış süreçlerine ne kadar katkı sağlamış olduğunu hatırlamamaktan doğan özeleştiri endişeleri ve kuşkuları, konuya verilen yerin darlığı ile yatışabilmektedir.

Kolombiya’nın Marksist teröristlerinden ve uyuşturucu trafiğinden rahatsız olan ABD, Venezüella’daki gelişmeleri de bölgenin istikrarsızlığına hizmet olarak değerlendirmektedir. Kuzey Kore’nin nükleer gücü, bir tehdit olarak ele alınmakla birlikte bu ülkenin sorumluluğu bir biçimde Rusya ve Çin’e bırakılmış gibi gözükmektedir. Hani, siz bu hale getirdiniz, siz çözün der gibi. Bu çerçevede Çin, hem “etkin demokrasi”ler içinde tanımlanamayarak ayrı tutulmaktadır, hem askeri şeffaflıktan uzak olduğu belirtilerek kuşkulu devletler safına alınmakta, hem de “taklit ürün” konusunda önlem almamakla eleştirilerek pazar ekonomisi konusunda kuşkulu durumda tanımlanmaktadır.

PROF. DR. BERİL DEDEOĞLU
28 Mart 2006, Salı

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
YorumlarBölümündeki Diğer Başlıklar
 [Yorum - Sinan Oğan] Ermenistan, diasporaya 'Ülkeyi satmadık' mesajı veriyor
 [Yorum - Alin Ozinian] Türkiye, Ermenistan sınırının açılmasını istiyor mu?
 [Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Türkiye'de yerli çözüm mümkün mü?
 [Yorum - Dr. Ümit Kardaş] Hakiki bir cumhuriyet hakiki bir demokrasi için
 [Yorum - Hilmi Yavuz] 'Sol-Ulusalcı' faşizmin tarihsel kökenleri üzerine bir deneme
 [Yorum - Nevzat Bayhan] Hâlâ 'yoz'laşmak istiyor muyuz?
 [Yorum - Muhammed Celal Numan] İKT'nin düşünce kuruluşları açılımı
 EMASYA sonrası da önemli
 Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı2
 Yerli ve yabancı oryantalistlerin göremediği...
 [Yorum - Atilla Yayla] Kahraman bakkal süpermarkete karşı mı?
 [ABD 1933] Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı1
 [Yorum - Doç. Dr. Hamza Al] Askerin politik ve bürokratik gerçeklik yanılgısı
 [Yorum - Didier Billion] Afganistan: Başını kuma gömen devekuşu stratejisi
 [Yorum - Eser Karakaş] İddia olmayan gerçekler
 [Yorum - Dr. Fahrettin Sümer] Afganistan'da çözüm arayışları sürüyor
 [Yorum - Jan Egeland] Haiti'den çıkarmamız gereken ders
 [Yorum - M. Naci Bostancı] Hepimize dokunan o acıklı haberler
 [Yorum - Herkül Millas] Darbe döneminden müdahale dönemine
 [Yorum - Sami Suruş] Türkiye'nin AB yolu içeriden geçiyor
 [Yorum - Prof. Dr. Garip Turunç] Nehir, yeni bir Türkiye'ye doğru akıyor...
 [Yorum - Etyen Mahçupyan] Darbenin rasyonalitesi
 [Yorum - Muhammed Ahmed El Huni] Yemen savaşa ve kaosa değil, kalkınma ve inşaya muhtaç
 [Yorum - Prof. Dr. Onur Bilge Kula] 'Kültür sorunlarımıza' bir başka bakış 2
 [Yorum - Süleyman Seyfi Öğün] Müsademe-i efkardan barika-i hakikati ummak

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2