|
Son çıkardığı 'Nil'in Kıyısında' isimli albümle şarkılarını biraz daha ağırlaştıran ve 'iç acıları'ndan bahseden Nil ile hayatının kıyısından köşesinden samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Eylül ayında Kırık adlı şarkısının klibinin yayına gireceğini söyleyen Nil, modern hayatın hızına tahammül edemediğini ve kendini yavaşlatmaya çalıştığını söylüyor.
Neden albümün ismi 'Nil'in Kıyısında'? İnsanlara kendinizi açmaktansa niye kendi kıyınıza çağırıyorsunuz?
Kıyıyı sizin dediğiniz anlamda kullanırsak öyle, ama benim demek istediğim anlamda, suyun seviyesine, daha romantik daha duygulu olan kısmına inme. Biz bir dünyaysak, kıyı bana daha romantik geliyor. Benim adım sonuçta bir nehir adı; Nil... Paulo Coelho'nun 'Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım' diye bir romanı vardı ya, aklıma o geldi ve bu ismi koydum.
Oturup ağladınız mı peki Nil'in kıyısında?
Oturup ağlamışlığım vardır tabii. Şarkılar kan-ter ve gözyaşıyla yazılıyor sonuçta.
Nil Nehri'ne hiç gittiniz mi?
Hiç gitmedim ama gitmeyi istiyorum. İsmin de insanları etkilediğini düşünüyorum aslında. Sizin kim ya da ne olduğunuzla ilgili bir sestir sonuçta. Ses de bir frekans. Çok küçüklükten beri bir şekilde çağrılıyorsunuz. Medyumluğa filan inanmam ama bir keresinde bir medyum bana geçmiş yaşamımda Nil Nehri'nin kenarında 8 çocuklu bir anne olduğumu söylemişti. Adımdan dolayı sallamış da olabilir, ama olabilir de. (Gülüşmeler)
Bir kıyısı ölümü, bir kıyısı hayatı temsil ediyor Nil'in. Siz hangi kıyısındasınız?
Hayatın kıyısında görüyorum kendimi ama bunlar birbirinden tamamen ayrışan şeyler de değil.
Şarkılarınızda kendi günlük hayatınızda yaşadığınız olaylardan izler var. Fakat bunlar daha çok görünmesini istemediğiniz karanlık yönleri gizleme üzerine kurulu gibi. Çok mudur karanlık noktalarınız?
Kesinlikle var; dünya gibi, yarısı karanlık yarısı aydınlık. Bana sorsanız nereden yayın yapmak istediğimi, güneşli tarafımı tercih ederim. İnsanların ve benim buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu albümü karanlık bulan çok insan oldu. Demek ki gölgede kalan tarafları açmışım. Şarkı samimiyet gerektiren bir şey. 'Çok canım acıyor.' şarkısı var ve bugüne kadar söylemediğim bir laftır. Bugüne kadar, hep her şey yolunda şarkılar yapıyordum. Yeni dinleyici kitlesi çekmiş olmalı bu tarz. Acı, insanlar üzerinde daha fazla etki yapıyor. Komedi filmleri hiç Oscar almıyor, ciddiye alınmıyor. (Gülüyor)
Hakikaten ya, kadınlara laf atıp dururken şimdi nedir bu acı filan... Yaşınızın getirdiği duygular mı bunlar?
Yaşın etkisi var. Ben günlük hayatta kullandığımız şeyleri kullandım. Pırlanta yüzük, çocuk da yaparım kariyer de sözünü bir şarkıya koyacak kadar önemli görmüyorduk. Turp var, kek var, pilav var. Bir ara mutfağa mı taktım diye düşündüm. Her şeyi biraz daha anladığım, kabulün daha fazla olduğu bir platoya gelmiş gibi hissediyorum. 20'li yaşlarda biraz tırmalıyoruz, tırnağı çok fazla geçiriyorsun her şeye. Her şey sana çarpıyormuş gibi geliyor. Şimdi insana ait duygular daha tepeye çıktı.
Genç yaşınızda peşine düşüp de cevabını bulduğunuz en önemli soru ne oldu?
Kendimin ya da etrafımdakilerin değişip değişemeyeceğini merak ediyordum. Şu an durduğum yerden görüyorum ki, her şeyi olduğu gibi kabul etmek, olması gereken ve zor olan. Bir insanı değiştirmeye çalışmak bize çok zaman kaybettiriyor. Farkına varmam gereken şeyin ne olduğunu biliyorum. Benim için bu bir yolculuk, varılacak bir yer değil.
30 yaşına gelmiş biri olarak kendinizi nasıl görüyorsunuz? Yapmacık mı, şımarıkmı, asi mi? 'Nilföy hamuru' gibi şekilden şekle giriyorsunuz? (Gülüşmeler)
Çok fazla şekilden şekle giriyorum, değişik kişilikler sergileyebiliyorum. Bu, bilinçli yaptığım bir şey değil. İçimde çok fazla kadın var. Bunları bazen fazlasıyla açıyorum ve bu kafa karışıklığına neden oluyor. Çok hafif, basit diyenler de var, ağır ve felsefi diyenler de. Keşke herkes beni sevseydi, ama bunun mümkün olmadığını bir noktadan sonra anlıyorsun. Kimseyi herkes sevemez ki!
Normal hayatta nasılsınız?
Düşünmekten kafası çok büyük ve ağır, çok hızlı hareket etmeyen, her şeyi çok fazla tartan ama içinde renk ve neşe olan, aynı zamanda etrafındaki insanları mutlu etmek isteyen biriyim. Kendini sürekli geliştirme açlığı ve ifade etme konusunda takıntısı olan bir kadın görüyorum. Çok konuşuyor gibi görünsem de gitgide daha az konuşuyorum.
Multimedia bir kişiliksiniz ama! Sinema, reklam, şarkı, köşe yazarlığı... Niye her yerde görünmek istiyorsunuz?
|