09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yorumlar
[Yorum - Alev Alatlı] 'Mahalle baskısı' deveyse...
Evet, bir zamanlar, yarım asır kadar önce bir zamanlar, eteği açılan yeni yetme kızları "adam gibi otur, başımızı derde sokma!" diye uyaran abiler vardı.

Yaşlı teyzelerin, "oğlum, bana bir ekmek alıver" diyerekten bakkala gönderiverdikleri, yaşlı amcalar yanlarından geçip giderlerken sigaralarını saklayan, yabancı konuklara gidecekleri adrese kadar refakat etmeyi görev sayan abiler. Hırsızların peşinden seyirten, komşularına sahip çıkan abiler. Kolluk kuvvetlerinin "polis amca", izne çıkan erlerin "asker abi" oldukları zamanlar. Okula yayan yürünen zamanlar. Hocaların vurdukları yerde güllerin bittikleri zamanlar. Bayram hediyesinin mendil olduğu, oyuncaksız zamanlar. "Deli saraylı" Fitnat Hanım'ın son deliliğinin, imamın oğlunun haylazlığının dile düştüğü zamanlar. Kapı komşu Rum, Yahudi ya da Ermeni ailesiyle keyifsiz olmayan bir tecessüsle ilişki kurulduğu zamanlar. Kapı komşu subay ailesinin tayininin çıkmasının sohbet malzemesi olduğu zamanlar. Hanımlardan "hanım," beylerden "beyefendi" gibi davranmalarının istendiği zamanlar. "Hanım"sız, "bey"siz, "hanımefendi"siz, "abi"siz, "amca"sız, "yenge"siz, "efendim"siz konuşulmadığı zamanlar. "Arz ederim"in, "estağfurullah"sız bırakılmadığı zamanlar. Büyükler konuşurlarken çocukların susmaları beklenen zamanlar. "Arsız" çocukların kulaklarının çekilmesinde sakınca görülmeyen zamanlar. Tek çocukta kalmanın yanlış olduğuna inanılan zamanlar. Çocuksuzluğun acıma uyandırdığı zamanlar Büyüklerin çocuklarınkinden ayrı bir yaşamları olduğunun teslim edildiği zamanlar. Çocukların her yerde görülmedikleri zamanlar.

Terk ettiğimiz o güzel hasletler

Küfrün yüz kızarttığı zamanlar. Latifeye latif gerektiğinin düşünüldüğü, küfrün mizahtan sayılmadığı zamanlar. El yazısının inciliğinin, doğru noktalamanın prim yaptığı zamanlar. Öğretmenlerin ellerinin öpüldüğü zamanlar. Her onbeşlikten üçünün "şiir" yazdığı; Yahya Kemal'in, Nazım Hikmet'in dizelerinin ezbere bilindiği zamanlar. Tek radyonun uzun dalga "Ankara" radyosu, "tek" gazetenin "Cumhuriyet" olduğu zamanlar. Yurtdışını hariciyecilerden başka kimsenin görmediği zamanlar. Yabancı dil bilenin parmakla gösterildiği zamanlar. Kambiyo, kur, enflasyon gibi kelimelerin evlerden uzak durdukları zamanlar.

Erkeğin evin mutlak reisi olduğu zamanlar. Aile içi kavgaların, karakola taşınmadığı zamanlar. Babanın ailesini tek başına geçindirmesinin beklendiği zamanlar. Askerlik, şoförlük, polislik, profesyonel sporculuk gibi mesleklerin erkeklere özgü oldukları zamanlar. Annenin tüm mesaisini ailesine adamasının beklendiği zamanlar. Ev işlerinin sadece kadınların sorumluluğunda olduğu zamanlar. Kadınların kocalarından "beyim" diye bahsettikleri zamanlar. Sokak giysilerinin evde, ev giysilerinin sokakta giyilmediği zamanlar. Erkeklerde uzun saçın kuşku uyandırdığı, eşcinsellerden hazedilmediği zamanlar. Erkeklerin öğle yemeklerini evlerinde yedikleri zamanlar. Yemeklerin ailecek yendiği zamanlar. Çayın yanında ev kurabiyesi değilse, kenarları tırıklı pötibör bisküvisinin çıkarıldığı zamanlar. Şarap ve rakı şişelerinin mahalle bakkalının raflarında toz bağladığı, evde bulunması muhtemel tek alkollü içkinin "bayram likörü" olduğu zamanlar.

Bir yastıkta kocamanın kural olduğu, boşanmanın kuşku uyandırdığı zamanlar. Nikâh memurlarının "..hastalıkta, sağlıkta..." şeklindeki kilise nikâhı formülüne öykünmedikleri zamanlar. Evlilik dışı birlikteliklerin "günah" sayıldığı zamanlar. Evlilik dışı "birliktelik" yaşayanların toplumdışı edildikleri zamanlar. Evlilik dışı çocukların kabul görmedikleri zamanlar. Beyaz gelinliğin bakirelere özgü olduğu zamanlar. Evlenme cüzdanı göstermeksizin otellerde aynı odanın paylaşılamadığı zamanlar. "Sevgili" kelimesinin aziz tutulduğu zamanlar. Metres hayatı yaşamanın aşağılık sayıldığı zamanlar. Anne-babaların çocuklarının "arkadaşları" değil, "ebeveynleri" oldukları zamanlar. Genç kızların geceleri sokakta bir başına gezmedikleri zamanlar. Kızların "sevgili"lerinin varlığının duyulmazdan geldiği zamanlar.

Hamileliğin mahremiyetten sayıldığı zamanlar. Herkesin önünde emzirmenin yakışıksız olduğu zamanlar. Kamuya ait alanlarda ve medyada çıplaklığın ayıp sayıldığı zamanlar. Saçların, beyazları kapatmak için sadece kendi rengine boyandığı zamanlar. Giysilerin yazısız, markaların giysilerin içinde saklı olduğu zamanlar. İç çamaşırlarının gözlerden uzakta kurutulduğu zamanlar. Kadın pedlerinin, prezervatiflerin açıkta satılmadığı zamanlar. Kadınların ortalık yerde göbek atmadıkları zamanlar. Kadınların sevdikleri şarkıcıları oturdukları yerden dinledikleri zamanlar. Sahneye fırlamanın, şarkıcıyı öpmeye kalkışmanın düşünülemez olduğu zamanlar. "Hayat kadınları"nın saçlarının oksijen sarısından tanındığı, örtülü türlerine rastlanmadığı zamanlar. Büyüklere ve yabancılara "siz" diye hitap edildiği zamanlar. Sunucuların birbirlerini ilk isimleriyle çağırmadıkları, işyerlerinde "hanım, bey ya da efendim" sözcüklerinin yasaklanmadığı zamanlar. Pazarcı teyzelerin el örgüsü yeleklerinin altından üzerinde "I'm a sex machine" gibisinden bildiriler yazılı tişörtlerin sırıtmadığı zamanlar. Politikacıların saç ektirmedikleri, miyop gözlerini çizdirmedikleri, imaj-yapımcısı türünden mesleklerin olmadıkları zamanlar. "Üzüm üzüme bakarak kararır", "kızını dövmeyen dizini döver", "işten artmaz dişten artar" türünden atasözleriyle eğitildiğimiz zamanlar. "Haram, helâl ver Allah'ım, çoluk çocuk yer Allah'ım"ın yakarışının "tövbe, estağfirullah"la püskürtüldüğü zamanlar. Sokakta yemek yemenin günah sayıldığı zamanlar. Komşulardan nezaket beklendiği, "ev alma komşu al" düsturunun şiar olduğu zamanlar. "Ekonomik suç" kavramının bilinmediği, istifçiliğin, tefeciliğin, kazıkçılığın yüz kızarttığı zamanlar. Eve sarı zarf getiren postacıdan utanıldığı zamanlar...

ALEV ALATLI
26 Eylül 2007, Çarşamba

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
Yazarın Diğer Yorumları
 22.09.2007 - [YORUM - ALEV ALATLI] Malezyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?
 21.09.2007 - [YORUM- Alev Alatlı] Allah kelâmı değil!..
 12.09.2007 - [YORUM - ALEV ALATLI] Bu defa da biz denetlesek?
 07.09.2007 - [Yorum - Alev Alatlı] Körle yatan...
 28.08.2007 - [Yorum - Alev Alatlı] 'ADL'nin derdi ne? - 2
 27.08.2007 - [Yorum - Alev Alatlı] 'ADL'nin derdi ne? (1)
 18.08.2007 - [Yorum - Alev Alatlı] Dur bir pırtık!
 08.08.2007 - [Yorum - Alev Alatlı] Sağ girdik, sağ çıktık, her şey yerli yerinde!
 24.04.2007 - [Yorum - Alev Alatlı] 'Kale' çapraz giderse...
 21.04.2007 - [Din"in içi nasıl boşaltılır?] Gay-Lesbiyen öğrenci kulübü (2)
YorumlarBölümündeki Diğer Başlıklar
 [Yorum - Sinan Oğan] Ermenistan, diasporaya 'Ülkeyi satmadık' mesajı veriyor
 [Yorum - Alin Ozinian] Türkiye, Ermenistan sınırının açılmasını istiyor mu?
 [Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Türkiye'de yerli çözüm mümkün mü?
 [Yorum - Dr. Ümit Kardaş] Hakiki bir cumhuriyet hakiki bir demokrasi için
 [Yorum - Hilmi Yavuz] 'Sol-Ulusalcı' faşizmin tarihsel kökenleri üzerine bir deneme
 [Yorum - Nevzat Bayhan] Hâlâ 'yoz'laşmak istiyor muyuz?
 [Yorum - Muhammed Celal Numan] İKT'nin düşünce kuruluşları açılımı
 EMASYA sonrası da önemli
 Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı2
 Yerli ve yabancı oryantalistlerin göremediği...
 [Yorum - Atilla Yayla] Kahraman bakkal süpermarkete karşı mı?
 [ABD 1933] Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı1
 [Yorum - Doç. Dr. Hamza Al] Askerin politik ve bürokratik gerçeklik yanılgısı
 [Yorum - Didier Billion] Afganistan: Başını kuma gömen devekuşu stratejisi
 [Yorum - Eser Karakaş] İddia olmayan gerçekler
 [Yorum - Dr. Fahrettin Sümer] Afganistan'da çözüm arayışları sürüyor
 [Yorum - Jan Egeland] Haiti'den çıkarmamız gereken ders
 [Yorum - M. Naci Bostancı] Hepimize dokunan o acıklı haberler
 [Yorum - Herkül Millas] Darbe döneminden müdahale dönemine
 [Yorum - Sami Suruş] Türkiye'nin AB yolu içeriden geçiyor
 [Yorum - Prof. Dr. Garip Turunç] Nehir, yeni bir Türkiye'ye doğru akıyor...
 [Yorum - Etyen Mahçupyan] Darbenin rasyonalitesi
 [Yorum - Muhammed Ahmed El Huni] Yemen savaşa ve kaosa değil, kalkınma ve inşaya muhtaç
 [Yorum - Prof. Dr. Onur Bilge Kula] 'Kültür sorunlarımıza' bir başka bakış 2
 [Yorum - Süleyman Seyfi Öğün] Müsademe-i efkardan barika-i hakikati ummak

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2