|
Avrupa Hunları ile ilişkilendiriyorlar kendilerini. Ülkede en fazla kullanılan erkek isimlerinden birisi de Attila... Hunların unutulmaz hakanı Attila gibi. Osmanlı dönemindeki etkileşim de cabası tabii. Budapeşte (Budin), Kanuni, Tuna Nehri, Estergon gibi ortak isimler var aramızda. Bütün bunlar Türklerle Macarların benzeşmesiyle ilgili; ama Macaristan denilince sıradan bir futbolsever için akan sular durur. Çünkü futbol romantiklerinin son kalelerinden birisidir Macaristan; mazide kalmış bir dost ismi gibidir.
Yeni nesil, Macaristan'ı hayal meyal 1994 ve 95 Eylül'ündeki maçlardan hatırlayabilir. Kalelerinde o sıralar Gençlerbirliği'nde de oynayan Petry vardı; orada 2-2 berabere kalıp İstanbul'da 2-0 yenmiştik. Kiprich ve Halmai akılda kalan isimlerdi. Biraz daha eskiler en son arz-ı endam eyledikleri Meksika 1986'yı hatırlayabilirler. Detari, ön plana çıkan isimdi. Nitekim, son 21 yıldır milli takım ya da kulüp takımı bazında beynelmilel piyasada yoklar Macarlar. Ülkemizde ise bu süreçte Petry'nin dışında Vanspor'da İstvan Hammar; Malatyaspor ve Erciyesspor'da da rot-balans çağrışımlı Toth Balazs forma giymişti Macarları temsilen. F.Bahçe'yi şampiyon yapan Mezsölly ve Beşiktaş'ın ilk yabancıları olan Szalay ve Kuzman gibi isimler de ihmal edilmemeli. Bir de onca hezimetin arasında unutulmaz Macar zaferi efsanesi... Macaristan Milli Takımı tam bir istikrarsızlık abidesi -ki halen isminin bir karizması var bu takımın. Nitekim, bizim grupta da Bosna'yı iki kere yenip Malta'ya yenilebiliyorlar.
Puskas'ı unutmak mümkün mü?
Teşbihte hata olmaz derler, bence Macarlar dünya futbolunun Eskişehirspor'u sayılır. Bir zamanlar dünyayı dize getirip iki kere de Dünya Kupası finali oynamış, Puskas, Kocsis, Hidekuti, Czibor, Bozsik gibi unutulmaz yıldızlar yetiştirmiş bir takım Macaristan. Tıpkı 70'li yıllarda Fethi'li, Ender'li, Nihat'lı kadrosuyla Türkiye liglerini sallamış; ama yıkamamış olan Es-Es gibi. Özellikle 1954'te kaybettikleri Dünya Kupası finali adeta bir futbol mucizesidir. Grupta çok farklı yendikleri Almanlara, üstelik ilk 10 dakikada 2-0 öne geçtikleri finalde 3-2 kaybetmiştir Macarlar. Altın kafa Kocsis'in krallığı ise bir tesellidir ancak. Pele, Maradona, Di Stefano ve Cruyff ile birlikte dünyanın en iyi 5 futbolcusundan birisi kabul edilen ve geçtiğimiz aylarda vefat eden Ferenc Puskas ise Macar futbolunun medar-ı iftiharıdır. Puskas halen Şampiyonlar Ligi'nin en golcü oyuncuları arasında yer almaktadır ve aynı zamanda da bir Real Madrid efsanesidir. Macaristan Milli Takımı için 84 maçta 83 gol, Macar ve İspanya liglerinde 533 maçta 511 gol atmıştır. Bu isimlerin dışında Florian Albert, Zsengeller ve son dönem yıldızları Detari ve Kiss de önemli isimlerdir.
MTK ile Avrupa kupalarında final de oynayan Macar futbolunda Honved ve Ferencvaros da Avrupa'nın kalburüstü -bugünkü bir O.Lyon, bir İnter bir Valencia mesela- takımları arasında yer alırdı. Rusya'yı 12-0; Fransa'yı 13-1; Arnavutluk'u ise 12-0 yenmişlerdi. Uzun yıllar hiç yenilmedikleri gibi İngiltere'ye karşı Ada'da 6-3'lük unutulmaz bir zafer de kazanmışlardı. Üstelik bir de 7-1'leri vardır yine aynı rakibe karşı.
Macar futbolu için günümüzde çok da iyi şeyler söylenemez. Ülkenin belli bir futbol kültürü var elbette; ancak mazinin o muhteşem hatıraları altında eziliyorlar. Benfica'da oynarken saha içinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Miklos Feher'e epey bir umut bağlamışlardı. Lothar Matheauss'un teknik direktörlüğüne de öyle; ama hiçbirisi olmadı. Zoltan Gera ve Dardai, yurtdışında belli bir standartta oynayan oyuncuları. Macar futbol folklorünün günümüzdeki en ilgi çekici siması ise hiç kuşku yok ki kaleci Gabor Kiraly. Hertha Berlin'den de hatırlayabileceğimiz Kiraly'yi bilenler bilir, bütün profesyonel hayatı boyunca hep aynı tarz ve aynı renk eşofmanla çıkmış bütün maçlara. Sanki bizim Mahmutpaşa Pazarı pijaması gibi bir şey! ZAMAN
|