|
Kararın ardından Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül resmi bir açıklama yaparak "Komite'nin bu kabul edilmez kararının, geçmişteki benzerleri gibi Türk halkı için hiçbir geçerliliği ve saygınlığı yoktur" dedi. Bu açıklama, kanaatimizce Türkiye'nin bundan sonra ABD'ye karşı ortamı gerecek ve ilişkileri büyük ölçüde etkileyecek somut adımlar atmaktan kaçınacağı anlamına gelmektedir. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında "Bazı politikacılar, sağduyu çağrılarına kulaklarını tıkayarak bir kez daha büyük meseleleri küçük iç politika oyunlarına alet ve feda etme teşebbüsünde bulunmuşlardır'' denilmekte ve bir anlamda tasarının kabulüne karşı tavır koyan ABD yönetimine yumuşak bir mesaj verilmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanı'nın icra makamı olmaması sebebiyle yaptığı açıklamanın yaptırıma yönelik mesajlar içermediği açıktır. Ancak hükümet adına Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da "kınama" ile yetinilmekte ve Ermenistan'ın diyalog kapısı tercihinin doğru bir yaklaşım olacağı belirtilmektedir. Öte yandan ABD'de tasarıya karşı lobi faaliyetlerini yürüten ve Temsilciler Meclisi üyeleriyle temaslarda bulunan Sayın Egemen Bağış da yaptığı açıklamada "karşı oy kullananların sayısının 21'e çıkmasını" memnuniyet verici bulduğunu ve bunun yürüttükleri lobi faaliyetinin bir sonucu olduğunu söylemesi düşündürücüdür. Bu açıklamalar Türkiye'nin Kuzey Irak'a operasyon yapılmasının gündemde olduğu bir ortamda ABD ile ilişkilerinde aşırılıktan ve ilişkileri uzun vadede bozabilecek etkili önlemler içeren bir paketi -en azından tasarının temsilciler meclisinde oylanmasına kadar- gündemine almayacağını göstermektedir. ABD kanadından gelen ve Türkiye'yi somut adımlar atmakta acele etmemesi konusunda uyaran mesajlar da bu bağlamda değerlendirilmelidir. ABD yönetiminin Ermeni Tasarısının Temsilciler Meclisi'nden geçmemesi için ikna çabalarını sürdüreceğini açıklaması da aynı kapıya çıkmaktadır.
Bununla birlikte yapılan açıklamalar, Ermeni tasarısının Amerika'nın gündeminde en az bir ay kalacağı gerçeğini değiştirmemektedir. Bundan sonraki aşamada Ermeni tasarısı hakkında alınan karar bir hafta sonra Temsilciler Meclisi'ne getirilecek ve kasım ortalarında oylanacaktır. Buradan lehte karar çıkması çok daha az bir olasılıktır. Çünkü Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi en baştan itibaren Ermeni lobisi ile birlikte hareket etmekte ve tasarının kabulü için demokrat üyeler üzerinde baskı yapmaktaydı. Dolayısıyla sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısının Temsilciler Meclisi'ne aktarılması ve orada da tasarıya imza koyan 226 üye (218 yeterli olmaktadır) sayesinde kabul edilmesi beklenmektedir.
Tasarıya göre şekillenecek ABD dış politikası
Bu aşamada bu beklentileri boş çıkartmak için, Türkiye'nin kararlı bir şekilde tasarıyı değerlendirmesi, sonuçları hakkında ABD yönetimi ve kamuoyunu bilgilendirmesi büyük önem taşımaktadır. Bazı yorumcular tarafından tasarının bağlayıcı olmadığına vurgu yapılması büyük bir yanılgıdır ve tasarının içeriğinin iyi değerlendirilmediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda tasarının ne içerdiğine iyi bakılmasında yarar vardır. Öncelikle tasarının bir yasa olmaması ve karar tasarısı olması sebebiyle hukuken bağlayıcı olmadığını söylemek, Türkiye için hiçbir sorun yaratmayacağı gibi bir yanlış anlamaya da sebebiyet verebilir. Hâlbuki tasarı ABD Başkanı'na Ermeni soykırımını bir gerçek olduğunu göz önüne alarak ABD dış politikasını yürütmesi çağrısı yapmaktadır. ABD Başkanı'nın 24 Nisan'ı 'Ermeni Soykırımını Anma Günü' olarak ilan etmesini ve her 24 Nisan gününde 1.500.000 Ermeni'nin sistematik ve kasıtlı bir imha politikası sonucu 1915 yılında yok edildiğini belirten bir mesaj yayınlamasını istemektedir. Daha da önemlisi, kabul edilen karar tasarısında, önceki yıllarda Kongre'ye sunulan tasarılardan farklı olarak sözde soykırımdan Türkiye Cumhuriyeti doğrudan sorumlu tutulmaktadır.
Bu maddeler, tasarının Temsilciler Meclisi'nden kabulünden sonra Ermenilerin Türkiye'nin karşısına tazminat ve toprak talepleriyle gelmesinin önünü açmaktadır. Ermeniler aslında Amerika ve Fransa'da sigorta şirketlerine açtıkları davalar ve aldıkları lehte kararlarla söz konusu girişimleri için başka bir cepheden hukuki bir savaş açmış durumdadırlar. Sigorta şirketlerinin uzlaşma yoluyla da olsa Ermeni vakıflarının ve derneklerinin taleplerini kabul ederek ödeme yapması Ermeniler açısından anlamlı bir başarıdır. Kaldı ki, Ermenilerin Fransa'da 2001 yılında önce yaptırım içermeyen bir kanunu parlamentodan geçirttikleri ve geçen yıl da bağlayıcılığı ve yaptırımı olan bir yasayı kabul ettirdiklerini unutmamak gerekir. Yine yaptırım içeren bir sözde Ermeni soykırım tasarısının Belçika Parlamentosu'nda gündeme alınmayı beklediği unutulmamalıdır. Diğer taraftan sözde soykırımı tanıyan tasarının ABD Kongresi'nde kabul edilmesinden sonra diğer bütün dünya ülkelerinin parlamentolarından benzeri karar veya yasaları daha kolay çıkartmalarının mümkün olacağı göz önünde tutulmalıdır. Bu durum, Türk milletinin dünya kamuoyunda soykırım suçunu işleyen yeryüzündeki ikinci millet olarak damgalanmasına yol açacak ve imajı çok kötüleşecektir. Hâlbuki açılan arşivler ve ortaya konan belgeler Türk milletinin haksız ve asılsız bir karalama kampanyasına muhatap olduğunu ortaya koymaktadır. Bu konuda Türk Tarih Kurumu web sayfasına yeterince aydınlatıcı bilgi, belge vs. konulmuştur.
|