|
Ayrıca döviz girdisine, istihdama katkımız çok büyük. İhracatın yüzde 12'sini yaparken ithalat içindeki oranımız sadece yüzde 3,4. Dünyadaki ilk 225 inşaat firması arasında Türk firmalarının sayısı 22. Avrupa'da da en büyük 3. büyük inşaat firması bir Türk şirketi. Küresel düzeyde Türk markalarına sahibiz. Libya'da +50 derecede, Sibirya'da ise -50'de çalışır Türk inşaatçıları. Ben buna 'Delta 100' diyorum. İnşaat malzemeleri konusuna gelince, burada da dünya markası olabilecek kurumlar var. 2007'de dış müteahhitlik gelirimiz 20 milyar dolara ulaşmış. Oysaki çok uzak değil, 2001'de 2,1 milyar dolar kadardı. Bu, bize katma değer getirecektir. Ayrıca Türkiye'yi de kapsayan konularda Avrupa İnşaat Malzemeleri Dernekleri karar veriyorken, onların aldığı kararlara gözlemci olmak yerine aktif olma kararı verdik ve yönetimlerine de girdik."
ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan'ı uzun bir zamandan beri tanıyorum. İnandığı işleri nasıl yaptığını ve bu işleri yaparken başında bulunduğu ODE'yi bir satış şirketinden sanayi kuruluşuna nasıl dönüştürdüğünü de yakından gördüm. Turan'da gördüğüm bir başka şey ise bitip tükenmek bilmeyen üretme tutkusu. Kendisine bu tutkunun kaynağını bugüne değin sormamıştım. Şimdi soruyorum; "Orhan Turan, bütün bu gayreti neden gösteriyor ve nasıl anılmak istiyor?"
"Bu, çok zor bir soru. Bildiğini paylaşan, güler yüzlü, topluma ve çalışanlara yardımcı olan biri olarak anılmak isterim. Bilgiyi paylaşmanın insanı daha zengin kıldığına inanırım. Bence deneyim, tecrübe ve zenginlik tek başına yaşanacak şeyler değil. Kendimi hiç düşünmem. İyi şeyler yaptığıma inandığım için gelecekte de iyi şeylerle anılmak isterim."
Bu cevaplara bakınca Orhan Turan'ın sakin ve uyumlu olduğu varsayılabilir. Bu nedenle hemen "Orhan Turan nasıl bir yöneticidir, onunla çalışmak kolay mıdır?" sorusunu soruyorum; "Benimle çalışmak kolay değildir! Aslında kolay olduğum yönlerim de var. Sürate önem veririm. Kurum olarak esnek bir yapıda olmamız ve şartlara hızlı cevap verebilmemiz en büyük avantajımız. Aceleciyimdir. Bazen çalışanlardan bir şey ister, o daha yerine gitmeden sonucu isterim. Herkesin çok hızlı olmasını beklerim. Zaten ODE'nin başarısında da bu var. En büyük özelliğimiz İngilizce tanımlamayla flexable olmamız. Bu nedenle de ürünlerimizin tamamı 'flex' son ekiyle biter. Rakiplerimiz; İzocam, Dow, BTM, İzotoprak, Sika, YKS, Onduline, Yalteks gibi hepsi de yabancı sermayeli büyük oyuncular olunca bizim de sonuç odaklı ve süratli olmamız gerekiyor."
Orhan Turan'ın bugünkü öncü kişiliğine bakınca bunun geçmişten bugüne taşındığını düşünmeden edemiyor ve soruyorum. Kimsiniz, kimlerdensiniz, nerelisiniz?
"Çocukluğum Elazığ'ın Keban ilçesi Bayındır köyünde geçti. Bugün benimsediğim liderlik tavrını geçmişten bir örnekle açıklayabilirim. Köyde ilkokulda 1, 2, 3 ve 4, 5 olmak üzere iki sınıf vardı. Ben 1-2-3. sınıfın başkanıydım. Öğretmen 3. sınıflara bir şeyler anlatırken ben de 1. sınıflara fasulye dağıtır, hesap yaptırır, yazı yazdırırdım. Kar yağdığı zaman şehirle irtibatı kesilen ve çocukları hasta olduğunda ölen bir köydü benim köyüm. Portakalı ve elmayı senede bir kezden çok yiyemezdik. Babamız rençperdi; ama girişimci bir ruha sahipti ve pek çok Doğulu gibi İstanbul'a iş imkanları aramaya gelmişti. Amcan, sırtında halı satarmış. Babam, amcama birlikte dükkân açmayı teklif etmiş. Amcam kabul etmeyince de kendisi risk almış. İstanbul'a göçümüz ağabeyimin üniversiteyi kazanması nedeniyle olmuş."
Orhan Turan, Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu bir mühendis, ardına Marmara Üniversitesi'nde işletme masterı da yapmış. Turan, 'mutlaka kendi işimi yapmalıyım' diyerek kendisini de öyle donatmış. İşte Turan'ın kariyer, bir anlamda da ODE'nin kuruluş hikâyesi:
"1981 Eylül mezunuyum. İki ay iş bulamayınca strese girdim. ENKA'ya başvurdum ve 1,5 sene çalıştım. Bu 1,5 senede ne öğrendiniz derseniz, kendi işimi yapmam gerektiğini diye cevaplarım." diyen ODE Yönetim Kurulu Başkanı'na, "Çocukluğunuzda maddi sıkıntı yaşadınız mı?" diye soruyorum: "Hayır, ama her zaman bir hedefim vardı. Bugün bu hedef, Türkiye'den küresel bir marka yaratmak biçimine dönüştü. İşe ilk başladığım yıllarda Beşiktaş'ta bir mağaza açıp bir de arabam olsun isterdim. Uluslararası firmaların hantallıklarıyla, yine onların göremediği fırsatları görünce özgüvenim giderek arttı. Çok okurum ve çokuluslu firmaların işi nasıl yaptıklarını öğrenip uygulanabilirlerini firmamıza adapte ederim." diyen Turan, ayrıntıların insanı.
|