09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Pazar
Türk okçuluğu yaydan çıkmak istiyor
Hepsi birer masal kahramanı gibi; sevimli, biraz çılgın, çalışkan, hayranlık uyandıran adamlar... Kimi akademisyen, kimi kalp cerrahı, kimi yazılımcı, kimi çizer, kimi avukat; ama hepsi ok ve yay sevdalısı... Beş yıl önce kurdukları Kemankeş Grubu, büyümüş enstitü olmuş: Kemankeş Türk Okçuluğu Enstitüsü. Çekirdek kadro 15 kişiden oluşuyor; ama yüzden fazla üyeleri var.

Gündüzleri işe gidip gece evde ok yapıyorlar, el yazmalarının, minyatürlerin izini sürüp kitap çeviriyorlar. Hem öğrenci hem öğretmenler. Ok atarken Sa'd bin Ebi Vakkas gibi diz çöküp "Ya Hak" diye haykırıyorlar. Biri onları 'Robin Hood'a benzetirse, 'Tozkoparan İskender'i hatırlatıyorlar. Tek hedefleri, ok atmanın hedefi vurmaktan öte bir anlam taşıdığını göstermek.

Türk okçuluğu emin ellerde, gönlümüz ferah olsun, avukatından yazılımcısına, akademisyeninden kalp cerrahına yüzden fazla hoş ve 'deli' adam, neredeyse kendi mesleklerini bir kenara bırakıp Türk okçuluğunu diriltmeye çalışıyor. Bir kısmının hikâyesi Türkiye Okçuluk Federasyonu'na dayanıyor. Türk atış stiliyle uzaktan yakından ilgisi olmayan Anglosakson kökenli okçuluk yaptıklarını fark ettiklerinde başlıyor huzursuzluk, sorular soruları takip ediyor: "Atalarımız nasıl atıyormuş bu oku? Onların yaylarında boynuz varmış, nişangâhları yokmuş, nasıl oluyormuş bu iş?" Sonra Dr. Ünsal Yücel'in 'Türk Okçuluğu' adlı kitabı geçiyor ellerine ve şimşek çakıyor: "Orada gördük ki adımız okçu milletmiş zaten. Ok atmak hedefi vurmaktan öte bir şeymiş."

Kemankeş grubu işte böyle doğdu, "Ben küçükken ok yapıp atardım." diyen geldi, sonra bütün bir hayat ok ve yay oldu. 15 kişilik çekirdek kadro, Türk okçuluğunun hem pratiğini hem teorisini el yordamıyla çözdü ve zorlu geçen beş yılın ardından bir enstitü kurdu: Kemankeş Türk Okçuluğu Enstitüsü... Başkan M. Adnan Mehel ve genel koordinatör Metin Ateş ile konuştuk ve gördük ki 'bizim okçuluk' dinle, sanatla, felsefeyle sarmalanmış bir ata sporudur, masalsı, estetik bir yanı vardır, 'kalp ağrısı'na da sırt ağrısına da iyi gelir.

Pirimiz Sa'd Bin Ebi Vakkas

Bizim kemankeşler hayli mütevazılar. Yazma eserleri, minyatürleri tarayarak, kitaplar çevirerek, kişisel arşivlerden fotoğraflar araştırarak ve öğrendiklerini uygulayarak bu işin uzmanı olmuşlar; ama yine de diyorlar ki: "O döneme gidebilseydik şimdi, tekkenin kapısından kovarlardı bizi, seyirci olarak bile almazlardı." Edebi muhafaza etmek Türk okçuluğunun olmazsa olmazı, bugün Okmeydanı'nda artık sadece kalıntılarını görebileceğiniz Atıcılar Tekkesi'nin girişinde 'Edep yahu" yazar, çıkışında ise 'Hiç'... Metin Ateş de, grubun birçok üyesi gibi Türkiye Okçuluk Federasyonu'ndan ayrıldığı için soruyoruz: "Nedir farkınız? Ok ve yayın ve atış tekniğinin benzemeyişi midir yalnızca?" Malzeme ve tekniğin farklı olmasıaanı önemsiyor Ateş; oku atalarının tuttuğu gibi tutabilmek, yayı onların çektiği gibi çekebilmek için az çaba harcamamış; ama yine de bu spor etrafında dönen hayatla daha ilgili görünüyor. "Kemankeşlerin piri, Efendimiz'in övgüsüne mazhar olan "Sa'd bin Ebi Vakkas'tır." diyor. "Biz bugün, tıpkı onun gibi, sağ dizimiz ve sağ ayağımız yerde olacak şekilde atış yaparız, hadisler aklımızdadır, bir sünneti yerine getirdiğimizi biliriz."

Tozkoparan İskender Robin Hood'a karşı

Ok ve yay nerede ortaya çıkarsa çıksın dikkat çekiyor. Koca koca adamlar bile yitik oyuncaklarını bulmuş gibi heyecan duyuyor. Hele çocuklar hemen atlıyor: "Abi Malkoçoğlu musun sen?" "Kara Murat gibi ok atabilir misin?" Cüneyt Arkın benzetmesine 'Eyvallah' diyor Metin Ateş, ama Robin Hood'a benzetildiğinde tavrını ortaya koyuyor: "Bırakın o İngiliz eşkıyasını. Siz, Tozkoparan İskender'i tanır mısınız onu söyleyin?" Tozkoparan kim? Ulaşılabilecek en uzun mesafeye atış yapmış bir yeniçeri. Yaşadığı dönemde bir yıldız gibi yaşamış, bir yay ustası ve bir ok ustası sadece onun için çalışmış.

Okçu olmak isteyene kapımız açık

Okçuluk kolaymış gibi görünüyor. Nedir ki? Yayı çekip oku bırakıyorsun? Ama değil işte, birçok hevesli, ilk talimlerden sonra görünmez oluyor. Gündüz avukat, gece ok ustası kemankeş Adnan Mehel; "Öğrenmek isteyen olursa, gönüllü olarak öğretiriz." diyor "Yeter ki öğrenci niyetinde ciddî olsun, bu spor daha çok kişiye ulaşsın, biz kendi ok ve yayımızı bile kullandırırız." Adnan Bey, okçuluğun sağlık üzerindeki etkisine de dikkat çekiyor: "Ok atmak, yaş ilerledikçe ortaya çıkan kamburluğu ve yanlış oturmadan kaynaklanan sırt ağrılarını önler. Keman çalan bir arkadaşımız kemankeş oldu ki sırt ağrısı gitsin. Dik yürümek isteyen bayanlar için de uygun bir spor." Ok var, yay var da, yer yok. Haftada bir kez buluşup antrenman yapan kemankeşlerin en büyük sorunu, ok atabilecekleri güvenli bir mekândan mahrum olmak... Kışları Maltepe'de bir stadyumun alt katına, yazları Kağıthane Belediyesi'nin tahsis ettiği çimlik alana, bazen de Belgrad Ormanları'na gidiliyor; ama daha merkezî bir yerde, daha güvenli bir alana ihtiyaç var. u.akagunduz@zaman.com.tr

ÜLKÜ ÖZEL AKAGÜNDÜZ
31 Mayıs 2009, Pazar
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
PazarBölümündeki Diğer Başlıklar
 Varsa yoksa geyik bizim memleket!
 İskender Pala, üniformalı yıllarını yazdı
 Snowboard denince Çiçek akla gelir
 Şişmanlık babadan çocuğa mı geçiyor?
 Ani ısı düşmesi sizi hasta etmesin
 Viyana'dan Topkapı'ya Sultanlar Yolu açılıyor
 Sakız koçları artık emin ellerde
 FKM'den yeni oyun: Yolun Açık Olsun
 Hollywood'da doğdu türkücü oldu
 Hakkari, Hatit'den daha mı uzak?
 Evlerdeki Berlin duvarı "televizyon"
 Bir dönemdi yaşandı, şimdi mazide kaldı
 Amerika'ya uzanan Türk müziği aşkı
 Modacı Siren Ertan Çarmıklı: Anneannemle hacca gideceğim
 '2010 Evlilik Fuarı'nın yarın son günü
 Yavuz Selim'de hem dua hem temaşa
 Yalnız ve güzel memleketim iyiye gidiyor
 Her yazarın gönlünde, daha çok insan tarafından okunmak vardır
 Yeşil sahalardan gıda sektörüne transfer oldular
 İsrailli ve Filistinli iki genç şarkılarını 'barış' için söylüyor
 Şartlarını yerine getirsem konuğum olur musun?
 Şifreniz 'deŞİFRE' olmasın
 Bâbıâli'nin sır küpü Şaban Köse
 Türk ok ve yayının dönüş hikâyesi
 'Aslında' dememek için bu haberi okuyun

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge3