09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 
Ramazan 2007
Bütün Müslümanların oruç tuttuğunu bilmenin güzelliğini yaşıyoruz
Sanatçı Ertuğrul Erkişi, Ramazan'ın manevi atmosferinin tüm ülkemizi ve dünyayı sarmasının kendisini heyecanlandırdığını söylüyor. Ancak Erkişi'nin, kurdukları çadırlarla toplumsal kaynaşmayı sağlayan yerel yönetimlerden bir isteği var: Programların daha kaliteli ve Ramazan'ın ruhuna uygun olması.

İlk orucunuzu hatırlıyor musunuz?

İlk orucumu ilkokula başlarken tuttum. Çorum'da köyümüzde idik. Ramazan yaz aylarına denk geliyordu. Dedemle akşamları teravih namazına giderdik. Belki de çocukları namaza çekme adına, namaz sonrası çocuklara lokum ikram edilirdi. Bir külahta üç lokum olurdu. Bunu hiç unutmuyorum. İftar geç vakitte olduğu için günün son kısmını uykuda geçirirdim. Büyük bir heyecanla camın önünde ezan beklerdim. Ailemle beraber tam bir tören havası içinde heyecanla yaşardık Ramazanı. Yarım gün oruç tuttuğumu hatırlamıyorum; çünkü bozmak zoruma giderdi. Hep tam gün tutardım.

Oruç tutmak temponuzu nasıl etkiliyor?

Çok etkilemiyor; çünkü programlarımız genellikle iftardan sonra oluyor. Gündüz programları olsa bile fazla zorlamıyor.

Ramazan'a özel âdetleriniz var mı?

Ramazan bizim için aynı zamanda çalışma zamanı. Çok fazla ziyaret etme ve gezme fırsatı bulamıyoruz. Gittiğimiz illerde dostlarımız götürüyor manevi büyüklerin mekanlarına. Fırsat buldukça Eyüp'e gidiyoruz. Namaz kılmak için. En çok iftar açmayı sevdiğim mekan, sade Osmanlı otantik mekanları. Anadolu işi yemek yapan yerleri seviyorum. Arkadaşlarımızla ve aile dostlarımızla birlikte oluyoruz bazen. Özellikle akrabalarla, ailemizle iftar etmek ayrı bir zevk.

Nerede o eski Ramazanlar, diyor musunuz?

Demiyorum çünkü çocukluğuma göre şimdiki Ramazanların ibadet havasını daha çok hissettirdiğini gözlemliyorum. Özellikle İstanbul'da işten çıkıyorsunuz, trafik yoğunluğundan eve iftara yetişemeyecekseniz meydanlarda kurulmuş iftar çadırları imdadınıza yetişiyor. İftar edecek durumu olmayan insanlar için çok güzel bir imkan bu. Yerel yönetimler tarafından bu şekilde her yaş grubundan ve sosyal çevreden insanın bir araya geldiği ortamların oluşturulması çok güzel bir şey. Nasıl cami insanları bir araya getiriyorsa, çadırlar da iftar sevincinin, bereketinin paylaşıldığı yerler oldu. Ancak, Ramazan programlarında seçilen sanatçılara biraz daha dikkat edilirse bu ortamların daha da güzelleşeceğine inanıyorum. Bugünkü uygulamalara dejenerasyon diyenler var; ama asıl dejenerasyon daha eskiden yapılan 'Direkler arası' denilen eski "Ramazan Eğlencesi" (!) kültüründe vardı. Şimdi daha çok aslına döndü.

Oruç tutmak ruh halinizi nasıl etkiliyor?

Sene içinde yıprandığımız, tabiri caizse cepten harcadığımız zamanlar var. Bu yüzden Ramazan'ı yenilenme, kendine gelme fırsatı olarak değerlendiriyorum. Mümkün olduğu kadar Ramazan'ın uhrevi atmosferine katılmaya, ayrıcalığını içimde hissetmeye çalışıyorum.

Ramazan'dan sonra da hiç değişmese dediğiniz şeyler var mı?

Keşke Ramazan daha uzun sürse diyorum. Teravih namazlarından sonra Ramazan'ın ilk 15 günü 'Hoş geldin ya şehr-i Ramazan', 15. günden sonra 'Elveda ya şehr-i Ramazan' diyoruz. Ramazan'a elveda demek bana hüzün veriyor. Keşke daha uzun sürse bu hallerimiz. Ramazan'dan sonra oruç tutsanız bile o hoşluğu hissedemiyoruz. Mübarek ayın insana verdiği farklı bir hal var. Bu zannediyorum, toplu halde ibadet etmenin, bütün Müslümanların oruç tuttuğunu hissetmenin verdiği bir güzellik. ZAMAN

Şemsinur Özdemir
24 Eylül 2007, Pazartesi
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2