|
Obama ziyaretinin keyfiyeti ve zamanlaması oldukça anlamlı. Diplomatik kaynaklar, güvenlik sebebiyle tam tarihleri açıklamaktan kaçınmakla beraber, Obama'nın 3-4 Nisan'da yapılacak NATO zirvesinin ardından 'ikili resmi ziyaret' çerçevesinde Türkiye'ye gideceğini bildiriyor. İkili ziyaretlerde teknik olarak birinci muhatap, ilgili devletin en üst makamı. Dolayısıyla Obama, Türkiye'ye Cumhurbaşkanı Gül'ün konuğu olarak gelmiş olacak ve Ankara'ya mutlaka uğrayacak.
Konuşma için Türkiye seçildi
Obama'nın 6-7 Nisan'da İstanbul'da Başbakan Erdoğan'ın eşbaşkanlığında yapılacak Medeniyetler İttifakı zirvesine de katılması ve Erdoğan'la da görüşmesi bekleniyor. ABD Başkanı, göreve başladıktan sonraki ilk 100 gün içinde bir İslam ülkesine giderek konuşma yapmaya söz vermişti. Washington'da yoğun hazırlık yapılan bu tarihî konuşmanın mekanı olarak da Türkiye'nin seçildiği anlaşılıyor. Obama, Avrupa ziyaretinin uzantısı olarak Ankara'ya uğrayarak, Türkiye'yi Avrupa'nın bir parçası olarak gördüğü ve tarafların AB tam üyelik müzakere sürecindeki engelleri aşmasını arzu ettiği mesajını da vermiş olacak.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın da ifade ettiği 'Türkiye'yi Batı'ya demirleme' stratejisi, yapılan karşılıklı taktik hatalarına rağmen Bush döneminde dahi devam ettirilmeye çalışılmıştı. Obama yönetimi de artık bir 'devlet politikası' haline gelmiş bu stratejik kaygılarla hareket ediyor. Türkiye'yi, Müslüman coğrafyada laik, demokratik bir 'örnek' (model değil) olarak en üst perdeden nazara verecekleri anlaşılıyor. Son dönemlerde Türkiye'nin yeri geldiğinde ABD'den bağımsız hareket edebileceğini ve hayır diyebileceğini göstermiş olmasının yeni Amerikan yönetimini çeşitli alanlarda işbirliğini baştan sağlama almaya yöneltmiş olabileceği değerlendirmeleri de yapılıyor.
Nasıl zemin hazırlandı?
Obama'nın ziyaret kararı, Bush yönetiminin özellikle ilk dönemlerinde ciddi oranda yıpranan Türk-Amerikan ilişkilerinde son birkaç yıldır devam eden tamir sürecinin Washington'daki yeni ekipçe de çok önemsendiğini ve en üst seviyeden takip edileceğini gösteriyor. Amerikan dış politikasındaki kilit aktörlerin Başkan'a Türkiye'ye gitme tavsiyesinde bulunmuş olduğu tahmin ediliyor. Bunlar arasında Savunma Bakanı Robert Gates, Beyaz Saray Milli Güvenlik Başdanışmanı James Jones ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton bulunuyor.
Yeni Amerikan yönetiminin Türkiye'ye ilişkin yapıcı bir çizgide hareket edeceğinin ilk dikkat çekici işaretleri, 45. Münih Güvenlik Konferansı'nda görülmüştü. Dışişleri Bakanı Babacan'ın başta ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden olmak üzere ABD'li yetkililerle yaptığı temaslar oldukça verimli geçmişti. Ancak şüphesiz en olumlu işaretler, Obama'nın Gül ve Erdoğan'la telefonla yaptığı ilk iş görüşmelerinden geldi. Müzakere başlıklarında pozitif gündemler ve mutabakat ağır basarken, karşılıklı saygı üslubu dikkat çekmişti. Gül ve Erdoğan, yeni Başkan'ı İstanbul'daki Medeniyetler İttifakı toplantısına davet etmiş, Obama ise İstanbul'un çok güzel bir şehir olduğunu, birgün mutlaka görmek istediğini söyleyerek açık kapı bırakmıştı.
Ermeni iddialarına darbe
Kendisine ABD'de seçimleri de kazandıran dinlemesini ve konuşmasını bilme, gereksiz sürtüşmelere girmeme özelliklerini özellikle müttefikleriyle ilişkilerinde sürdürmekte kararlı görünen Başkan Obama, Türkiye'ye her şeyden evvel Türk devletini ve halkını onore etmeye, ABD'nin olumsuz imajını düzeltmeye geliyor. Şu durumda ilişkilere zehirleyici etkide bulunacağı bilinen Ermeni soykırımı iddialarını Başkan'ın 24 Nisan'daki açıklamasında meşrulaştırma ihtimali de oldukça zayıflamış görünüyor. Demokratik Parti hakimiyetindeki Amerikan Kongresi liderleri ise Ermeni tasarısı konusunda başkanlarının ağzına bakıyor. Dolayısıyla Ermeni lobisinin bu sene de hayal kırıklığına uğraması kuvvetle muhtemel. ZAMAN
|