09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yorumlar
[Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] 'Bu ateş bulutu hangi kavmin üzerinde?'
Cahit Zarifoğlu'nun bu dizesi Gazze'ye ölüm yağdıranlar açısından okunabilir. Bu ateş bulutu yağdıranların mı yoksa üzerine yağanların mı? Sezai Karakoç'un deyişiyle 'kutsal Kudüs'ün ruhuna ihanet eden' bir kavmin bu saldırısının siyasi, dini, toplumsal, ekonomik ve psikolojik boyutları ve sonuçlarına ilişkin günlerdir binlerce yazı ve konuşma okuyup dinledik.

Ne ki, aklı ve diğer algıları aşan bir yanı olduğu kesin. Bu Celal tecellisinin, kimin eliyle kime nasıl bir musibet ve ceza yağdığını tam olarak bilmiyoruz, bilmemiz de imkânsız. Belki bilge şairlerin kelimeleri bize kısmen yardımcı olabilir. Bunun için ilk uğrağımız Zarifoğlu. O ki, zamanının vicdanı bir şairdi. Afganistan ve Filistin için yaralı bir ceylanın gözleri kadar dokunaklı ve derin dizeleri çırpınıp durdu.

"Sen Filistin, hokkaları doldur kanla/Şairler eğer ahın varken/Uzanırlarsa tomurcuklara güllere/Herbiri kanlı bir ateş gibi korku/Bir azar, bir şamar olsun. // Filistin, sen işine bak, kar toprağını/Yoğur gazabını Yaradanın..."

Bu gazap, iki eli de sağ olan yani Cemal'in baskın olduğu Yaratıcı'dan geliyor ama bizatihi kendisi çok büyük acılar yaşamış bir kavmin eliyle gerçekleşiyor. Hiç kuşkusuz terörist bir devletle, terörize olmuş bir toplumla karşı karşıyayız. Bu politik-teolojinin içinde ruhu yağmalanmış bir organizma, bir beden ve varlık var. Alabildiğine milliyetçi ve bütün milliyetçilikler gibi bir kendini savunma ve mağduriyet psikolojisi üretmiş. Bu vahşete neden olanların sadece toprak ve onun getireceği diğer amaçlar peşinde olmadıkları aşikar. Burada tıpkı Sırplarınki gibi bir psikoloji söz konusu. Bizler mağduruz ve kendimizi savunuyoruz.

O halde şairleri dinlemenin vaktidir...

Peki kaç Hamas'lı öldü? Sadece iki. Hani sadece Hamas'a karşı, ondan kurtulmak için yapılıyordu bu? Yüzlerce çocuğun parçalanmış bedeni ve onu kollarında taşıyan ebeveynlerin gözlerine yansıyan o muazzam acı neden? İsrail piyade savaşına girmiyor zira girdiğinde iyi biliyor ki bir Hamas'lıya karşılık en az iki İsrail askeri ölecek. Bu da kısa bir süre sonra tıpkı Lübnan'da yaşadığı gibi kaybetmek ve çekilmek anlamına gelecek. Orada bir avuç gözü dönmüş faşist ve teoloji kurbanı celladın, o kadim ve mübarek toprakları bir kan gölüne çevirmesine seyirci kalanlar da o zulümden en az zalim kadar sorumlu değil midir? Bu soruyu yıllar önce Zarifoğlu da sormuş ve şöyle demişti: "Farzet körsün, olabilir/Elele tut/Taş al ve at/Kafiri bulur/Hani ceylanların/Hani cihat marşın?//Bir yumruk harbinden nasıl kaçtın/En arka safta bile kalmadın/Cengi attın, dünyaya daldın/Tezeğe konan sinekler gibi.// Dönüyor burgaç/Dünya üstten, yanlardan daralıyor/Ovalardan/Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi/Bir gün ister istemez/Karşısında olacaksın kaçtıklarının.//Dua et/O gün henüz mahşer olmasın..."

Cengi atan ve dünyaya dalan en çok Mısır başta olmak üzere yine kadim medeniyetlerin üzerinde oturan zalimlerdir. Genelleme yapmayalım ama oradaki halkların yönetiminden sorumlu seçkinler kadrosudur.

Bizler, bizatihi varlığı adalet ve zulme direnme olan bir iklimin çocuklarıyız. Bizler Selçuklu'nun ve Osmanlı'nın mirası üzerindeyiz. O topraklarda binlerce yıllık kelimelerimiz, bilgeliğimiz, yapılarımız var. Orada o topraklarda parçalanmış bedenlerini bırakan çocuklar bizim çocuklarımızdır. Çağın büyük yangınından sonra cetvelle çizilen o aptal sınırlara sıkışan bir dolu devletin şemsiyesi altındaki bütün Araplar, Farslar, Türkler, Kürtler ve diğer kavimlerin büyük hikayesi aynıdır. Bu terörize olmuş devletin zulmüne karşı askeri, siyasi ve ekonomik tedbirlerin köktenci biçimde alınması, kader birliği yapılması, bu coğrafyada yaşayan toplumları yöneten seçkinlerin akıllarını başlarına devşirmesi, birlik ruhu içinde davranması gerekiyor. Bunun için birey ve toplum olarak hareketlenmemiz, elimizden ne geliyorsa yapmamız bize farzdır. Yıllar önce Zarifoğlu'nun tasvir ettiği manzara tekrarlanıyor şimdi: "Yanakları, saçları, gözleri yanmış/ Zehirli gaz bombaları/Yılan gibi sokmuş, yalamış gövdelerini/Ağızları, küçücük dilleri yanmış/Bütün Beyrut sapsarı kalmış/Sanki ağlamak imkansız/Başları/Paletlerle ezilmiş babaları/Yahudi doğramış analarını,/Binlerce çocuk topların, betonların altında/Beyrut'un gözyaşları şimdi/Kudüs'ün yanıbaşında/Müslümanlarsa uzakta/Sanki başka/Gelinmez bir dünyada/Acın, bir vadi/Zehirli çiçekler, bir ova gibi karşımda/Gözüm baksın sadece/Ayrıntıları/Kıvrılıp kırılmış bilekleri/Kemikten yakılmış etleri/Kuma serilmiş cesetleri,

Büyük ajansların yaydığı resimleri/Bir seyirci gibi görsün dursun/Bir kadın gibi ağlasın..

Beyrut yengeç kıskacında/Çoğu müslüman kafir yanında/Yaslanmış yastıklara sonunu beklerler filmin/Sen Filistin, hokkaları doldur kanla/Şairler eğer ahın varken/Uzanırlarsa tomurcuklara güllere/Herbiri kanlı bir ateş gibi korku/Bir azar, bir şamar olsun."

O halde şairleri dinlemenin vaktidir. Bizim diplomasi paradigmamızı aşan bir şey var burada. Bu paradigmanın şairlerin ufkuna göre yenilenmesi gerekiyor. 'Ortadoğu' halklarının ve devletlerinin derlenmesi gerekiyor, toparlanması, kendine gelmesi gerekiyor. Küfür devam eder zulüm devam etmez, denilmiştir. Bu zulmün kökünü kurutacak köktenci önlemlerin alınması için yeni yolların açılması, yeni ittifakların kurulması, yeni paradigmaların geliştirilmesi lazımdır.

SADIK YALSIZUÇANLAR
18 Ocak 2009, Pazar

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
Yazarın Diğer Yorumları
 04.01.2009 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] Dink'ten Bediüzzaman'a teşekkür
 28.12.2008 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] Hasan Ali Yücel-Aklıyla Batı'da, gönlüyle Doğu'da bir adam
 21.12.2008 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] 'Bir gönüle iki sevda sığmaz'
 14.12.2008 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] 'Dağlarda Ateş Yandıkça...'
 07.12.2008 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] Geç kalmış bir girişim olarak Kürt akademyası
 30.11.2008 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] Ali'siz Alevîliğin imkânsızlığı: Hacı Bektaş-ı Veli örneği
 23.11.2008 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] Yoksulluk ve tasadduk
 16.11.2008 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğumuz
 09.11.2008 - [Yorum - Sadık Yalsızuçanlar] 'Hayat filme misaldir/İşler güçler hep sinema'
 28.09.2008 - [Yorum -Sadık Yalsızuçanlar] Medya ve ahlak
YorumlarBölümündeki Diğer Başlıklar
 [Yorum - Sinan Oğan] Ermenistan, diasporaya 'Ülkeyi satmadık' mesajı veriyor
 [Yorum - Alin Ozinian] Türkiye, Ermenistan sınırının açılmasını istiyor mu?
 [Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Türkiye'de yerli çözüm mümkün mü?
 [Yorum - Dr. Ümit Kardaş] Hakiki bir cumhuriyet hakiki bir demokrasi için
 [Yorum - Hilmi Yavuz] 'Sol-Ulusalcı' faşizmin tarihsel kökenleri üzerine bir deneme
 [Yorum - Nevzat Bayhan] Hâlâ 'yoz'laşmak istiyor muyuz?
 [Yorum - Muhammed Celal Numan] İKT'nin düşünce kuruluşları açılımı
 EMASYA sonrası da önemli
 Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı2
 Yerli ve yabancı oryantalistlerin göremediği...
 [Yorum - Atilla Yayla] Kahraman bakkal süpermarkete karşı mı?
 [ABD 1933] Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı1
 [Yorum - Doç. Dr. Hamza Al] Askerin politik ve bürokratik gerçeklik yanılgısı
 [Yorum - Didier Billion] Afganistan: Başını kuma gömen devekuşu stratejisi
 [Yorum - Eser Karakaş] İddia olmayan gerçekler
 [Yorum - Dr. Fahrettin Sümer] Afganistan'da çözüm arayışları sürüyor
 [Yorum - Jan Egeland] Haiti'den çıkarmamız gereken ders
 [Yorum - M. Naci Bostancı] Hepimize dokunan o acıklı haberler
 [Yorum - Herkül Millas] Darbe döneminden müdahale dönemine
 [Yorum - Sami Suruş] Türkiye'nin AB yolu içeriden geçiyor
 [Yorum - Prof. Dr. Garip Turunç] Nehir, yeni bir Türkiye'ye doğru akıyor...
 [Yorum - Etyen Mahçupyan] Darbenin rasyonalitesi
 [Yorum - Muhammed Ahmed El Huni] Yemen savaşa ve kaosa değil, kalkınma ve inşaya muhtaç
 [Yorum - Prof. Dr. Onur Bilge Kula] 'Kültür sorunlarımıza' bir başka bakış 2
 [Yorum - Süleyman Seyfi Öğün] Müsademe-i efkardan barika-i hakikati ummak

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2