09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Yorumlar
[Hillary Clinton, Zaman için yazdı] Dünya Kadınlar Günü'nü kutlarken
On bir yıl önce Çin'e yaptığım bir ziyaretimde bana ülkelerindeki kadın koşullarını geliştirme çabalarını anlatan kadın aktivistlerle görüşmüştüm. Kadınlar, karşılaştıkları zorlukların tablosunu canlı bir şekilde ortaya koymuşlardı:

iş ayrımcılığı, yetersiz sağlık bakımı, aile içi şiddet ve kadınların ilerlemesini engelleyen eski dönemden kalma yasalar. Birkaç hafta önce, o kadınlardan bazıları ile dışişleri bakanı olarak Asya'ya yaptığım ilk ziyaretimde yeniden görüştüm. Bu kez son on yılda yapılan ilerlemeyi dinledim. Ancak bu önemli ileri adımlara rağmen, tıpkı dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi, bu Çinli kadınların hâlâ daha engeller ve eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığı kesindi.

Kendi ülkelerinde siyasi, ekonomik ve kültürel yaşamda bütünlüklü katılım fırsatı arayan kadınlardan her kıtada buna benzer hikâyeler dinledim. Ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlarken, gerek yapılan ilerlemeleri gerekse kalan zorlukları ifade etme yanında, 21'inci yüzyılın karmaşık küresel sorunlarını çözmede yardımcı olmak için kadının oynaması gereken hayati rol üzerine düşünme fırsatımız da vardır. Günümüzde karşılaştığımız sorunlar kadınların tam katılımı olmadan çözümlenebilmek için fazla büyük ve karmaşıktır. Kadın haklarını güçlendirmek, sadece ahlakî bir zorunluluk değil aynı zamanda küresel ekonomik kriz, terörizm ve nükleer silahların yayılması, aileleri ve toplumları tehdit eden bölgesel çatışmalar, iklim değişikliği ve dünya sağlığını ve güvenliğini tehdit eden tehlikeler ile karşı karşıya kaldığımız bu dönemde bir ihtiyaçtır.

Bu zorluklar elimizdeki her şeyi talep etmektedir. Onları yarı buçuk önlemlerle çözemeyiz. Ancak yine de çoğu kez bu ve diğer konularda dünyanın yarısı geride kalmaktadır. Günümüzde, önceki nesillere kıyasla artan sayıda kadın, hükümetlerde, işyerlerinde ve sivil toplum örgütlerinde öncülük etmektedir. Ancak bu iyi haberin bir de öteki yüzü vardır. Kadınlar hâlâ daha dünyanın fakir, beslenmeyen ve eğitimsiz nüfusunun çoğunluğunu oluşturmaktadırlar. Hâlâ daha bir savaş taktiği olarak tecavüze maruz kalmakta ve bir milyar dolarlık piyasası olan bir suç endüstrisinde tüm dünyada insan tacirleri tarafından sömürülmektedirler.

Bugün dünyanın çok fazla yerinde kadına yönelik namus cinayetleri, sakat bırakma, kadın sünneti ve diğer şiddet ve aşağılama uygulamaları hâlâ daha tolere edilmektedir. Sadece birkaç ay öncesine kadar Afganistan'da genç bir kız okula giderken, kızların eğitimine karşı olan bir grup adam tarafından yüzüne asit dökülerek kalıcı şekilde gözlerine zarar verilmişti. Kızı ve ailesini korkutma çabaları başarısız olmuştu. Kız şöyle demişti: "Ailem öldürülsem bile okula gitmeye devam edebileceğimi söyledi."

O genç kızın cesareti ve kararlılığı kadın-erkek, hepimize kızlara ve kadınlara layık oldukları hak ve fırsatların düzenlenmesi için elimizden geldiğince çalışmaya devam etmemize bir esin kaynağı oluşturmalıdır. Özellikle de mali krizin ortasında, araştırmaların bize gösterdiklerini hatırlamamız gerekmektedir: Kadınları desteklemek yüksek verimli bir yatırımdır, daha güçlü ekonomiler, daha etkin sivil toplumlar, sağlıklı topluluklar ve daha fazla barış ve istikrarı getirir. Ve kadına yatırım yapmak, gelecek nesilleri desteklemenin bir yoludur: Kadınlar gelirlerinin çoğunu yiyecek, ilaç ve çocukların eğitimine harcamaktadır. Gelişmiş ülkelerde bile kadınlar tam ekonomik güce sahip değildir. Birçok ülkede kadınlar hâlâ aynı iş için erkeklerden daha az para kazanmaktadır. Başkan Obama bu yıl Amerika Birleşik Devletleri'nde bu boşluğu kapatmak amacıyla bir adım atarak kadınların eşit olmayan ödemelere karşı çıkma gücünü güçlendiren 'Lilly Ledbetter Adil Ödeme Akdi'ni imzalamıştır.

Kadınlara adil ödenek, kredilere ulaşma ve işyeri açabilme imkanı verilmelidir. Siyasi eksende de eşitliği hak eden kadınlar, hem oy sandıklarına gidebilme hem de seçilebilme ve hükümette yer alabilme eşitliğini hak etmektedirler. Kendileri ve aileleri için sağlık hizmeti alabilme, çocuklarını -oğullarını ve kızlarını- okula gönderebilme hakları vardır. Ve tüm dünyada barış ve istikrarı sağlamada hayati bir rolleri vardır. Savaşların paramparça ettiği bölgelerde, genelde kadınlar farklılıkları birleştirebilmekte ve ortak yönler keşfetmektedirler.

Yeni görevimde dünyayı dolaşırken, her kıtada tanıdığım kadınları aklımda tutacağım. Bu kadınlar tüm imkansızlıklara rağmen mülk edinebilmek, evliliklerde hak sahibi olabilmek, okula gitmek, ailelerini desteklemek ve hatta barış arabulucusu olmak için yasaları değiştirmek için mücadele eden kadınlardır. Ve diğer ülkelerdeki meslektaşlarımla ve sivil toplum örgütleriyle, işyerleriyle ve bireylerle çalışarak, bu konuları öne çıkarmaya devam edeceğim. Kadın ve kızların tam potansiyel ve kapasitelerini anlamak sadece bir adalet konusu değildir. Küresel barışı, ilerlemeyi ve gelecek nesillerin refahını artırma konusudur. ZAMAN

08 Mart 2009, Pazar

 YORUMLA
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
Yazarın Diğer Yorumları
 07.03.2009 - İşte JİTEM'in belgesi
 06.03.2009 - Kopardılar ham elmayı dalından
 05.03.2009 - Kanseri önlemenin basit yolları
 05.03.2009 - Demet Akalın, ifade verdi
 03.03.2009 - CNN Türk ek iddianameyi yayınladı, Başsavcılık yalanladı
 03.03.2009 - 'Türk Okulları ile gurur duyduk'
 02.03.2009 - 'Maganda'nın bedeli olarak Baykal'dan 100 bin lira istedi
 02.03.2009 - 'Bayern'de oynamam Milli Takım'a yarıyor'
 01.03.2009 - Tuncay attı, Boro Liverpool'a patladı
 28.02.2009 - Seracılığa zarar vermeyelim
YorumlarBölümündeki Diğer Başlıklar
 [Yorum - Sinan Oğan] Ermenistan, diasporaya 'Ülkeyi satmadık' mesajı veriyor
 [Yorum - Alin Ozinian] Türkiye, Ermenistan sınırının açılmasını istiyor mu?
 [Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Türkiye'de yerli çözüm mümkün mü?
 [Yorum - Dr. Ümit Kardaş] Hakiki bir cumhuriyet hakiki bir demokrasi için
 [Yorum - Hilmi Yavuz] 'Sol-Ulusalcı' faşizmin tarihsel kökenleri üzerine bir deneme
 [Yorum - Nevzat Bayhan] Hâlâ 'yoz'laşmak istiyor muyuz?
 [Yorum - Muhammed Celal Numan] İKT'nin düşünce kuruluşları açılımı
 EMASYA sonrası da önemli
 Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı2
 Yerli ve yabancı oryantalistlerin göremediği...
 [Yorum - Atilla Yayla] Kahraman bakkal süpermarkete karşı mı?
 [ABD 1933] Bir 'iç tehdit'e Amerikan cevabı1
 [Yorum - Doç. Dr. Hamza Al] Askerin politik ve bürokratik gerçeklik yanılgısı
 [Yorum - Didier Billion] Afganistan: Başını kuma gömen devekuşu stratejisi
 [Yorum - Eser Karakaş] İddia olmayan gerçekler
 [Yorum - Dr. Fahrettin Sümer] Afganistan'da çözüm arayışları sürüyor
 [Yorum - Jan Egeland] Haiti'den çıkarmamız gereken ders
 [Yorum - M. Naci Bostancı] Hepimize dokunan o acıklı haberler
 [Yorum - Herkül Millas] Darbe döneminden müdahale dönemine
 [Yorum - Sami Suruş] Türkiye'nin AB yolu içeriden geçiyor
 [Yorum - Prof. Dr. Garip Turunç] Nehir, yeni bir Türkiye'ye doğru akıyor...
 [Yorum - Etyen Mahçupyan] Darbenin rasyonalitesi
 [Yorum - Muhammed Ahmed El Huni] Yemen savaşa ve kaosa değil, kalkınma ve inşaya muhtaç
 [Yorum - Prof. Dr. Onur Bilge Kula] 'Kültür sorunlarımıza' bir başka bakış 2
 [Yorum - Süleyman Seyfi Öğün] Müsademe-i efkardan barika-i hakikati ummak

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2