|
17.Yüzyıldan itibaren Abbasağa ve Vişnezade Mahallelerinin oluşumuyla sırtlara doğru genişledi ve nüfus karmaşası da oluşmaya başladı. Semtin ticari merkezi durumundaki Köyiçi'nde müslümanlar, rumlar, ermeniler ve az sayıda da yahudiler yaşamaktaydı.Kır-kent iç içeliğinin sur içi İstanbul'dan çok daha yoğun olduğu Beşiktaş,18.Yüzyılda da bu özelliğini sürdürdü. Lale Devri ile birlikte İstanbul'da yaşanan toplumsal değişimin 2 ünlü mekanından biri oldu. Cumhuriyet Döneminden sonra şehir planlamasıyla düzenleme getirilen İlçede, ilk imar hareketleri örnekleri görünmektedir.
BEŞİKTAŞ İLÇESİ COĞRAFİ YAPISI
İl topraklarının Avrupa bölümünde yer alır. Doğusundan İstanbul Boğazı, kuzeyinden Sarıyer İlçesi, batısından Şişli İlçesi, güneyinden Beyoğlu İlçesi ile çevrelenmiştir. Yüzölçümü 1520 hektardır. İstanbul Boğazı'nda kıyısının uzunluğu 8375 M olan ilçenin, 23 mahallesi bulunmaktadır.
TİCARİ ÖZELLİKLERİ
İlçe hareketli ve çok canlı bir ticaret hayatına sahiptir.130 bine yakın ufak alışveriş merkezi, 2 bin şirket merkezi, 85 banka şubesi, sermaye piyasasında faaliyet gösteren kuruluşlar,Avrupa standartlarına uygun alış veriş merkezleri ( Akmerkez ) , plazalar ve uluslararası otel işletmeleri yanı sıra, Nobel ve Pfızer ilaç fabrikaları ile yıldız Porselen işletmesiyle ilçe önemli bir işlev görmektedir.
KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ
İlçe, coğrafi konum bakımından kıyı yerleşimleri ve iç yerleşim özelliklerine sahiptir. Boğaz kıyısı olması ve tarihsel dokusu itibari ile sürekli turistik bir gezi yeri görünümündedir. Tiyatro, sinema ve kültür merkezleri sayesinde de sosyokültürel yaşam sürekli hareketlidir. İlçede Belediyemize ait 3 kültür Merkezinde sinema, tiyatro gösterimi yanı sıra panel ve çeşitli kurslara yönelik çalışmalar da yapılmaktadır. İlçemiz Marmara ve Belediyeler Birliği'nin üyesi olmakla birlikte, aynı zamanda Boğaz'a kıyısı olan diğer ilçelerle birlikte ( Sarıyer, Beykoz, Üsküdar ) İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği'ni kurdu.. Ülkemizin ilk futbol takımlarından olan BJK Spor Kulübü Merkezi de ilçemizdedir.
GÖRÜLECEK, GEZİLECEK ÖNEMLİ TURİSTİK YERLER
Beşiktaş ilçemiz 17.yüzyılda kurulmuş Bizans Osmanlı dönemine başkentlik yapmış, İstanbul'un yöneticilerinin çoğu Beşiktaşta oturmuş, devlet idaresine ait birçok kararlar buradan alınmıştır. Bu vesile ile ilçemizde saraylar, köşkler, müzeler, kasırlar, korular ve yalılar o dönemin nostaljisini yaşatmaktadır. Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Fer'iye Sarayları ve Ihlamur Kasrı bulunmaktadır. Boğaziçinde doğal güzellikleri bozulmadan her mevsim yeşil örtüsünü koruyan Yıldız Korusu, Naile Sultan Korusu, Naciye Sultan Korusu, Vakıf Korusu, Emir Erkayınlar Korusu, Arnavutköy Robert Koleji Korusu, İpar Korusu, Fransız Yetimhanesi Korusu, Kortel Korusu, Ayşe Sultan Korusu, Boğaziçi Üniversitesi Koruları ile kıyıdan 160m. Mesafesi olan Kuruçeşme Adası (Galatasaray Adası yer almaktadır. 18.yüzyıldan itibaren de kıyı yerleşim yerlerinde yapılan yalı ve konaklar da dikkat çekicidir. Dinsel yapılarda da cami, havra, kilise ve sinegogları bir arada gezip görebilirsiniz. Canlı ve zengin bir kültür yaşamına ev sahipliği yapan ilçemizde tiyatro, sinema, alış-veriş merkezleri ve otellerin yan sıra Aşiyan Müzesi, Yıldız Sarayı Müzesi, Deniz Müzesi, Resim ve Heykel Müzesi ve Şehir Müzesi gezilebilecek yerler arasındadır.
ANTİK DÖNEM
Antik dönemde, Boğaz'ın iki yakasında uzanan kıyı şeridi sık ormanla kaplıydı. Eğer buralarda bir zamanlar patikalar ya da yollar mevcutsa bile bunlar çok dar ve elverişsiz olmalıdırlar. Ulaşım muhtemelen kayıklarla, sallarla yapılıyordu. İç bölgelerde var olduğu düşünülen yerleşim birimleri hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Bugünkü Beşiktaş'ın en güney noktasını Dolmabahçe Sarayı oluşturur. Burası adından da anlaşıldığı gibi, Osmanlı Döneminde denizin doldurulmasıyla elde edilmiş bir alandır. Bizantion'lu Dionisios'un Pentekontorikon adıyla andığı bir yer vardır ki Dionisios'a göre burada Pentekontoros'lar (elli kürekli gemi) demirlerdi. Dolmabahçe'nin eskiden koy olduğu düşünülürse, Pentekontorikon mevkii burası olabilir. Dionisios'a göre Peııtekontorikon'uıı yakınında "İskitli'nin Köyü" diye anılan bir yerleşim yeri vardı. Tauros (boğa) adıyla anılan bu İskit'li, İskit ülkesinden (bugünkü Ukrayna) kalkıp, Girit Kralı Minos'un karıs Pasifae'yi baştan çıkarmaya giderken, burada konaklamıştır. Dionisios'un bu öyküsü açıkça Yunan mitolojisindeki bir efsanenin daha akılcı bir versiyonudur. Bu efsaneye göre deniz tanrısı Poseidon, Girit Kralı Minos'a kurban edilmek üzere beyaz bir boğa gönderir. Kralın kurban etmek yerine boğayı beslediğini görünce de ceza olarak karısı Pasifae'nin boğaya âşık olmasını sağlar ve bu birleşmeden yarı hayvan yarı insan mitolojik bir canavar olan Minotaurus (Minos'un Boğası) doğar. Dionisios'a göre bu köyün kuzeyinde İasonion adlı bir başka yer vardı. Apollo adına yapılmış bir sunak bulunan bu yere adını veren İason, efsaneye göre Teselya'daki İolkos kralı Aison'un oğludur. Karadeniz'deki efsanevi Altın Postu getirmesi koşuluyla, babasının tahtını geri almak üzere Pelias'tan söz alan İason, Altın Postu bulmaya giden Argonotlar'ın lideri olarak çıktığı sefer sırasında Beşiktaş bölgesinde demirlemişti.
|