09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yorumlar
[MHP MKYK Üyesi Doç. Dr. Vedat Bilgin] Ulusalcılık, milliyetçiliğe tehdittir
Doç. Dr. Vedat Bilgin, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi. Modernleşme ve milliyetçilik sorunları üzerine çalışıyor. Milliyetçi Hareket Partisi MKYK üyesi... Kendisiyle son dönemlerde çok tartışılan milliyetçilik üzerine konuştuk.
Milliyetçilik ve demokrasi ilişkisi, Türk milliyetçiliğini resmi milliyetçilikten ayrı tanımlama gayreti ve bu çerçevede tek parti yönetimini ağır bir şekilde eleştirmesi dikkat çekici... Ulusalcılarla milliyetçilerin farklı medeniyet anlayışlarına yönelik vurgu, "Kızıl Elma" rüyası görenleri rahatsız edecek temeldeki bir anlaşmazlığı ortaya koyuyor. Milliyetçiliğin orta sınıfların, ulusalcılığın bürokratik elitlerin ideolojisi olduğu yönündeki tespit ise sosyolojik farklılığı vurguluyor. Ayrımcılığı antidemokratik müdahalelerin bir sonucu olarak gören Bilgin, "Kürt meselesi"nin çözümünü bireysel hakların serbestçe kullanılabildiği Türkiye'nin demokratikleşme projesinde görüyor. Bilgin'in TÜSİAD'a yönelik sert eleştirileri, sadece rapordaki kültürel haklara ilişkin taleplere değil, büyük sermayenin konumuna yönelik "şaşırtıcı" eleştiriler. MHP'nin Devlet Bahçeli döneminde sokaktan uzak duran soğukkanlı politikasını ve MHP'nin yenilenme çalışmalarını destekleyen Bilgin, MHP'nin bu politikasına milliyetçi aydınların gösterdiği reaksiyonu "milliyetçi aydınlar MHP'nin gerisinde" şeklinde değerlendiriyor... Bu fark gözetilerek, MHP'den çok bu milliyetçi aydınlar ve milliyetçi yayın organlarında çıkan yazıların tartışılmasında fayda var. Milliyetçilik tartışmalarında, milliyetçi görüşü temsil eden kişilerde genellikle gözlemlenen entelektüel zafiyet düşünülürse, Vedat Bilgin'in değerlendirmeleri önem kazanıyor. Belki de milliyetçiler arasındaki tartışma, bu konuda oluşan endişeleri aşmaya yardımcı olabilir. Her halükârda milliyetçilik meselesinde siyasi partiler dışında yeni figürlere ve mecralara ihtiyaç var... (muratyilmaz67@yahoo.com)

Vedat Bey, milliyetçilik yükseliş halinde; fakat bu milliyetçilik başka problemleri de beraberinde getiriyor, şiddetle ilgili bir şekilde gündeme gelen milliyetçilik hakkında neler söyleyeceksiniz? Bu manada milliyetçilikleri nasıl tasnif edebilirsiniz?

"Türkiye'de milliyetçilik zaman zaman çok tartışılan bir konudur. Aslında Türkiye'deki milliyetçiliği tanımlarsak, milliyetçiliğin özelliklerini iyi tanımlayıp analiz edersek şiddetle, şiddet olayları ile milliyetçilik arasındaki ilişki kurmanın hangi problemleri taşıdığını daha iyi görebiliriz. Ben Türkiye'de milliyetçiliğin çok yüksek bir düzeyde olduğunu düşünüyorum. Sebepsiz değil bu. Çünkü Türkiye, dünyanın en büyük imparatorluklarından sonuncusunu kaybetti bu topraklar üzerinde. Dolayısıyla Türklerin her zaman kurdukları millî devletle ilgili endişeleri vardır. Büyük bir imparatorluğu kaybetmenin de etkisiyle bu coğrafyada, özellikle de Batı emperyalizminin karşısında sürekli kendilerini bir tehdit içerisinde hissetmektedirler. Bugün imparatorluğu kaybetmenin hatıraları hâlâ çok canlıdır. Bu hassasiyet normaldir. Başka bir sebep de; özellikle ABD ve AB'nin Türkiye ile ilgili taahhütlerini yerine getirmemesi ve bunun ötesinde zaman zaman Türkiye aleyhtarı çevrelere destek vererek, Türkiye'ye haksızlık yapmasıdır. Dolayısıyla Türkiye'de milliyetçilik duygusu, hassasiyeti çok yüksektir. Bu hassasiyetin kaynağı vatana sahip çıkma, Türkiye'nin bağımsızlığı ile ilgili endişelerin yüksek olması ile ilgilidir.

Peki burada milliyetçiliği nasıl tasnif edeceğiz? Menfî ile müspet olanı nasıl ayırabiliriz?

Burada önemli olan nokta milliyetçilik duygusunun, hassasiyetinin Türkiye'nin yaşadığı toplumsal yapı değişmesi sorunları ile iç içe geçen bir süreçte yaşanmasıdır. Bu hassasiyetlerde toplumsal değişme sorunlarının iç içe geçmesi ciddi sorunlar ortaya çıkarıyor. İnsanların yüzlerce yıllık köylü geleneğinin içerisinden modern bir topluma geçmesi ve modern bir kimlik koyma arayışı içerisine girmesidir. Kimlikler modern toplumda birkaç düzeyde inşa edilebilir. Birincisi modern toplumda insanlar birey olacaklar. Oysa eski toplumlarda biliyorsunuz, köylü toplumlarda, cemaat merkezli bir toplum yapısıdır söz konusu olan. Tabii bu cemaatler ve bireyleşme ilişkisi çok ilginç, ciddi toplumsal kırılmaları beraberinde getirecek bir süreçtir. İnsanlar cemaatten bireye geçerken toplumsal kurumlar düzeyinde, desteğinde geçiyor olsalar daha sağlıklı bireysel kimlik inşa etmek ihtimali yüksektir. Fakat eğer toplumun modernleşme düzeyleri güçsüzse, kalkınmasında, sanayileşmesinde, sermaye birikim biçiminde, kaynaklarında, eğitiminde ciddi sorunlar yaşanıyorsa kurumsal geçişte problemler ortaya çıkacaktır, o zaman insan tek başına bu sorunu nasıl aşacak? Bu aşamada işte kimlik sorunları ortaya çıkıyor.

Türkiye'de bu manada sorunlar aşılamamış mıdır?

RÖPORTAJ: DR. MURAT YILMAZ
06 Şubat 2007, Salı

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
YorumlarBölümündeki Diğer Başlıklar
 [Yorum - Sinan Oğan] Ermenistan, diasporaya 'Ülkeyi satmadık' mesajı veriyor
 [Yorum - Alin Ozinian] Türkiye, Ermenistan sınırının açılmasını istiyor mu?
 [Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Türkiye'de yerli çözüm mümkün mü?
 [Yorum - Dr. Ümit Kardaş] Hakiki bir cumhuriyet hakiki bir demokrasi için
 [Yorum - Hilmi Yavuz] 'Sol-Ulusalcı' faşizmin tarihsel kökenleri üzerine bir deneme
 [Yorum - Nevzat Bayhan] Hâlâ 'yoz'laşmak istiyor muyuz?
 [Yorum - Muhammed Celal Numan] İKT'nin düşünce kuruluşları açılımı
 EMASYA sonrası da önemli
 Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı2
 Yerli ve yabancı oryantalistlerin göremediği...
 [Yorum - Atilla Yayla] Kahraman bakkal süpermarkete karşı mı?
 [ABD 1933] Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı1
 [Yorum - Doç. Dr. Hamza Al] Askerin politik ve bürokratik gerçeklik yanılgısı
 [Yorum - Didier Billion] Afganistan: Başını kuma gömen devekuşu stratejisi
 [Yorum - Eser Karakaş] İddia olmayan gerçekler
 [Yorum - Dr. Fahrettin Sümer] Afganistan'da çözüm arayışları sürüyor
 [Yorum - Jan Egeland] Haiti'den çıkarmamız gereken ders
 [Yorum - M. Naci Bostancı] Hepimize dokunan o acıklı haberler
 [Yorum - Herkül Millas] Darbe döneminden müdahale dönemine
 [Yorum - Sami Suruş] Türkiye'nin AB yolu içeriden geçiyor
 [Yorum - Prof. Dr. Garip Turunç] Nehir, yeni bir Türkiye'ye doğru akıyor...
 [Yorum - Etyen Mahçupyan] Darbenin rasyonalitesi
 [Yorum - Muhammed Ahmed El Huni] Yemen savaşa ve kaosa değil, kalkınma ve inşaya muhtaç
 [Yorum - Prof. Dr. Onur Bilge Kula] 'Kültür sorunlarımıza' bir başka bakış 2
 [Yorum - Süleyman Seyfi Öğün] Müsademe-i efkardan barika-i hakikati ummak

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2