Politikanın, kurumun bağımsız karar verme özgürlüğünü zora sokacak bir etki yapmadığını düşünüyor. Fakat kâr etme amacıyla çaba sarf eden insanların davranışlarına sınır getiren, soruşturma açan, trilyonlarca lira ceza kesen kurumun aynı zamanda politik bir işlevi de olduğunu kabul ediyor. Kaldırımcı ile üç saate yakın konuşmamızı özetlerken, demokrasinin olmazsa olmazı rekabetin faziletlerini değil, rekabetsizliğin yansımalarını seçtim. Rekabette pişmanlık uygulamasının müjdesiyle...
Rekabet ihlali, iki kere iki dört kesinliğinde verilebilecek bir karar mıdır?
İki kere iki dört eder gibi cevabı olan özellikle kartellerle ilgili rekabet ihlalleri mevcut. Ancak hakim durumun kötüye kullanılmasıyla ilgili rekabet ihlalleri tüm dünyada tartışma konusu olabilmekte. Mesela Sabah ve Doğan grupları 2001'de birlikte gazete fiyatını belirlemek, bazı gazeteleri dağıtmamak gibi bir davranış içine girdiklerinde biz soruşturma açtık. Sonuçta iki gruba da ceza verdik.
Şu anda medyada hakim olan Doğan Grubu'nun bir haksız rekabet durumu yarattığı iddiasına ne diyorsunuz?
Medya genellemesi teknik olarak yanlış. Çünkü medya alanında çok sayıda farklı pazarın varlığı söz konusu. Satış, dağıtım, reklam geliri vs. gibi. Doğan Grubu hâkim durumda değil, güçlü konumda denilse daha doğru olur. Rekabet açısından ortada "katlanılabilir" bir tablo var.
Medyada kartel yok yani?
Medyada kartel var da diyemem, bütünüyle tam özlenen bir rekabetçi bir görüntü vardır da diyemem. Biz yoğunlaşmaya müdahale ediyoruz. Eğer Doğan Grubu piyasadaki gücünü artıracak, bir devralma, satın alma, birleşme talebinde bulunursa biz orada ince eleyip sık dokuyoruz. Müsaade etmeyebiliyoruz veya o satın alma konusunda şartlar getirebiliyoruz.
Örneğin Vatan Gazetesi'nin alınmasına, iki yıl sonra satma şartıyla evet dediniz. Atv ve Sabah'ın satış ihalesine tek firmanın girmesine ise bir şey demediniz. Bu, rekabete uygun muydu?
Biz o tarafına karışmayız. Ucuz satıldı, pahalı satıldı, bir firma girdi, beş firma girdi. Biz hukuken müdahale edemeyiz. Ama rekabetçi bir yapının oluşması açısından kimlerin o ihaleye giremeyeceğini ve satış sonrası kimlere izin verilebileceğini belirleriz.
TV5'in Doğan Grubu'na verdiği karasal frekans meselesi çok tartışıldı. Siz bu durumu rekabete uygun buldunuz. Ama RTÜK'ten karar çıkmıyor. Nedir bu işin aslı?
Doğan Grubu TV5 ile bir alışveriş ilişkisine giriyor ve 'oradaki karasal frekansı biz kullanacağız CNN Türk'te' diyor. Mevzuat gereği bize geldi konu. Biz dosyayı ince eledik, sık dokuduk. Kamuoyu karşısında savunamayacağımız ve muhataplarımızı mağdur edecek bir karar alırsak görevimizi yapmamış olacaktık.
Başbakan, neden kavga konusu yaptı?
Sayın Başbakan'ın hangi mülahaza ile hareket ettiği kendi takdirindedir, onu bilemem. CNN Türk esasen kablodan ve uydudan yayın yapıyor. CNN Türk daha önce karasal yayına sahipken o frekansı bir başka şirketine, TNT'ye devretti. CNN Türk, her ne kadar kablodan yayın yapıyorsa da bu karasal yayından dolayı Türkiye'deki toplam izlenme payında yüzde 1'lerin altında bir düşme olduğunu söyledi. Yüzde 0,4 civarındaki bu azalma tabii reklam verenlerin taleplerini etkiliyor. Ona göre pazarlık gücü azalmış oluyor. CNN Türk yöneticileri, o nispi azalmayı telafi etmek amacıyla TV5'in karasal frekansını devralmak istediklerini belirterek bize bir dosya verdiler.
Karar verirken nelere dikkat ettiniz?
Piyasa şartlarına baktık. Acaba, TV5'in karasal yayın frekansını CNN Türk'ün kullanması, zaten güçlü konumda olan Doğan Grubu'nun gücünü daha da artırır mı? Çünkü Doğan Grubu halen 3 olan karasal yayın hakkını 4'e çıkarmakta ve TRT'ye ait haklar dışarıda bırakılırsa, ilgili piyasanın yüzde yirmisine sahip olmakta. Ve çok küçük de olsa, karasal yayın hakkına sahip bir aktör yani TV5 piyasadan çıkıyor
TV5, Milli Görüş'ün değil mi?
Kimin olduğu bizim için önemli değil. Biri satıyor, biri alıyor. Biz piyasada bu devirden sonra rekabette bir azalma olacak mı, ona bakıyoruz. Baktık ki TV5 piyasadan çıksa da, çıkmasa da piyasanın o rekabetçi tablosuna ciddi bir katkısı yok.
Pahalı bir şey midir bu karasal yayın?
Hayır, değil. Üstelik birkaç yıl sonra demode olacak. 2015'e kadar dijital sisteme geçilecek. Duruma baktık. TV5 uydudan yayına devam edecek. İzlenme oranında kayda değer bir azalma olmayacak. Konuyu şu anda da gelecekte de yine kayda değer oranda Doğan Grubu'nun mevcut gücünü artıracak ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak bir faktör olarak değerlendirmedik.