Dost Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği (Dost-Der) tarafından düzenlenen ''Türkiye'de Hukuk Dışı Yapılanmalar'' konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Cumhuriyet Eski Savcısı Gültekin Avcı, Türkiye'deki laiklik kavramı, istihbarat yelpazelerinin durumu ve Genelkurmay'ın çalışmaları konusunda önemli açıklamalar yaptı.
Avcı, devletin, dinin tekamülü ve ibadet özgürlüğünün rahatça yerine getirilmesi için vatandaşlara imkan sağlaması gerektiğini söyledi. Buna rağmen Cumhuriyet'in ilanından bugüne kadar devlete bağlı din anlayışı anlayışının hakim olduğu Türkiye'de, devletin, dine bağlı ne kadar hayat sahası tanımışsa dinin o kadar tekamül ettiğini belirten eski savcı, Türkiye'de laikliğin hiçbir zaman olmadığını savundu.
Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda ulusal güvenlik konsepti ve istihbarat yelpazesinin Komünizm, Türkçülük, Kürtçülük ve irtica olmak üzere 4 unsur üzerine oturtulduğunu söyleyen Avcı, Türkiye'de seküler laiklik anlayışı odaklarıyla kişisel din bezirganlarının arkasındaki aktörlerin aynı kişiler olduğunu kaydetti. Laik-İslamcı kutuplaşmasının oluşturulmaya çalışıldığını ileri süren savcı Avcı, laiklik anlayışının temelinin de gerçek manada bir toplum mühendisliği projesi olduğunu ifade etti.
Gültekin Avcı, ''Laiklik, ciddi bir psikolojik harekattır. Aynı zamanda Ortadoğu'daki Osmanlı'dan kalan Müslüman kitlelerin dönüştürülmesinde rol oynayan operasyonlardan birisidir. Din ile devletin birbirinden bağımsızlığıdır. Ama bu noktada devlet, dinin tekamülü ve vatandaşların ibadet özgürlüğünü rahatça yerine getirmesi için imkan sağlamalıdır. Yani laiklik budur. Cumhuriyet'ten bu yana ülkemizde devlete bağlı din anlayışı anlayışı hakim olmuştur. Devlet, dine bağlı ne kadar hayat sahası tanımışsa din o kadar tekamül edebilmiştir. Yani Türkiye'de hiç bir zaman laiklik olmamıştır. Türkiye'de laiklik diye bir anlayış yok. Türkiye'deki anlayış sekülarizasyondur. Adeta resmi dinsizlik dogmasıdır. Laiklik olsaydı bu sıkıntılar olmazdı.'' dedi.
BÜTÜN İHTİLALLERİN ANA SEBEBİ LAİKLİKTİR
28 Şubat müdahalesinin en etkin paradigmasının 'İrtica' adı altında dillendirilen laiklik kaygısı olduğunu dile getiren Gültekin Avcı, Türkiye'deki Laiklik anlayışının adeta Kemalist Nihilizm haline geldiğini ileri sürdü. Mustafa Kemal Atatürk'ün laikliği pek önemsemediğini vurgulayan Avcı, ''1935'e kadar Mustafa Kemal'in ağzından laiklik sözü çıkmamış. 1937'de dikte edilmiş. Demek ki pek önemli görmemiş. Atatürk ilkelerinde laiklik 5. sıradadır. Ama bizim bütün ihtilallerin ana sebebi laikliktir. Cumhurbaşkanı, aynı teraneleri okumakta. Genelkurmay bürokrasisi tüm ufkunu buna göre kurmuş, ulusalcılar da hayati idamesini buna bağlamış. Biz laikliği nasıl anlamışız? Din sadece ahiret işlerini düzenlesin. Dünya hayatı da ukala gazeteci ve bürokratlara bırakılsın. Ülkemizdeki din ve laiklik anlayışı bu kadar.'' diye konuştu.
"ATATÜRK İLKELERİ DİYE BİR ŞEY YOKTUR"
Türkiye'de laiklik anlayışının oluşmasında Atatürk'ün, 'Bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi'nin ana programıdır. Fakat bu prensipler, gökten indirildiği sanılan kitapların dogmaları ile asla bir tutulmamalıdır. Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan alıyoruz.' şeklindeki sözünün ve ruhun öneminin büyük olduğu açıklamasında bulunan Gültekin Avcı, Atatürk ilkelerinin olmadığını savundu. Avcı, ''Atatürk'ten sonra Recep Peker diye bir Başbakan iktidardaydı. Peker, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın birtakım görüşlerini daha çok Sovyet Komünizmi, Alman Nazizmi ve İtalyan Faşizmi ile kaynaştırarak 6 ok denilen prensipleri ortaya koymuştur. Atatürk'ün böyle ilkeleri yoktur. Atatürk ilkeleri yoktur. Bu 6 ok, maalesef millete yıllardır dikte edilmiştir.'' şeklinde konuştu.
'HALİFELİK KALDIRILMASAYDI, TÜRKİYE BUGÜN KÜRESEL AKTÖRLER ARASINDAYDI'
Halifeliğin kaldırılmasını düşünülmeden yapılmış hatalı bir devrim olarak gördüğünü anlatan eski savcı, ''Çünkü halifelik, İslam dünyasının yapısını ve liderliğini bize getiriyordu. Büyük bir İslam devleti imajımız vardı. İngilizler, halifeliğin kaldırılması için ısrarcı olmuşlardır. Halifelik sayesinde sembolik de olsa küresel aktörlük söz konusuydu. Halifelik kaldırılmasaydı, Türkiye bugün küresel aktörler arasındaydı. Devrim mantığı ile kaldırılınca stratejik açıdan ciddi bir kayıp olmuştur. İngiltere ve Belçika, sembolik de olsa kraliyettir. Ve küresel aktördür. Halifelik de devam etseydi, Türkiye'de küresel aktördü. Ama bugün, maalesef, bölgesel aktör bile değiliz.'' ifadelerini kullandı.