09.02.2010, Sal

Anasayfa

Zaman'ım

Multimedya

E-Zaman

Seri İlanlar

  Gündem
  Ekonomi
  Politika
  Spor
  Dış Haberler
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Röportaj
  Yazarlar
  Yorumlar
  Dizi - İnceleme
  Çizgi Yorum
  Kürsü
  Aile Sağlık
  Bilişim
  Otomobil
  Şehir Haberleri
 
 
 

LİNKLER

TODAYS ZAMAN
AKSİYON
CİHAN
STV
S HABER
MEHTAP TV
EBRU TV
BURÇ FM
Pazar
Orta Asya'nın en büyük sesi: Alim Qasımov
Alim Qasımov
Bütün dünyada "Orta Asya'nın büyülü sesi" olarak tanınan ve hayranlıkla dinlenen Azerbaycanlı sanatçı Alim Qasimov, ülkemizde çok bilinmiyor. Türkiye'de yayınlanmış bir albümü de yok. Qasimov, yurtdışı konserlerinde sadece Azerbaycan'ı değil Türk dünyasını temsil ettiğini söylüyor.

Azerbaycan'a Türkiye'den gelen şarkıcılar Azeri gençleri özünden ediyor

Azerbaycan'ın dünyaca tanınmış mugham sanatçısı Alim Qasimov (Kasımov), Uluslararası Caz Festivali kapsamında Türk dinleyiciyle buluştu. Türkiye'nin değerli bestecilerinden Erkan Oğur ve klasik kemençe üstadı Derya Türkan'la Aya İrini Müzesi'nde aynı sahneyi paylaşan Qasimov, Batı'da "Orta Asya'nın büyülü sesi" olarak tanınıyor. Bu, Qasimov'un Türkiye'de ilk konseri değil. 1990'lı yılların sonunda Fransa Başkonsolosluğu'nun daveti üzerine Türkiye'ye gelen Qasimov, daha sonra çeşitli vesilelerle İstanbul, Konya, Ankara, İzmir gibi şehirlerde de sahneye çıktı. "Azerbaycan'ın Neşet Ertaş'ı" olarak da bilinen sanatçı, icra tarzıyla Doğu'nun en önemli seslerinden Nusrat Fateh Ali Khan'ın varisi olarak nitelendiriliyor. Azerbaycan'ın klasik müziği olan 'mugham'ın en önemli icracısı olmasının yanında; sufi geleneğinden esinlenen müziği ile de dikkat çekiyor. Konserlerinde halı üzerine bağdaş kurarak icrasını gerçekleştiren sanatçının Amerika'dan Fransa'ya, Brezilya'dan İran'a çok geniş bir dinleyici kitlesi var.

TÜRKİYE'DE ALBÜMÜ YOK

1999'da UNESCO ödülüne layık görülen Qasimov Türkiye'de çok fazla tanınmıyor. Amerika, Fransa'da ve Almanya'da albümleri çok satan sanatçının Türkiye'de yayınlanmış bir albümü yok. Qasimov bu durumu, "Çok garibime gidiyor. Türkiye'den bir albüm teklifi gelmedi. Herhalde para kazandırmaz diye düşünüyorlar. Eğer kazandıracağına inansalardı yüz defa çıkardı." diyor. Yurtdışında albümlerinin sattığını söylüyor: "Oradan bana para gönderiyorlar. Demek ki satılıyor albümler..."

Alim Qasimov, 1957 doğumlu. 1978-1982 yıllarında musiki mektebinde; 1982-89 yıllarında da Azerbaycan Devlet İncesanat Enstitüsü'nde müzik eğitimi almış. Onun hayatında 1988'deki Uluslararası Semerkand Müzik Festivali'nin ayrı bir yeri var. Festivalde birincilik kazanması Qasimov'un dünyaya açılmasına vesile olmuş. Festivalde kendisini dinleyen bir Amerikalı, onu ülkesine davet edip konser programları organize etmiş.

Klasik Azeri müziğinin bir türü olan mugham, geçmişte bir saray müziği imiş. Son yıllarda toplumun tüm kesimlerince dinlenen bir tarz. Mughamlar daha çok tar ve kemençe ile seslendiriliyor. Arada söylenen uzun doğaçlamalar bu müziğin en büyük özelliği. Mughamların sözleri büyük Azeri ya da Kafkas şairlerinin şiirlerinden alınmıştır genellikle. Qasimov daha çok, çok sevdiği Fuzuli, Nesimi, Khani, Nizami gibi şairlerin sözlerini okuyor.

Qasimov, mughamı Türk sanat müziğine benzetiyor. Saadettin Kaynak, Hafız Burhan, Münir Nureddin Selçuk'un yaptığı müziği beğendiğini söylüyor. Bizim klasik müziğimizde olduğu gibi mughamın da makamları var.

Qasimov, düğünlerde mugham söyleyen bir sanatçıyken dünyanın dinlediği bir sanatçı olmasını "Allah'ın kısmeti" diye nitelendiriyor. "Ben özüme tesir eden şarkıları söylüyorum. Her şeyi unutup o şarkıyı sahnede yaşıyorum. Sanırım insanlar da bundan etkilendi. Bizim çıkış noktamız Fransa'dır. Çok çalıştım. Her şey zahmetle oluyor. Bir işi aşkla yapınca o aşk dinleyicide makes bulur." diyor.

Alim Qasimov (Kasımov), 1996 yılından beri sahneye kızı Fergane ile birlikte çıkıyor. Dünyayı birlikte gezen baba-kız, İstanbul'un bambaşka bir şehir olduğunu söylüyor.

'Azerbaycan'ı tüm dünyada temsil ediyorsunuz' dediğimde ise "Bizim işimiz bu. Aynı zamanda Azerbaycan'ı temsil ediyoruz. Azerbaycan'dan çok umum Türk milletini temsil ediyoruz." cevabını veriyor. Konser verdiği ülkelerde sıklıkla yaşadığı bir anekdotu şöyle anlatıyor: "Nereden geldiniz, diyorlar. Azerbaycan'dan diyoruz. Azerbaycan'ı bilmiyorlar. Türk'üm, Türkiye'den geliyorum diyorum. O zaman tamam diyorlar."

Klasik Türk musikisinin Azerbaycan'da bilinmediğini belirten Qasimov, Tarkan, Sibel Can, Hadise, İbrahim Tatlıses, Serdar Ortaç gibi şarkıcıların bu ülkede çok sevildiğini söylüyor. Bu müzikleri dinleyen yeni yetme gençlerin yozlaşmasından şikâyetçi oluyor: "Bizde Türk musikisi o kadar çok seviliyor ki. Gençlerin özü özlüğünden çıkıyor. Gönül alıcı bir müzik değil bu. Pop müzik. Ağır başlı okuyan yok. Bu şarkıcıları getiren de sevdiği için getirmiyor. Para kazanmak düşüncesiyle getiriyor."

Qasimov, dünyanın her yerinde pop müziğin yaygın olduğunu kabul ediyor: "Asıl musikinin olduğu yerde temaşa az olur. Fuzuli'yi kim dinliyor? Her vakit böyledir. Fuzuli, zamanında güzel yaşamadı. Nesimi'nin derisini soydular. Geçmişten bugüne bu böyledir."

MURAT TOKAY
12 Temmuz 2009, Pazar
Bookmark and Share | Gönder  | Yazdır
 
PazarBölümündeki Diğer Başlıklar
 Varsa yoksa geyik bizim memleket!
 İskender Pala, üniformalı yıllarını yazdı
 Snowboard denince Çiçek akla gelir
 Şişmanlık babadan çocuğa mı geçiyor?
 Ani ısı düşmesi sizi hasta etmesin
 Viyana'dan Topkapı'ya Sultanlar Yolu açılıyor
 Sakız koçları artık emin ellerde
 FKM'den yeni oyun: Yolun Açık Olsun
 Hollywood'da doğdu türkücü oldu
 Hakkari, Hatit'den daha mı uzak?
 Evlerdeki Berlin duvarı "televizyon"
 Bir dönemdi yaşandı, şimdi mazide kaldı
 Amerika'ya uzanan Türk müziği aşkı
 Modacı Siren Ertan Çarmıklı: Anneannemle hacca gideceğim
 '2010 Evlilik Fuarı'nın yarın son günü
 Yavuz Selim'de hem dua hem temaşa
 Yalnız ve güzel memleketim iyiye gidiyor
 Her yazarın gönlünde, daha çok insan tarafından okunmak vardır
 Yeşil sahalardan gıda sektörüne transfer oldular
 İsrailli ve Filistinli iki genç şarkılarını 'barış' için söylüyor
 Şartlarını yerine getirsem konuğum olur musun?
 Şifreniz 'deŞİFRE' olmasın
 Bâbıâli'nin sır küpü Şaban Köse
 Türk ok ve yayının dönüş hikâyesi
 'Aslında' dememek için bu haberi okuyun

                                 

Copyright© 1995-2010 Feza Gazetecilik A.Ş.


bilge2