Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, YÖK üyesi ve İSAM Başkanı Prof. Dr. M.Akif Aydın, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamza Aktan, Sudan, Irak, Mısır, Malezya, Kenya, Kongo, Tanzanya, Etiyopya gibi ülkelerden dinleyiciler de sempozyuma katıldılar. Yeni Ümit Dergisi ile Akademik Araştırmalar Vakfı, bu toplantıyı tertip etmekle önemli bir hizmete vesile oldular.
Sempozyumlar, ekseriya muayyen bir bilim dalının belirli bir konusunu ele alır, uzmanlar orada yeni tespitlerini ortaya koyar, görüşür ve tartışır, böylece bilimin gelişmesine katkıda bulunurlar. Fakat halkın genelini ilgilendiren bilimsel konular da vardır. Şayet bu kabil konularda bazı iddialar ortaya atılmış, bilişim araçları ile bunlar yayılmış ise bu konularda ihtisas sahibi ilim adamlarının, konuya ilgi duyan geniş kitleyi bilgilendirmesi faydalı, hatta bazen gerekli olur. Uzmanlar iddiaları bilimsel yönden inceler, delillere dayanarak konuları aydınlatır, yanlışları düzeltirler. İlmî çalışmalarının sonuçlarını, vulgarize ederek geniş kitleye aktarırlar. Sosyal, özellikle dinî konularda bu ihtiyaç duyulabilir. Böylesi toplantıların, geniş bir salonda kamuya açık olması da iyi olur. Konuların spesifik, hatta yeni olması da şart değildir. Bu sempozyum, bu son grup toplantılar kabilinden oldu.
BİLGİ KİRLİLİĞİ BAZI İNSANLARI ŞÜPHEYE DÜŞÜRÜYOR
Kur'an'dan önceki İlahî mesajların tespit ve nakil yöntemleri, Kur'an-ı Kerim metninin muhafazasında uygulanan metot, hicretten önce Kur'an metninin yazdırılması, Kur'an'ın Hz. Ebu Bekir (ra) döneminde mushaf haline getirilmesi, vahyedilen metinleri unutulmaz kılan hadiseler, Kur'an'ın ezber yoluyla intikali, farklı Kur'an kıraatleri, oryantalistlerin metnin intikali konusundaki tutarsız iddialarının yanlışlığı gibi ana konular ele alındı. İşlenen konuların hemen hepsinde aykırı iddialar ileri sürülmüş olup onlar hakkında toplumu aydınlatma hedefi güdüldüğü anlaşılıyor. Dolayısıyla konular arasında organik denilebilecek bir bütünlük bulunuyordu. Bunlar hakkında yerli yerine oturmuş bilgiler vardır. Fakat zaman içinde medyada ve internet sitelerinde münferit iddialar halkımızı bilgi kirliliğine maruz bıraktığından, din esaslarında şüpheye düşen insanların olduğu da yaşadığımız bir vakıadır.
Toplantıda açığa çıkarılan konulardan birini, numune olmak üzere biraz ayrıntılı arz etmekte fayda görüyorum. O da, Hz. Peygamber'in (aleyhisselam), Kur'an metnini değişmeksizin tespit ettirme konusunda uyguladığı metottur. Bu husus, Müslümanların çoğu tarafından yeterince bilinmediğinden, yanlış iddialar geçici de olsa ortalığı işgal edebilmekte ve onun için de kamuoyunu aydınlatmak gerekmektedir.
Hz. Peygamber, vahyi ezberliyor ve yazı bilen bir sahabiye yazdırıyordu. Kur'an'ın neresine yerleştirileceğini belirtiyordu. Katibin yazdığını okutarak kontrol ettikten sonra o metni evinde muhafaza ediyordu. Erkek ve kadın meclislerinde ayrı ayrı tebliğ ediyor, onların ezberlemelerini teşvik ediyordu. Yazı bilenler şahsî mushaflar istinsah ediyorlardı. Kur'an, namazlarda okunuyordu. Her Ramazan ayında, o zamana kadar gelmiş olan kısmın tamamını mescitte okuyor, Cebrail de bu mukabelede hazır bulunarak, gerektiğinde hatırlatmak üzere görev başında bulunuyordu. Bu sunuma "arza" denmiş olup, İslam dünyasında devam eden "mukabele" oradan gelmektedir. Hz. Peygamber Aleyhisselam, dünyadan ayrılacağı sene: "Cebrail'e her sene Kur'an'ı bir kere arz ederdim. Bu yıl iki kere arz etmemi istedi. Bundan, vefatımın yaklaştığını anladım." buyurmuştu. Hz. Peygamber devrinde tam hafız sahabilerin sayısı hakkında 4 ila 30 arasında değişen rakamlar bildirilmektedir. Bu farklılığın sebebi, söyleyen sahabinin şahsî tespiti ve ortalama otuz yıl kadar bir zaman akışı içinde hafızlığını tamamlayanların sayısındaki artış olmalıdır.
HZ.PEYGAMBER'İN YAZIYA GEÇİRMEDİĞİ HİÇBİR AYET YOKTUR
Bunlar arasında Ümmü Varaka adlı bir hanım sahabi de meşhurdur. Sahabeden Hz. Ali, Abdullah ibn Mes'ud, Übeyy ibn Ka'b, Mikdad, Ebu Musa el-Eş'ari'nin hususi mushafları bulunuyordu. Muhaddis el-Hakim, Kur'an metninin ilk derlemesinin Hz. Peygamber döneminde olduğunu söyleyip Buhari ile Müslim'in şartlarına göre sahihlik vasfı taşıyan şu hadisi Zeyd ibn Sabit'ten nakleder. Hz. Ebu Bekir devrindeki resmî derlemenin ve Hz. Osman dönemindeki çoğaltma kurulunun başkanı olan Zeyd şöyle demiştir: "Biz Hz. Resulullah'ın nezaretinde Kur'an'ı muhtelif parçalardan derlerdik." Öyle anlaşılıyor ki Hz. Peygamber, vahyi tamamlanan sûreleri bildiriyor, katipler de o metinleri bir araya getirerek sûreye son şeklini Hz. Peygamber'in huzurunda veriyorlardı. O hayatta iken vahiy devam ettiğinden, iki kapak arasında mushaf haline getirmesi mümkün olmamıştı. Hz. Ebu Bekir'in hilafetinin başlangıcında mescitte derleme sırasında Hz. Peygamber'in evindeki metinler, öncelikle getirilmişti.