09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yorumlar
[Yorum - Mümtaz'er Türköne] 'Vatan satan politikacılar'
Yüzündeki saf, gözlerindeki şaşkın ifade sözlerine derin bir etki kazandırıyordu genç kızın, karşısındaki sade vatandaşa şu soruyu sorarken: "Türkiye'yi satan bir partiyi nasıl desteklersiniz?"

Yüz ifadesinden kelimelerin vurgusuna kadar her şey katıksız bir samimiyete eşlik ediyordu. Bu samimiyete itiraz edip tartışmaya girmek; bir mantık ve muhakeme kapısı aralamak neredeyse imkânsızdı. Üstelik genç kız doğru söylüyordu. Hükümet partisi gerçekten ülkeyi satıyordu. En son Petkim'i satmıştı. Öncesinde birçok banka yabancıların eline geçmişti. Bırakın sermaye ve sanayiyi, ülke toprakları bile yabancılara satılıyordu. İngilizler ve Almanlar, Anadolu'nun güneyinde çok sayıda gayrimenkul edinmişti. Hatta İsrail vatandaşı Yahudiler, GAP bölgesinde geniş tarım arazileri satın alıyorlardı. Tevrat'ta bahsedilen "Arz-ı Mevûd" (Vadedilen topraklar) bu yolla hayat buluyordu.

Evet, "AK Parti'ye nasıl oy verirsiniz?" "Vatanı satan politikacılara nasıl destek olursunuz?" Üstelik böyle bir partiye verilen destek % 40'larda seyrediyorsa, halk aldatılmış; dolayısıyla vatan sahipsiz demektir. Yüksek bir vazife şuuru içinde sağa sola koşturup "tehlikenin farkında mısınız?" diye herkese sormanız gerekmez mi? Seçim atmosferi ile zirveye çıkan bu korkuları, endişeleri nasıl izale edeceksiniz? Aklı başında bir parti lideri, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin başı olan Başbakan'ı "terörist" olmakla itham ediyorsa, hukuk devletinin sınırları içinde terörle mücadelenin imkânı kalmış mıdır artık? Bir diğeri yine iktidar partisini terör örgütünün "işbirlikçisi" ilan edince, vatan toprağı satmaktan daha ağır bir durum yok mu ortada? Mazot fiyatını "1 YTL"ye indirmekten, ÖSS sınavını kaldırmaktan farklı bir düzlemdeyiz. İkisine de popülizm, ikisine de demagoji diyebilirsiniz; ama ciddi bir fark var arada. Sadece beceriksiz, yeteneksiz politikacılarla değil; aynı zamanda vatan hainleriyle, işbirlikçilerle karşı karşıyayız.

Verebileceğiniz cevaplar, Necmettin Erbakan'ın geçtiğimiz gün bir "laikçi" kanalda canlı verilen Saadet Partisi mitingindeki konuşması gibi olabilir ancak. Seksenlik cin politikacı, yaratıcı benzetmelerle anlatıyor meramını ve şöyle diyor: "Bu Yahudilerin her birini dünyanın ilçelerine kaymakam tayin etseniz sayıları yetmez." Erbakan, bu kadar az sayı ile dünyayı yöneten şer güçlerin vahim tablosunu çıkartıyor bu benzetme ile. Biz de küçücük İsrail'in elindeki nüfusa bile sahip çıkamazken Tel Aviv'den Harran'a kadar uzanan geniş topraklara yerleştirecek nüfusu nereden bulacağını sorabiliriz; "vatan toprağı satılıyor" diye ortalığı yıkanlara.

Bir ülke kaça satılır?

Mesele AK Parti ile muhalefet partileri arasındaki rekabetin zıvanadan çıkması; yoksa tartışılan, polemiğe konu olan sorunların kendisi değil. Siyasetin dilinde, üslubunda, yönteminde bir sorun var. Bu sorun demokratik rekabeti ülke için, hepimiz için tüketici ve yıpratıcı dar bir alana kilitliyor. Öyle bir kilitlenme ki artık susup, yumruk yumruğa girmemiz lazım birbirimize. Veya ortalıkta bu kadar hain, bu kadar satılmış olduğuna göre elimize silahı alıp dağa çıkmalı, bağımsızlık savaşı başlatmalıyız. Üstelik hainlerin ezici bir çoğunluğu temsil ettiğini; demokrasinin de ihanete fırsatlar sunduğunu bilerek. Veya bambaşka bir şey yapıp bu "ihanet edebiyatı" ile neler kaybettiğimizi hatırlayabiliriz. İhanet elbette var; üstelik her devirde; kimsenin itiraz etmeyeceği biçimde. Tarih bize gösteriyor ki, durduğu yerde kimse ihanet etmiyor; her ihanetin bir sebebi, bir gerekçesi bulunuyor. Çoğu zaman da çevresindekilere hain diye bağıranlar, gerçekte büyük bir ihanet içinde ülkelerine zarar veriyor.

Girit'te 1866'da başlayan ikinci büyük isyan devam etmektedir. Düvel-i Muazzama'nın burnu bu isyanın içindedir. Tanzimat'ın büyük isimlerinden Keçecizade Fuad Paşa, Fransa İmparatoru III. Napolyon ile konuşmaktadır. İmparator, küstah bir eda ile sorar: "Girit'i bize kaça satarsınız?" Paşa, selis Fransızcası ile şu kısa cevabı verir: "Aldığımız fiyata." Girit, Osmanlı'nın fethettiği topraklar arasında en çok kan dökülerek alınmış; yani çok ağır bedeller ödenerek kazanılmış bir toprak parçasıdır.

Dönemin "vatansever"leri, Cumhuriyet'in anti-emperyalist sağcıları ve solcuları içlerinde Fuad Paşa'nın da yer aldığı Tanzimat devlet adamlarını "hain" olarak nitelerler. Bu diplomat paşaların sefaretlerden aldıkları talimatlarla hareket eden şahsiyet ve ahlâk yoksunu kişiler olduklarını ileri sürerler. Halbuki 19. asırda kendi ordusu ile güvenliğini sağlayamayan Osmanlı Devleti, hainleri bir kenara bırakın, beceriksiz devlet adamları tarafından bile üstesinden gelinemeyecek zor şartlardan geçmektedir. Hain olarak nitelenen o dönemin diplomasi dehaları, ülkeyi çok büyük badirelerden geçirmişlerdir. Tarihimizde adının önüne "hain" unvanı konulan bir donanma komutanımız da var: Hain Ahmet Paşa. 1839 yılında II. Mahmud'un vefatı üzerine sadaret mührünü ele geçiren Hüsrev Paşa'dan korkarak, yani siyasî sebeplerle donanmanın tamamını savaş halinde olduğumuz Kavalalı Mehmet Paşa'ya teslim ettiği için bu unvan ile anılmaktadır.

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE
17 Temmuz 2007, Salı

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
Yazarın Diğer Yorumları
 11.07.2007 - [Yorum - Mümtaz'er Türköne] Türk Baasçılığının yeni sentez arayışları
 03.06.2007 - [Yorum - Mümtaz'er Türköne] Rutin dışına çıkan yargı
 17.05.2007 - [Yorum - Mümtaz'er Türköne] Millî iradenin seçim sınavı
 03.05.2007 - [Yorum - MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE] Sivil darbeciler!
 11.04.2007 - [Yorum - Mümtaz'er Türköne] Rant ekonomisinin ideolojisi olarak laikçilik
 20.03.2007 - [Yorum - Mümtaz'er Türköne] Baykal'ın hesabı ne kadar doğru?
 28.02.2007 - [Yorum - Mümtaz'er Türköne] 28 Şubatın İdeolojisi: Türk usulü nasyonal sosyalizm
 05.02.2007 - [Yorum - Mümtaz'er Türköne] 301 "Su akar, Türk bakar"
 27.01.2007 - Hrant Dink için şiir yazdım
 04.01.2007 - [Yorum - Mümtaz'er Türköne] Yeni cumhurbaşkanı ile demokrasi kemâle ulaşır mı?
YorumlarBölümündeki Diğer Başlıklar
 [Yorum - Sinan Oğan] Ermenistan, diasporaya 'Ülkeyi satmadık' mesajı veriyor
 [Yorum - Alin Ozinian] Türkiye, Ermenistan sınırının açılmasını istiyor mu?
 [Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Türkiye'de yerli çözüm mümkün mü?
 [Yorum - Dr. Ümit Kardaş] Hakiki bir cumhuriyet hakiki bir demokrasi için
 [Yorum - Hilmi Yavuz] 'Sol-Ulusalcı' faşizmin tarihsel kökenleri üzerine bir deneme
 [Yorum - Nevzat Bayhan] Hâlâ 'yoz'laşmak istiyor muyuz?
 [Yorum - Muhammed Celal Numan] İKT'nin düşünce kuruluşları açılımı
 EMASYA sonrası da önemli
 Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı2
 Yerli ve yabancı oryantalistlerin göremediği...
 [Yorum - Atilla Yayla] Kahraman bakkal süpermarkete karşı mı?
 [ABD 1933] Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı1
 [Yorum - Doç. Dr. Hamza Al] Askerin politik ve bürokratik gerçeklik yanılgısı
 [Yorum - Didier Billion] Afganistan: Başını kuma gömen devekuşu stratejisi
 [Yorum - Eser Karakaş] İddia olmayan gerçekler
 [Yorum - Dr. Fahrettin Sümer] Afganistan'da çözüm arayışları sürüyor
 [Yorum - Jan Egeland] Haiti'den çıkarmamız gereken ders
 [Yorum - M. Naci Bostancı] Hepimize dokunan o acıklı haberler
 [Yorum - Herkül Millas] Darbe döneminden müdahale dönemine
 [Yorum - Sami Suruş] Türkiye'nin AB yolu içeriden geçiyor
 [Yorum - Prof. Dr. Garip Turunç] Nehir, yeni bir Türkiye'ye doğru akıyor...
 [Yorum - Etyen Mahçupyan] Darbenin rasyonalitesi
 [Yorum - Muhammed Ahmed El Huni] Yemen savaşa ve kaosa değil, kalkınma ve inşaya muhtaç
 [Yorum - Prof. Dr. Onur Bilge Kula] 'Kültür sorunlarımıza' bir başka bakış 2
 [Yorum - Süleyman Seyfi Öğün] Müsademe-i efkardan barika-i hakikati ummak

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge3